ZOR GÜNLERİ KOLAYCA AŞMAK ELİNİZDE...

Tüm dünyayı hızla saran ekonomik kriz herkesi etkiliyor. Bu durum bir çok kişide depresyon oluşturmaya başladı. Her tür değişiklik depresyon sebebi olabilir. İşten çıkartılan bir kişi için de, iş yerinde yeni görevler üstlenmek zorunda kalan birisi için de depresyon söz konusu olabilir.
Bu dönem geçmişten bugüne kadar taşımış olduğumuz artık işimize yaramayan bize zarar veren şeyleri temizleme ve dönüştürme zamanı.
Bizi çok zorlayan kişileri, olayları ve dönemleri aşmayı başardığımızda o zorluk kadar büyük bir rahatlama yaşarız. Bu zorlu dönemleri aşarken yapılacak en önemli şeylerden biri an'da olmayı ve şimdiki anda durumu objektif olarak değerlendirmeyi başarmak. Değerlendirmeyi yaparken ne kendimizi ne de başkalarını suçlamak işe yarayan bir yaklaşım değil. Bu tüm dünyayı etkileyen bir ekonomik kriz ve bir süredir beklenen bir durumdu.
Hayatımızın bir çok döneminde bizi test
Böyle zorlu durumları-dönemleri; yeni bir açılım yapmak, sahip olduklarımızı iyice gözden geçirip daha iyi değerlendirmek için fırsat olarak kullanabiliriz. Her değişim zamanı kendimizi daha iyi tanımak, anlamak, çözmek, gelişmek ve ileriye gitmek için uygun bir ortam yaratır. Özellikle bu tip durumlarda hayatımızı kendi gerçekliğimizle oluşturduğumuzu hatırlamamızda fayda var. Olabilecek “en kötü” şey gerçekleşmiş ise de bu durumu olabilecek “en iyi”ye dönüştürmek yine bizim elimizde. Bu zorlu durum-dönem bizi yeni kazanımlara götürme olasılığını içinde barındırıyordur.
Bu dönemdeki bitişler; çok uzun zamandan beri beklemede kalan, istemeden mecbur hissedilerek yapılan ve artık tamamlanması gereken bir şeyin bitmesi anlamına da gelir. Helen Keller'ın dediği gibi kapalı kapılara bakmaya devam ettikçe açık olanları göremeyiz. Yeni bir kapı açılması için eskinin kapanması gerekebilir.
Her zor durumun içinde büyük öğretiler var, o durumdan öğrenecek olan da bizleriz. Son dönemdeki regresyon çalışmalarından birinde rehberlerden gelen mesajda; seçimlerimizin uzay-zaman örüntüsü içinde olduğu söylendi.
“O karışık gibi görünen iplikleri dokuyan ruhtur ve içinde ne varsa dokuduğun şey de odur. Ruh o yoldan geçer, dokudukları kalır. O yoldan sonra geçenler o güzellikleri görür. Kaos yaratırsan kaos yaşanır, güzellik yaratırsan güzellik. Hayatın iplikleri elinde, istediğin gibi doku onları”.
Bir an geçtikten sonra o anı nasıl yaşadıysak o şekilde izi kalıyor. Hayatta nelere sahip olduğumuz, nerede ne yapıyor olduğumuz değil hayatımızı nasıl yaşadığımız ve o an'ın, o günlerin, o hayatın bizde nasıl izler bıraktığı önemli.
Her anı seçimlerimizle oluşturuyoruz. Birilerinin bizi mutlu etmesini, sevmesini beklemeye son verip, kendi merkezimizde kalıp, “kendimiz” olarak ruhsal gelişim yolunda mesafe katedebiliriz. Mutlu ve dengeli bir yaşam dışarıdan gelen bir hediye değil, ancak kişinin kendi içinde başarabildiği bir durum.
Çoğunlukla içinde kaybolup tek gerçeklik sandığımız bu boyutun bir ilüzyon-yanılsama olduğunu söylüyor, yazıyoruz. Burası ilüzyonun ötesinde bir sahne, yani özenle kurgulanmış bir oyun alanı. Burası bir sahne ve bir gün bu sahneden ayrılınca rolümüzü nasıl oynamış olduğumuz, bu rolün bize kattıkları, kavradıklarımız ve çözdüklerimizle ruhsal gerçeklik boyutuna geçeceğiz.
Bir çok regresyon çalışmasında kişi "kötü" görünen bir durumun veya kişinin daha derin seviyede yer alan farklı bir boyutunu da algılayabiliyor. "Kötü" görünen bir durumun aslında iyi sonuçlar doğurabildiğini anlıyor. Tıpkı "kötü" görünen veya kötü şeyler yapan birinin de geliştiren bir öğretmen olması gibi. Görünen hiçbir şey göründüğü gibi değil. Kötü görünen birine-duruma kızıp öfkelenmek yerine, sakinlik ve sabırla, o durumun bize ne öğretebileceğine odaklanmakta fayda var. Bir fırtınaya yakalanan gemiciler, hiç bir şey yapmadan sadece fırtınaya kızıp dururlarsa ne kendilerini ne de gemiyi kurtarmaları mümkün değil.
Fırtınaya kızmak yerine en doğru hamleleri yaparlarsa o fırtınadan sağ salim kurtulmayı başarabilirler.
Zorlu dönemlerde atılacak en doğru adımları bulmak için öncelikle durumu kabullenip, kendimize bakıp sahip olduklarımızı gözden geçirerek bu hayatta ne istediğimize odaklanabiliriz. Bizi gerçekten mutlu edecek, ruhumuza da iyi gelecek olana odaklanabiliriz. Bir çok insan bu dönemde hayat amacını keşfedip o yolda ilerlemek için güçlü bir istek hissediyor. Tüm insanlık olarak bu zorlu dönemi, hep birlikte birbirimizi anlayış ve sevgi ile destekleyerek aşacağız.
Sevgi ve Şükranla,
DİBA AYTEN YILMAZ - 9 ŞUBAT 2009
http://www.radianced.com/tr/others/zorgunler.asp
0 yorum yazılmıştır
Yorum yaz!