................................oku ve yaz ... İNDİGO MEHDİ buRAK özDEMİR doğru söylüyor

23/12/2009

İNSANLAR HAYVANLARIN İÇİNDE KİMLERİN SAKLI OLDUĞUNU BİLSELERDİ,

Kategori: YASAM

 

Ratyo…

Dün sabah saat 7 suları. Arabada gidiyoruz. O saatte nereye gidiyoruz ileride anlatırım. Radyo açık. Bahar’ın çok sevdiği, kaçırmadığı bir program var. O açık. Yolda gidiyoruz. Bir Levh-i Mahfuz sesi duydum. Radyodan. Bir okuyucumuz radyo programcılarına Levh-i Mahfuz ve Elhamdülillah Hayvanım göndermiş yılbaşı hediyesi olarak. Tatlı bir muhabbet oluştu. Ve sabahın 7sinde benim ayakta olduğum yüzyılın ender günlerinden birinde cereyan etmesi güzel ve anlamlıydı. Hediyeyi gönderen okuyucumuzun adı ‘Ahmet Kaya’ bu arada. ‘Ahmet Kaya bize Levh-i Mahfuz göndermiş’ tümcesi çok reenkarnatif ve sansasyonel bi cümle :) Sabah böyle bir cümleyle duyarak güne başlayan birinin, bu kitabın adını unutmasına imkân ve de ihtimal yok :)

buRAK özDEMİR

Köpek…

“üçüklüğümden beri evimizde kedilerimiz vardı.Şu an ofisimde var bir kedim.Bir ara köpeğimde vardı (Odi) :).. Hayvanları çok severim. Bazen insanlardan daha düz ve doğru olurlar. Sanırım köpeklerin önüne kitap koyarak dokundurma yapmak istemişsin.
Bu senin kitaba sevgi& saygı duymadığından değildir. İçerisinde ayetler yer alan bir kitabı köpeğin önüne koymak kışkırtıcı gerçekten. Şeytanı etkilemek için kitabı kötü, pis ortamlara koymayı çağrıştırıyor. Bilirmisin bilmiyorum kara anlaşma yapanların yolu bu .Hoşnutsuzluğumu dile getirmek istedim. Sevgiler.”

Bu mesaj için teşekkür ediyorum. İyi bir fırsat. Birazdan söyleyeceklerim için. Bu dürüst mesaj için önce teşekkür ettikten şunu söylemek istiyorum: Bunları duymamış oluyım.

Okuyucumuz hayvansever biri. Buna karşın karşın, eski dinin eski algılarını zihnimizden atamayacağımız için zaman zaman böyle tabu temizliği yapmakta yarar var.

Kedili resimlerin değil, köpekli resmin okuyucumuza kışkırtıcı gelmesi tesadüf değil. İçerisinde ayetler yer alan bir kitabı köpeğin önüne koymak tümcesindeki köpek, dilimizdeki ‘pis köpek’teki köpek. Hani melek olan eve girmeyen ‘köpek’.

Bizim köpekten anladığımızla eskilerin köpekten anladıkları aynı şey değiller. Bizim Kur-an’dan anladığımızla eskilerin Kur-an’dan anladıklarının aynı olmaması gibi. Söz konusu olan süslemeli, Arapça, klasik bir kur-an cildinin resmi olsaydı, kışkırtıcılık konusunda bir parça haklılık payı olabilirdi. Fakat bu bilindik kur-an değil. Bu Levh-i Mahfuz Kur-an’ı. Onu istediğin gibi resimleyebilirsin. İstediğin gibi okuyabilirsin. Levh-i Mahfuz Kur-an’ını tuvalette bile okuyabilirsin. Çünkü sen tuvalette utanılacak birşey yapmıyorsun. Zaten, utanılacak birşey yaparken de Levh-i Mahfuz Kur-an’ını okuyabilirsin. Seni yanlışından döndürebileceği için belki de bu en doğru zamandır.

