MEDİNE 'DEN CANLI YAYIN...

MEDİNE 'DEN CANLI YAYIN...

TDG ailesine Gonulden selamlar.

Su anda Medinenin 15 km disinda

derdimi zar zor anlatabildigim

bir Internet Cafeden sizlere ulasiyorum.

Ulkemizin tasina topragina sahip cikalim.

Onu cok sevelim.

Memleketimizin degeri ondan ayrilinca belli oluyor.

Bu hac icin bile olsa…

 Hani demokrasisinden falan sikayet ediyoruz ya…

Arabistanda

sokakta gezmekten baska hersey yasak.

Hatta ezan okunduktan sonra hayat duruyor.

Oda neredeyse yasak.

cunku herkes dukkanini kapatmak zorunda

ve namaza gitmek zorunda.

Burada dini ozgurce yasama sansiniz yok.

Ama gorunurde herkes dindar.

Bir haftadir Medinedeyiz.

Medine oteller bolgesini cikarsaniz basit bir sehir.

Hic bir gelisme emaresi yok.

Hz.Muhammedin mezarinin burada olmasi

sehrin tek cazibe merkezi.

Sehirle ilgili bu kisa bilgiden sonra

simdi asil konumuz olan Hacla baglantili

ziyaret yerleri hakkinda size bilgi vereyim.

Şundan tum TDG liler emin olsun.

Burada ben nereyi ziyaret edersem

onlarinda benimle olmasi icin

elimden gelen herseyi yapiyorum.

Biz bir butunuz.

Ben bu butunu elimden geldigince

bu manevi havaya ortak etmeye calisiyorum.

 1, MESCID-I NEBEVI

VE RAVZAT-UL MUDAHHARA:

Hz Muhammed'in Ravzasi ve Mescid-i Nebevi

gercekten gorulmeye deger yerler.

Allahtan samimiyetle dilegim burada o oldu.

Tum TDG lilerin topluca burayi gorup

yureklerinde hissetmeleri.

Taş olsaniz yine de onun manevi havasindan kendinize,

ic aleminize donuyorsunuz.

 Medine de Mescid-I Nebevide fotograf cekmekte yasak.

Elden geldigince tenha zamanlarda

polislerin uzaklarda oldugu zamanlarda

fotograflarini cektim,

bugun kapali alan itibariyle 350.000 kisinin

ibadet edebildigi tum alaninda

1. Milyar muslumanin tek kibleye yoneldigi

muhtesem bir yer burasi.

2. CENNT-UL BAKI:

 Bir cok sahabenin ve

 Hz. Muhammed’in akrabalarinin yattigi

bu guzel yerinde fotograflarini cektim.

Onlari da imkan olursa paylasacagim.

Hz Muhammedin kizi Fatima Ummu Gulsum

ve Rukiye’

 3.Halife ve Hz. Muhammedin damadi Hz.Osman,

Hz. Muhammedin oglu Ibrahim,

 Amcasi Abbas, Hanimlari Hz. Ayse, sevde’ zeynep

Uhud sehitlerinin bir bolumu burada yatmaktadir.

Dozerlerle duzlenmis ve

 eskiye ait hic bir iz birakilmayan bu mezarlikta

sadece meshur sahabelerin bulundugu mezarlarin

etrafi bir kac adet tasla isaretlenmistir.

3. MESCITLER.

Medinenin icinde

Mescid-I Gamame diye bir mescit var.

Hz. Peygamber devesinin uzerindeyken

uzerinde onu golgeleyen bulutun goruldugu mekana yapilmis.

Gamame:bulut demek.

Onun yaninda Hz. Ebubekir mescidi ve

onun altinda da Hz. Ali mescidi var.

bir diger mescitte Bilal-I habesi mescidi.

Hepsinin resimlerini cektim.

Bu mescitlerin sahabelerin isimlerini tasimasindan baska

hic bir tarihi ozelligi yok.

Bunlarin çoğu

osmanli zamaninda yapilmis mescitler.

Beni en cok duygulandiran sey.

Mescid-I nebevide Osmanlidan kalma

arap sitilinden degisik bir minare vardir.

Ona zarar vermemisler ve hala duruyor.