Unutmayalım ki, Tanrı’nın doğum günü’nün kapak mesajındaki tüm İslam alemine, insanlığa ve ‘canlılığa’ vurgusu rastgele bir kelime seçimi değil. Levh-i Mahfuz’daki bu cümle de öyle:

 İnsanlar hayvanların içinde kimlerin saklı olduğunu bilselerdi, sokak hayvanlarının yanından önlerini ilikleyerek geçerlerdi…

Hepimiz şehir şebekesine bağlı birer musluğuz dostlarım. Hepimiz aynı şebekeye bağlıyız. Özümüz su. Biz insanlar, sıcağı ayrı soğuğu ayrı ayarlayabildiğin modern banyo musluklarız. Su akıtıyoruz. Hayvanlar da şehir şebekesine bağlılar. Onlar eski sokak çeşmelerinin sarı muslukları. Onlar da su akıtıyorlar. Musluk vardır yenidir, ama içinden akan pis bir sudur. Musluk vardır eski bir çeşmedir ama içinden ‘kaynak suyu’ akıyordur.

buRAK özDEMİR

Uf o…

Levh-i Mahfuzu yazdığım günlerden bir hatıra. Geceden sabaha kadar kan ter içinde geçen, soluksuz bir yazma süreci. Sabah olmuş. Yatmışım. Birkaç sonra kalkıyorum. Biraz yürüyüp hava alacağım. Yürürken kafam gece boyu yazdıklarımda. UFO’larla ilgili bölüm…. Yazarken başka bir dünyadasın. Ertesi gün olduğunda, yazdığın şeyler o kadar uzak geliyor ki. UFO’lardan metrobüs kadar olağan şeyler olarak bahsediyorsun. Bu ruh halinde yürürken bir yere oturtum. Yere doğru bakınıyorum. Kulağımda da bangır bangır bir müzik. Düşünüyorum. Şu soruyu sordum içimdeki sese. ‘Hey oradaki! Gerçekten ufoları, uzaylıları görebilecek miyiz bir gün?’ (Taksim’de mesela di mi?) Bu gemilerin içinde kimler var?

Bunları sorduğum sırada, yüzüm yere dönük. Bir gölge gördüm. Değişik bir gölge.  Müzikten sesini duyamamışım. Kafamı yukarı kaldırdım. Şehrin göbeğindeyiz. 20 metre tepemde motorlu paraşütle havada gezinen bir adam var. Bana el sallıyor. Bir soruya bundan güzel cevap düşünemiyorum. Tam saniyesinde. Mesaj alınmıştır, oleey dedim.

buRAK özDEMİR

http://www.tanrinindogumgunu.com/levh-i-mahfuz-hakkinda-aydinlatici-bilgiler/

http://www.tanrinindogumgunu.com

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 


23/12/2009

HAKİKATİ OKUYANLARIN YORUMLARI – 23 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

HAKİKATİ OKUYANLARIN YORUMLARI – 23 ARALIK 2009

Biliyorsun da unutmuşsun gibi…

Sevgili buRAK. Öncelikle Bize böyle bir kitap kazandırdığın için sonsuz teşekkürler.eğer hala yaşamlarının sonuna gelmedinse yani (kusursuz olarak ona ulaşma zamanından bahsediyorum neredeyse eminimki gelmişsindir)senin gibi bir Tanrısal artık bu yolculuğu tamamlamak üzeredir artık eğer böyle değilsede her halde bir dahakine çok çok artılarla başlayacaksındır bu benim görüşüm.Ama şimdiki yaşamını tamamlamadan önce eminim daha çooook açıklanacak şeyler vardır. Levh-i Mahfuz’u da çok şükür okudum.Gelen bilgiler o kadar yerine oturuyorki hani nasıl tarif edeyim sanki birşeyi biliyorsunda unutmuşsun gibi eskileri çok kolay yerini veriyorlar anlatabildimmi bilmiyorum. Hemen şunu sorasım geliyorYeni bilgiler ne zaman gelecek? Ben büyük bir hasretle bekliyorum. Valla senin işin biraz; zor bunca bilgi açlığı olan insan varken…Yüklendiğin misyonun kolay değil ama sen çok güzel üstesinden geliyorsun.İyi ki varsın. Sana sonsuz teşekkürler, iyi çalışmalar…

 

Selamlar,

Tanrının Doğum Gününden sonra Levhi Mahfuz’u yazdığınız için teşekkürler,yazılarınızın devamını diliyorum.