Tum asaletiyle…

 4. UHUD DAGI:

Medinenin 5 km disinda

mustakil bir dag silsilesi olan bu dagin

eteklerinde yapilan savasin cereyan ettigi yerlere gittim.

O gun enteresan bir sey oldu.

Fotograf makinamin pilleri bitti.

Medinede pil bile bulmak sorun buna inanin.

Dagin basinda umitsizlik icinde

dedim YA Rabbi bir cozum goster.

Yer tezgahinda

haci yagi ve tesbih satan bir vatandasa

 “HACI PIL VAR MI DEDIM.“

 adam bana salak salak bakacak zannederken

NEAM EVET dedi.

Bu muhtesem pilin reklaminida yapayim.

Dag basinda sadece iki adet

ve baska da hic olmayan pilin adi DURACELL.

Nasil Sukrettim anlatamam..

Tdg ye ozel iki adet pil.

Uhud savasinda sehit olanlarin bulundugu sehitlikte

dozerlerle duzlenmis. Etrafi kapatilmis.

Elden geldigi kadar fotograflari zumlayarak cekmeye calistim.

Sadece sehitlikte Uhut sehitlerinin en meshuru

Hz. Hamzanin mezarinin etrafi bir sira biriketle cevrili.

Digerleriyle ilgili tek bir iz birakmamislar.

sizlerinde bildigi gibi burada 70 sahabe sehit olmustur,

Hz. Muhammedin disi kirilmis

ve yuzu yaralanmistir.

Eger nasip olursa ve musade cikarsa

bu imkansizliklardan kurtulunca

hacla ilgili fotografli bir seri yapmaya niyetliyim.

5. HENDEK VE 7 MESCITLER.

Hendek savasinin gectigi mekanda yapilmis

 ve bugun harap vaziyette olan

ve sadece Hz. Muhammedin karargah olarak kullandigi

FETH mescidi haric

digerleri bakimsiz olan bu mescitlerle beraber

gozetleme kuleleri ayakta duruyor.

Bunlarin fotograflarini cektim.

Ama ne yazik ki hendek toprakla doldurulmus.

Bu savasla ilgilide anlatilacak cok sey var nasip olursa,,,

6. MESCID-I KIBLETEYN:

Bu mescit bana cok sey anlatiyor.

Onu ileride paylasirim.

 Bu mescid cok guzel.

Bakimli.

Rivayetlere gore Hz Muhammed

ogle namazinda Kudusteki Mescid-I Aksaya donup

namaza baslamis ve namaz icinde vahy gelerek

kiblesini degistirmesi soylenmis

ve namaz icinde mekkeye kabeye donmustur.

Eski kibble tarafina kapi yapilmis

yeni Kible tarafi ise hala kullanilmaktadir.

7. MESCID-I KUBA:

Hz Muhammedin hicret esnasinda

bir muddet misafir kaldigi bir köy Kuba.

 Orada hemen bir mescit insa etmis

ve bizzat kendisi sirtiyla tas ve kerpic tasimistir.

Insani gonulden yakalayan mekanlardan birisi.

Allah hepimize tekrar gormeyi nasip etsin. (r.k)

hep tekrar ettigim gibi buralarin fotograflari mevcut

ve burasi hakkindada ayri bir yazi yazmak soz konusu.

Eger fotograf cekerken suud polisine yakalanip

fotograf makinasini kaptirmaksak

hepsini en kisa zamanda sizle paylasacagim.

 Ilk imkan buldugum anda…

Belki hissettiniz yazdigim yazida pek ruh yok.

Inanin icim cosuyor.

Icimdeki duygulari anlatacak kelimeler mevcut degil.

Sizlerden ayri kalmak bana cok agir geldi.

Dokunsalar aglayacagim.

Ama nasipte buralari gorup

sizlere kisitli imkanlarla olsada anlatmak varmis.

Eger cennet vatanima donmek nasip olursa

her yonuyle detayli bir yazi yazarim.

Icinde hislerimizin yumak oldugu

ve beraber duygularimizi ve enerjimizi paylasacagimiz.

Beni unutmayin.

Hepinizi gonulden seviyorum ve buralarda hep beraberiz.

Bunu hissediyorum.

 Bana dua edin.

Sizlerin gonderecegi enerjiye ihtiyacim var.

burada burokratik islemler cok agir.