 

Başlangıç…

Levh-i Mahfuz bitti..ama ne bitiş.. Sanki suda eriyen vitaminler gibi… Tüm kitabı yudum yudum içmek..İşin ilginç yanı ise; bu lezetli, tadına doyulmayan bilgilerin ruhumda yol alışınıda hissetmeye devam ediyorum..=)) Yavaş ve kararlı bir şekilde bünyeye nüfuz etmekteler..=)) TDG de de böyle olmuştu ama sanki bu çok başka..daha net, keskin, dan dan dan..=)) Ellerine, yüreğine sağlık arkidiş..Nasıl onca yükü sırtladında; bizlere gık demeden, her daim güler yüzle taşıdın..Rabbim senden razı olsun, hayatımızda açtığın tüm kapılar için.. her şey için…=))

 

Bibliyofil…

Kitabı bu sabah itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. İnsanoğlu her şeye zamanla alışıyor şaşırmaya bile… Hep daha fazlasını istiyor, bir dokuz yüz daha yazsan okurum. Yani umarım yazarsın, yazmalısın, tamam ne olur yaz!

Daha önceleri senin “dünadamı” dediğin birkaç kişinin kitabını okumuştum. Okumaya başlamadan önce her satırında hissetmek istediğim duygu ; “Tanrı’nın kolları olsa da ona sarılsam duygusuydu” ama kitap bitiminde hissettiğim şey “ Haşa onun kolları olduğunu düşünmek bile büyük günah” şeklinde olmuştu. Sevgi bıçak gibi tek taraflı olunca epey can yakıyor. Alamadığım sevginin burukluğu olsa gerek biraz da sırtımı dönmüşüm bu konulara zamanla. Levh-i Mahfuzu okurken O’nun bana sarıldığını hissettim resmen, hani selvi boylum al yazmalım filminde ki meşhur söz gibi “Elini tuttum sıcacıktı…” Onu sevmek başka hiçbir sevgiye benzemiyor. Anne, baba, kardeş, eş sevgisine benzemiyor. Çok farklı bir tadı var gerçekten. Hele bir de karşılığı olunca tadından yenmiyormuş

Bir kitabı bitirdiğimde elimde üç şey olur. Birincisi kitabın verdiği ana önerme ve daha önemsiz olan yan önermeler. İkincisi kitaptan çıkardığım ya sıralı bağlı olan ya da kısa ama anlam yüklü olan cümleler. Üçüncüsü bir kitabı bitirmenin verdiği hazla karışık yeni bir kitaba başlama hevesi.

Şimdi ben bu kitabı bitirdim. Ana önerme bulmak mı? Benim başım dönmüş durumda. İkincisi cümle çıkarmaktan ilk yüz sayfadan sonra vazgeçtim. Üçüncüsü bitirdiğime zaten sevinememekle birlikte ben şimdi bundan sonra beni her satırında şoka uğratan hangi kitabı okuyabilirim ki?

Ben hani şu “kitap kurdu” denilen insan türündenim. Bunu kendimi övmek ya da entelektüel bir kibirlilik taslamak için söylemiyorum. Kitap almak ve kitap okumak zamanla aşırılıya kaçınca hastalığa dönüşmüş… Bibliyofil…

Herkesin payına bir değişim düşecekse eğer ben şu an itibariyle bunu yapmaya hazırım. Bunca yıldır özenle biriktirdiğim kitaplarımı dağıtmaya, onları okullara veririm. Belki de kütüphaneye. Kitaplarını sadece okumak için bile başkasına vermeyen biri için onları dağıtma düşüncesinin ne olduğunu bilemezsiniz. Zor olacak benim için hatta büyük ihtimal ağlayabilirim. Değişim kendimize vurduğumuz prangalardan kurtulmaksa ben sadece şimdilik üzerime düşeni yapacağım.(Levh-i Mahfuzu vermeyeceğim çünkü sadece bir kez okumanın yeterli olmadığını düşünüyorum. O hayatım boyunca ikinci (belki üç, dört?) kez okuduğum tek kitap olacak galiba.)