Gorev o yuzden zorlasiyor.

Canim buRAK`im sana

ve senin sahsinda tum TDG ailesine

en icten selamlarimi gonderiyorum.

Allaha emanet olun.(r.k)

Sizleri seviyorum

ve TDG ye ihtiyacin

burayi gordukten sonra ne kadar cok oldugunu

daha iyi kavradim.

Cok calisalim isi ciddiye alalim.

Insanlarin kurtulmaya ihtiyaci var.

 

 ALLAHA EMANET OLUN

TANRININ DEHASINI GOSTERECEK OLANLAR (R.K)

 Mehmedim sadece…

http://www.tanrinindogumgunu.com/

Bu bir cehennem yazısıdır…

Biz Hazret-i Muhammed’i bir tane zannediyorduk.
Binlerce varmış meğer…
Biz, Mirac’a sadece onun çıktığını zannediyorduk.
Ohoo… Herkes hergün göğe gidip gelmekteymiş meğer.

Bunlar Allah katına çıkmışlar.
Cennet’i görmüşler gözleriyle.
Cehennem’i tavaf etmişler.
Bu kadarla da kalmamışlar.
Peygambere nasip olmayan bunlara nasip edilmiş.
Meleklerle, cennetin ve cehennemin sakinleriyle röportajlar yapmışlar.
Gezmişler, görmüşler, geri gelmişler…

Sen öğrenmeye çalışıyorsun Ahiret’i.
O “biliyor” halbuki.
O kadar emin ki herşeyden.
Dokunmuş. Biliyor da biliyor.

Ahireti, Allah’ın katını,
gözleriyle görmüş insanlara nasıl duyurabiliriz ki sesimizi?
Adam dinler mi seni?
Cenab-ı Allah misafir etmiş onu, katına buyur etmiş.
Sırlarını vermiş ona.
Sonra da geri buraya göndermiş.
Buraya neden geri gönderildi, bu kısım ilginç tabi…

Tekrar söylüyorum;
Tanrı’nın doğum günü,

 faniler katına gönderilmiş bir kitaptır.
Biz ölümlüler için ahirete dair bilgiler gaybdır


ve biz gerçeğin ne olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Kendi çapımızda.
Tek çabamız budur.
Sizin işiniz kolay tabi.
Siz herşeyi zaten “biliyorsunuz”.

Öğrenenler ölümlüdür.
Bilenler Melek.
Sizi hangi sınıfa koymalı bilemedim.
Malum melekler kendi kafalarına göre hüküm vermiyorlar ya.
Sizi ara geçiş formları olarak görmek daha doğru sanıyorum.
Belden aşağısı insan-belden yukarısı ermiş.

Melekler de şaşırmıştır herhalde bu işe.
Azapla dolu cehenneme,
bazılarının bu kadar körü körüne bağlı olmasına.
Ne diyebilirim ki?
Madem bu kadar arzu ediyorsunuz,
girin o zaman cehennem’e.
“Hayır ben cennete giricem”
Orada dur paşam.
Allah yolunda savaşmadan nereye gidiyorsun?
Cennet’e gireceğinden nasıl bu kadar eminsin?
“Yo ne alakası var. Ben Allah korusun cehenneme girme ihtimalime de inanıyorum.
Müstağni görmüyorum kendimi”
Hmmm…
Bi bakalım bu dediğinde samimi misin?

Her an ölebilirsin.
Ve öldüğün anda Allah’
ı
n huzuruna çıkacağının farkındasın.
Seninle ilgili yüzbinlerce soru soracak sana.
Cevaplarını bildiği halde.
Yeterli bulmazsa cehennem’e gönderecek seni.
Sonsuz azapla dolu bir yere.
Çıkışı asla olmayan bir yere.
“Alevlerle dolu cehennem”…
Ona gerçekten inanıyorsan,
söyleyeceğin tek şey budur sevgili dostum;
CEHENNEME GİRMEMEK İÇİN HERŞEYİ YAPARIM.

Herşeyi yaparım AMA peşin hükümlü olmaktan vazgeçmem…
Herşeyi yaparım AMA inandığıma inanmakta inat ederim…

İnsanların çoğunluğu girecek oraya” demiş Kur’an korku düzleminde.
Gel gör ki insanların çoğunluğu, kendini azınlığın içinde görmekte.
Gel de çık işin içinden…
İyi de bu cehenneme kim girecek ben onu merak ediyorum.
Kediler, köpekler herhalde…

Cehennemi inkar ediyorsun demiş biri.
Ben cehennem’e inanmaz olur muyum?
İnkar eder miyim hiç?
“Cehennem, senin içinde olduğundur” diyorum sadece.

Ben, ortaya getirdiğimiz bu yeni ahiret bilgisine inanmadığın için suçlamıyorum seni.
Onu bırak.
Sen, geleneksel ahiret bilgine bile yeteri kadar inanmıyorsun.
İnansaydın böyle olmazdın.

Ben Rahman’ın sonsuz sevgisine inanmamaktan da sorumlu tutmuyorum seni.
Senin Allah’tan yeteri kadar korkmadığını söylüyorum.
Korksaydın böyle olmazdın çünkü.
Herşeyin üstünde, cennet’e gün sayan biri olarak görmezdin kendini.
Cehennem’e girebileceğine binde bir bile ihtimal verseydin, bizim kitabımıza böyle yaklaşmazdın.

Şimdi yeni moda; Okudum… demek.
Bakmak görmek değildir sevgili dostum…
Doğru olabileceği ihtimaline kendini açık tuttun mu hiç?
Ezberini bozacak cesareti “niyaz ettin mi Cenab-ı Allah’tan?”
Senin felsefen üzerinden konuşayım;
Bu kitabı okurken kovulmuş şeytandan kaç kere sığındın Allah’a?
Kendi satırlarımızı kastetmiyorum,
kitabın içindeki yüzlerce Kur’an ayetinden bahsediyorum elbette.

Her an cehenneme girebileceğinin ayırdında olan bir insan psikolojisi değil seninkisi.
Sen cennetlik mertebesinden sesleniyorsun bize.

Merak edenler için söylüyorum;
Bugüne kadar zihinlerde şekillenmiş ahiret mahkemesi,
eğer bir gün sizin inandığınız gibi gerçekleşirse,
Bilin ki bugün o sınavı verebilecek bir tek Allah’
ın kulu yoktur yeryüzünde.

Allah yolunda neden savaşmadın denecek sana.
Mazlum olanların üzerindeki zulmü neden durdurmadın,
biz seni yeryüzüne halife olarak göndermedik mi diyecekler sana.
Sen ne diyeceksin?
Efendim ben fitre verdim her sene.
Doğru ya…
Cennet bir toplu konut projesi…
Sen de ödediğin taksitlerin makbuzlarını gösteriyorsun haliyle.

Ödemelerinizden bu kadar emin olmayın derim ben…
Çok zorlu bir sınav bekleyen.
Çalışmadığın yerlerden gelebilir sorular.
Dikkatli ol.
Eğer gerçekten korkuyorsan.

Sen bilir misin ki,
o zavallı ayıcığı zulmederek öldüren o güzel şehrimizin,
bütün halkı sorumludur bu fiilden.
Topluca arınacaklar bu günahlarından.
Arınmadan Cennet’e girmek?
Girebilirler tabi.
Bakarsın halat da iğnenin deliğinden geçer.
Neden olmasın?

Öyle bir mahkeme kurulursa, şahsen ben de veremem o sınavı.
Elimdeki bu kadar bir kadim bilgiyken,
senin peşin hükümlerini neden aşamadığımı sorarlar bana.
İyi niyeti geç derler, başarı bilançosu isterler.

Allah affetsin seni!… demiş dostumuz.
Bir de bana diyorlar bu ne cüret diye…
Şaka yaptım, dert yandım, soru sordum.
Ama onunla emir kipinde konuşacak cesareti hiçbir zaman bulamadım kendimde.
İtiraf ediyorum, senin cesaretinin onda biri yok bende.

Sen Kur’an’ı da defalarca “okumuştun”,
bu ayeti nasıl atladın hayret;
“Günahın için mağfiret dile;
akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et.”
Kur’an-ı Kerim Mümin Suresi 55. Ayet

Ayet böyle sen ne yapıyorsun peki?
Günahı için mağfiret diliyorsun.
Güzel kardeşim önce kendi günahlarından bir arın,
sonra gel başkalarınınkine.
Peygamber mertebesinde olduğun için söylüyorum.
Onlara da böyle söylenmişti.