Sitenin hafifliği meselesine gelince. Böylesine bir kitabı kaleme alan adama hafif demek için önce kendi ağırlığımdan emin olmam lazım. Ben bu pratik bilgiler konusunu İş yerinde rahatlamak için masaya çiçek koymaya benzettim. O zaman buRAK’ın vazosuna bir çiçekte ben koyayım.

Ayvayı limonladıktan sonra üzerine türk kahvesini (pişirmeden) baharat eker gibi serpersen ortaya çok farklı bir lezzet çıkıyor. Kendinize iyi bakın.

 

Kitapçıda geçen tereddütlü gün…

Kaç gündür kitapçıda levhi mahfuz ismli kitabınızı inceliyorum.sayfaları karıştırıp okuyorum.açıkçası çok ilgimi çekti.dini düşüncelerle yazılmış yazıları okumayı seviyorum.zaten sizde kitap için kur an tefsiri diyorsunuz.ancak hayatınızı incelediğimde kur an tefsiri yazacak kadar dinle uğraştığınız pek bir şey göremedim.sizcede böyle bir şey yazmak için büyük bir dini bilgi birikimi olması gerekmiyormu? cevabınızı bekliyorum ama yazmasanız bile yarın gidip kitabınızı alıcam…

 

Levh-i Mahfuz…

hayatım botunca okuduğum ve bana en çok şey analatan en güzel kitap – bugüne kadar eşi benzerine tanık olmadığım bir gerçekliğin anlatımı

 

Doğumhane…

Kitabımıza siparişyolu ile ulaştım.Şu an okuyorum. Tanrının doğum günü adlı kitabımızı daha evvel okudum(ağlıyarak verilen hiç bir bilgiden kuşku duymadan aman allahım diyerek) Bu kitabımız elime geçtiğimde daha sayfasını açmadan AMAN ALLAHIM, AMAN ALLAHIM DEDİM. Yaklaşık 3 veya 3,5 yılda olabilir, sürekli gördüğüm .(ışık mı diyeyim kitabın üstündeki renkleri görüyordum, her seferinde bu ne olabilir acaba ne anlatılmak isteniyor diyede sormaktan vezgeçemiyordum tabiki süre okadar uzun olunca artık doğal bir hal almıştı, nezamanki bu kıtabımızı elime aldım. İŞARET BU İDİ) sonra okumaya başladım 41 nci bölüme gelene kadar.Bu yaz yaşadıklarımı anlatıyordu. Sadece paylaşmak istedim.

ÇOK GÜZEL GÜNLERE GEBEYİZ.

DOĞUM OLMAK ÜZERE.

http://www.tanrinindogumgunu.com/levh-i-mahfuz-hakkinda-aydinlatici-bilgiler/

 

http://www.tanrinindogumgunu.com

 

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 

 

 

 


23/12/2009

HAKİKATİ OKUYANLARIN YORUMLARI – 19 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

HAKİKATİ OKUYANLARIN YORUMLARI – 19 ARALIK 2009

Düşünmek,

 çoğu zaman mekanik ve yüzeyseldir. Ama muhteşem olanı yüreğiyle düşünebilmektir. Cennet, yüreğiyle düşünenlerle dolu olmalı…

 

DEPREM Mİ?

Dostlarım sevgili ailem müstakbel B.İST.D. tarihi kitabımızda tutulmalara atıf yapılarak bize tarihi bildiriliyor hepimizi uyarmayı bir görev olarak görüyorum.Bu tarihlerden birisi ocak 2010 içerisinde diğeri de temmuz ayı içerisinde ..En derin sevgilerimle…

 

tanrının doğum gününü çok sevdim.

 o kadar çok sevdim ki bir kaç kez toplu alışveriş ile sevdiğim ve indigo olduğundan şüphelendiğim dostlarıma da dağıttım.

yine edinmek istedim. 8 li bir parti alayım dedim. ama ne mümkün :)