Dinin temel değerleri alt üst etmişsin sen…
Hayır. Senin dininin temelleridir benim alt üst etttiğim.
İslam’
ın değil…
Bu yeni bir İslam falan da değildir.
Bu en eski İslam’
ı
n ta kendisidir. Özüdür.
İşine gelir gelmez, o senin konundur. Beni hiç ilgilendirmez.

Bizim okuyucularımız işin kolayına kaçtığı için

bu kadar seviyormuş Tanrı’nın doğum günü’nü…
Bana söylesene.
Seninkinden daha kolay bi hayat var mı şu dünyada?
Oh. Ermişsin.

Fitreni ver, camine git,

 Elhamdülillah, Maşallah,

 İnşallah, Maazallah…
Allah’lı cümleler kur.
Hadi Allah cennet’e.

Lüküs hayat.
Lüküs hayat.
Oh ne rahat.
Bak keyfine,
Yan gel yat…

Düşünmek, kafayı çalıştırmak,

Kur’an’ı ilk defa inmişcesine okumak,

inançlarını yenilemek ve yanlışlarından arınmak

dünyanın en zor işidir sevgili dostum.

 Bizim okuyucularımız bunu yapıyor işte.

Şu günlerde harıl harıl hazırlanıyor herkes

 Kadir gecesi’ne.

Söyle bakalım Ramazan arınması için sen ne yapıyorsun? Herkes oruç tutucak. Arınacağın konularla ilgili ne yaptığını soruyorum. Herhangi bir telaş, herhangi bir gayret var mı? Yok. Neden olsun ki? Malum cennetin tapusu yan cepte.

İnançlarını gözden geçirmene hiç gerek yok.
Aynen, futbol için dedikleri gibi;
Galip takım bozulmaz.
Şampiyon sensin nasılsa.
O yüzden aynı takım, aynı kadro aynen devam.
Bir başka deyişle;
Aynı tas aynı hamam.

Başkalarının günahı için bağışlanma diliyorsun. Küfreder gibi bir üslupla “merhamet” dilemek… Allah belanı versin’in yumuşamış haliyle. Sana tavsiyem, yalan yanlış bilgilerle başkalarının psikolojilerini tahlil etmeye çalışacağına, kendi psikolojine odaklan. İşe kendinden başla.

Rahman’ın sevgi dolu İslam’ını yaşamanın yolu,
korku dersini başarıyla vermekten geçiyor.


Ve ben seni asla sevginin kadim bilgilerini

kabul etmediğin için suçlamıyorum.
Herkes ne zaman hazırsa, o zaman buluşur, o zaman idrak eder. Benim işim buraya kadardır.
Derdim, çabam, gayretim halihazırda olanlara sesimi duyurmaktır.

Ben, kendi inançlarının mahkemesine emanet ediyorum seni.
Cehennem’den yeteri kadar korkmadığını söylüyorum sana.
“Zorlu günün azabından” gereği gibi korksaydın,

yerleri tırmalardın,

uçan böcekten bile ders dilenirdin.
Zannettiklerinden bu kadar emin olmazdın.

Allah’tan yeteri kadar korkmayanlar,
Kur’anı içlerindeki şeytandan sığınmadan,
can kulağıyla dinlemeyenler,
bizim kitabımızda, arınanlara vaad edilen
cennet’i dikkate almasınlar.
Onlar için ahiret modeli, eski azametiyle
“aynen” devam ediyor.
Cehennem tutuşturulmuş yanıyor.
Harıl harıl.
Yanıyor bazılarının buna ihtiyacı var çünkü.
İyi ki yanıyor iyi ki de var.
Olmasa seni durdurmak hiç mümkün olmayacaktı çünkü.

Ne güzel dedirtmişler peygamberimize;
Benim dinim bana,
Senin dinin sana.

Hadi bakalım sevgiyle


buRAK özDEMİR

www.tanrinindogumgunu.com

KADERİNİN YAZILI OLDUĞU DEĞİL,

KADERİNİ DEĞİŞTİRECEK OLAN KİTAP

BİN YILIN KUR-AN TEFSİRİ

Yorum Yaz