Levh-i mahfuz’u gördün. Ne iş? Kitap isim mi değiştirdi. içerik aynı mı? bu yeni bir kitap mı? bu kadar köklü bir farklılık varsa bu siteyi ziyaret edenlere bildirilmez mi? sitenin bu yeni halini hiç sevmedim. bence hiç yakışmamış. insan insana bu eziyeti yapmaz :)

birde telefonla sipariş vereyim dediğimde karşımda insan yok? insanın karşısında muhattap bir insan bulamaması sinir bozucu. bu da yakışmadı. ama sanırım anlayış yoksunu bazı insanlar arayıp tehdit edip abuk subuk laflar ediyorlar. telefonu açacak kişinin bunlara muhattap olmamasını istediğinizi düşündüm.

ama şeker kardeşim. o kadının sesi ne o öyle dijitalize edilmiş robot gibi. hani yani benzetmek gibi olmasın ama hani eğer şişme kadınlar satılır olmuşya şimdi seks objesi olarak onların sesi olsa öyle olurdu herhalde.

Telefondaki sesi çıkartan kadının asıl sesinin o olduğunu sanmam. ne iş? arayanarda biz aslında insan değiliz uzaydan geldik. zaten filmin sonu da geldi birazdan amerikan başkanı burda olur imajı mı?

Kitap zaten tek başına bir güzellikti. açıkçası diğer hiçbir kitabın içeriğinde dikkate değer hiçbirşey yokken o kitapları öyle yazan adamın bunu nasıl yazdığından şüphelendim ama sonra kendimi bununla yormamaya karar verdim. doğum günü hediyem yeterince güzeldi.

o kadar güzel bir kitaba bu kadar dijitalize telefon sesi seçimi. hayretlere şayandır. nedir reklamcılık damarımız hala çok mu kabarık?

Son olarak kitap niye kitapçılarda yok. sana bir ambargo mu var? yoksa bana ambargo var havası mı yaratılmak isteniyor. Ne iş?

 

merhaba

ben tanrı’nın doğum günü adlı kitabınızı,şimdi levh-i mahfuzu okudum.Bu yolda öğrenmek ve ilerlemek adına ne yapabiliriz,bunları bilmek isterim.Kitaplar beni çok etkiliyor gerçekten hayat bakışım değişti daha doğrusu Tanrı’ya.Herşeyi değiştiriyorum gerçek ben olma yolunda kayıplar yaşıyor ama gerçek benliğimi bulmanın sevinciyle zor yolda ilerliyorum.Belki birbirimize desteğimiz olur.Aslında kitapların oluşum aşamasını daha detaylı bilmeyi çok isterdim,herneyse teşekkürler!

 

Süper bi film fikri…

Geçenlerde kitabı merak eden bir arkadaşıma kitabı anlatmaya başladığımda aklımda kitabın insan hayatıyla ve tekamül süreçleriyle ilgili bölümlerinin görüntüsel imajları belirdi ve birden keşke bunun filmi yapılsa dedim :) Film şöyleki bir insanın tüm reenkerne süreçlerini ve tüm hayatlarındaki farklı zaman dilmilerini gösterecek ve tüm hayatlarında yaşadığı şeylerin ona neler öğrettiğini bütün penceresinden bakıldığında açıkça gösterecek bir film olacak mesela :) Mesela, bir hayatında Irakta gerici bir dinci, öteki hayatında Amerikada yaşayan indigo bir zenci çocuk olacak :) Bir hayatında kötü bir suç işlemiş olarak ağır bir karmik yük yüklenecek ve sonraki hayatında bunun yükünü taşıyacağı bir hayata gelecek ve bunu gözlerinde ve yüreğinde bir hüzün ve ağırlık olarak açıklayamacağı birşey olarak hissedecek mesela :) Hatta her hayatında farklı bir zaman diliminde olursa o zamanın şartlarınıda anlatan misal bir hayatında Hz. Muhammedin geldiği Arabistanda yaşadığı bir dönem, bir hayatında 2.Dünya savaşında yaşayan bir alman general olacak mesela. Batıda ve doğuda yaşadığı hayatlar onu iki tarafın gerçekte bir parçanın iki yarısı olduğunu gösterdiği mesajı verilecek filmin sonundada :) Valla gerçekten kitabı sindirmiş bir yönetmen gerçekten saf bir yürekle böyle bir film çekse yüzyılın filmi olur bence :) Hatta 20 sezonluk dizi çıkar bundan :) Neyse fazla uçmadan birden aklıma gelen bu hayalimi anlatayım dedim :)

Yeni kitabında yazım sırasında olduğunu söylemişsin, Allah senin eline, aklına, yüreğine kolaylık versin. Yalnız ilk kitapla ikinci kitap arasındaki geçen süreden sonra üçüncü kitabın bu kadar yakın sürede yazılması acaba gerçekten harekete geçmemiz için az zaman kaldığını mı gösteriyor içime bir endişe düştü gerçekten :( Hak yolunda olana herkese Allak kolaylık versin.

Sevgilerle

 

Mucize….

siteyi takip ederken kendimi bazen;oyunun dışına çıkmış; gibi hissediyorum.

şu anda sitede ve genel anlamda sende çok “toz pembe ” bi hava var.

biliyorum benim mucize beklentilerimden, sabırsızlığımdan ve bilimum negatif enerjimden bıktın son 3 yıldır ama gerçekten şu anda ülke olarak toplum olarak hatta indirgersek bireysel anlamda bir kaos ortamı var buRAK..

ve bence bu sitenin işlevi pratik fikirlerden çok biraz daha radikal değişimlerin yönünü göstermek olmalı diye düşüyorum. evet biliyorum sen en radikal değişim olan tdg ve levh-i mahfuz’u işaret ettin zaten ama benim demek istediğim artık sıradışı değişimler.. bunu biz kendi kendimize yapabilir miyiz bu konuda şüpheliyim ama şüphemin olmadığı tek şey artık herkesi kendisine getiricek SIRADIŞI olayların gerçekleşmesi sevgili buRAK. artık bi gün televizyonu açtıgımızda taksimin ortasına ufo mu inmiş olur, ya da cnn de “isa oldugunu iddia eden bir adam ortaya çıktı” gibi bir haber mi olur bilemiyorum. bildiğim tek şey bir kıvılcım olmadan radikal değişimler ve devamında yepyeni bir dünya; levh-i mahfuza rağmen sadece bir ütopya gibi kalacak…

umarım yanılırım, umarım herşey kontrol altındadır ve benim bu endişelerim sadece kişisel anlamda sabırsız yapımın ürünüdür. ama tek bildiğim, şu anda site biraz “light”.. lütfen daha belirgin yazılar yaz olur mu? bence pratik fikirler veya tdg levh-i mahfuz larla çekilmiş hayvan fotografları biraz daha ileri bir aşama… şu an sitesnin ilk halini hatırladığımda gerçekten muthiş bir noktaya gelindi belki ama artık tempo lazım buRAK.. bazı şeyler sınıra dayandı ve aşmak üzere.. tutunacak dal lazım.. bu site uzun süre o işlevi gördü ama son zamanlarda pek değil.. levh-i mahfuz’un hayata inmesini temenni ediyorum. bireysel diil, toplu anlamda… zira bu dünya bu coğrafya igrenç bi hal aldı..

sevgilerle..

dostun

 

Pembe…?

Ben de mucizeler bekleyen arkadaş gibi düşünüyorum. Dünya ve hatta ülkemiz kaynarken, biz evde levh-i mahfuz okuyup her sayfada dumura uğrarken, bu sitede böyle toz pembe haller çok garip geliyor.Aslında mucize de beklemiyorum ama senin levh-i mahfuz yazını bekliyorum. Hatırlıyorsun di mi? 2 haftadır belki bugün yazmışsındır diye açıyorum. Neyse herhalde bir bildiğin vardır…???

 

Iğdır…

Bugün sitede bendende sabırsız bir dostun serzenişini okudum.

Diyeceğim odurki sevgili dost LEVH-İ MAHFUZ’u okumak ve onlamak zaman ister,sabır ister.Senin beklediğin o güzel mucizeleri hep birlikte beklemekteyiz,ancak biraz daha sabırla beklememiz gerektiği inancındayım,şöyle ki:

Iğdır’da yeğenlerim var,muhteşem genç indigolar sorular sormaktalar ,cevap arıyorlar,onlara

LEVH-İ MAHFUZ’u okuyun öyle konuşalım dedim.Kimisi kitabı Erzurum’dan aldı,kimi internetten sipariş etti.Kitapçıya çokça sorunca o’da sipariş etmiş.

Yani dostum LEVH-İ MAHFUZ henüz ulaşması gereken herkese ulaşmadı.Mucizeler olduğunda onlarında neler olduğunu anlaması için okumalarını ve birazda okuduklarını özümsemelerini beklememiz gerektiği kanaatindeyim.Yani sabır diyorum ve güzellikleri paylaşarak her şeyin o kadarda kötü olmadığını ve kontrolden çıkmış hiçbirşeyin olmadığını RAB tam gözetleme yerindeyken olamayacağını bilerek sabır diyorum.

Samimi düşüncelerimdir yazdıklarım lütfen kimse yanlış anlamasın.

Sevgim ve saygılarımla sağlıkla mutlu kalın

http://www.tanrinindogumgunu.com/levh-i-mahfuz-hakkinda-aydinlatici-bilgiler/

http://www.tanrinindogumgunu.com

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 


22/12/2009

BUNUN ADI " TEDAVİ" YMİŞ...ALLAH KORUSUN...

Kategori: YASAM

 

Bunun adı 'tedavi'ymiş!

Ve bunu Tanrı adına yapıyormuş!

HİNDİSTAN’da ayaklarıyla şifa verdiğini iddia eden ve kendini yarı tanrı ilan eden Jamun Yadav (50) adlı adamın bir çocuğun üzerine çıkmış görüntüleri olay yarattı. Adamın amacı açlıktan bir deri bir kemik kalmış olan küçücük çocuğun soğuk algınlığını tedavi etmek! Bu olayın ortaya çıkması üzerine Yadav, tutuklandı. Polis yetkilisi de

 Bu bir rezalet. Onu tutukladık. Aileler bu sözde iyileştirme yöntemini bilmeden çocuklarını teslim etmiş. Yadav mahkemede Tanrı adına konuştuğunu iddia etti” dedi.


21/12/2009

Hayattan ne ögrendim?

Kategori: YASAM


 

Hayattan ne ögrendim?

 

Sonsuz bir karanligin içinden dogdum. Isigi gördüm, korktum. Agladim.

Zamanla isikta yasamayi ögrendim.

Karanligi gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanliga ugurladim sevdiklerimi. ..

Agladim.

* * *

Yasamayi ögrendim.

Dogumun, hayatin bitmeye basladigi an oldugunu; aradaki bölümün,

ölümden çalinan zamanlar oldugunu ögrendim.

* * *

Zamani ögrendim.

Yaristim onunla....

Zamanla yarisilmayacagini, zamanla barisilacagini, zamanla ögrendim...

* * *

Insani ögrendim.

Sonra insanlarin içinde iyiler ve kötüler oldugunu...

Sonra da her insanin içinde iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.

* * *

Sevmeyi ögrendim.

Sonra güvenmeyi...

Sonra da güvenin sevgiden daha kalici oldugunu,

sevginin güvenin saglam zemini üzerine kuruldugunu ögrendim.

* * *

Insan tenini ögrendim.

Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu. ..

Sonra da ruhun aslinda tenin üstünde oldugunu ögrendim.

* * *

Evreni ögrendim.

Sonra evreni aydinlatmanin yollarini ögrendim.

Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni aydinlatabilmek gerektigini ögrendim.

* * *

Ekmegi ögrendim.

Sonra baris için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini. ..

Sonra da ekmegi hakça ülesmenin,

bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim.

* * *

Okumayi ögrendim.

Kendime yaziyi ögrettim sonra...

Ve bir süre sonra yazi, kendimi ögretti bana...

* * *

Gitmeyi ögrendim.

Sonra dayanamayip dönmeyi...

Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi...

* * *

Dünyaya tek basina meydan okumayi ögrendim genç yasta...

Sonra kalabaliklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardim..

Sonra da asil yürüyüsün kalabaliklara karsi olmasi gerektigine aydim.

* * *

Düsünmeyi ögrendim.

Sonra kaliplar içinde düsünmeyi ögrendim.

Sonra saglikli düsünmenin kaliplari yikarak düsünmek oldugunu ögrendim.

* * *

Namusun önemini ögrendim evde...

Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;

gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el sürmemek oldugunu ögrendim.

* * *

Gerçegi ögrendim bir gün...

Ve gerçegin aci oldugunu...

Sonra dozunda acinin,

yemege oldugu kadar hayata da lezzet kattigini ögrendim.

* * *

Her canlinin ölümü tadacagini,

ama sadece bazilarinin hayati tadacagini ögrendim.

****

Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.

Olur ya ...

Kalp durur ...

Akıl unutur ...

Ben dostlarımı ruhumla severim.

O ne durur, ne de unutur ...

 

MEVLANA

 

21/12/2009

COK BOYUTLU KOPYALAMA AKTIVASYON SISTEMI - 26-27 aralık 2009

Kategori: YASAM

 

COK BOYUTLU KOPYALAMA AKTIVASYON SISTEMI

MULTI DIMENSIONAL COPY ACTIVATION SYSTEM

HEDIYELI CALISMA

 Bir aktivasyon hediyesi ve

YENI YIL HEDIYE PAKETI

26-27 aralik tarihlerinde

COK BOYUTLU KOPYALAMA

AKTIVASYON SISTEMI

 isimli bir egitim programi yapilacaktir.

 Evrende hersey enerjidir, her duygu, her dusunce, her algi, akliniza ne gelirse gelsin , hepsi aslinda enerjidir ve her enerjinin farkli bir frekansi vardir. Cok boyutlu kopyalama aktivasyonu herhangi bir enerjinin kopyalanmasi ve kisinin kopyaladigi bu enerjiyi kendi aurasina yani enerji alanina aktararak bu enerjiden en iyi sekilde faydalanmasini saglayan ozel bir calismadir.

Cok boyutlu kopyalama aktivasyonlari 7 tanedir ve bunlardan istediklerinizialabilirsiniz. Aktivasyonlari sirasiyla almak zorunda degilsiniz. Ancak 2 aktivasyonun ozel bir kosulu vardir ve bir aktivasyon da islevi geregi katilan herkese hediye edilecektir.

Kopyalama sistemi, herhangi bir tehlikesi veya yan etkisi olan bir sistem degildir. Enerjisi kopyalanan kesinlikle bundan hic bir sekilde etkilenmez.

Sistemi ogrenmek icin bir on kosul yoktur. Daha once herhangi bir egitim alma, reiki bilme kosullari yoktur ve aktivasyon programi oldugu icin 21 gun kurali da yoktur.

 

AKTIVASYONLAR

1 - DUYGU KOPYALAMA  AKTIVASYONU

Duygu kopyalama aktivasyonu, ozellikle iliskilerde veya empati kurulmasi gereken durumlarda cok faydalidir. Baska birisinin duygusunu anlamak icin onun duygu enerjisini kopyalayip kendi auraniza yerlestirme ve bu sekilde bu duygunun enerjisi ile baglanti kurma ve bu duyguyu anlama bu sistemin en onemli ozelligidir. Bunun disinda kendi duygunuzun enerjisini kopyalayip, sizi anlamasini istediginiz insana gonderebilir ve bu sekilde O'nun da sizinle empati yapmasina yardim edebilirsiniz. Her turlu iliskide kullanilabilecek cok etkili bir aktivasyondur. Duygu kopyalama aktivasyonu alanlar bu aktivasyonu etkin olarak kullanmalari icin ozel bir sembol ile calismayi ogreneceklerdir.

Faydalari;

- Baska birisinin ne hissettigini anlamak icin kullanabilirsiniz. Bu kisinin o andaki duygu enerjisini kopyalayarak, kendi auraniza yerlestirebilir ve onunla empati kurabilirsiniz.

- Sizin ne hissettiginizi anlamayan bir kisiye kendi duygu enerjisini kopyalarak gonderebilir ve onun sizinle empati kurmasina yardim edebilirsiniz.

- Her turlu iliskide cok faydali bir aktivasyondur ozellikle sorunlu iliskilerin sifalanmasina yardim eder.

- Sizin baskalarinin hislerini daha iyi anlamaniz bir cok konuda hayatiniza olumlu etkiler getirir. Bu hislere gore davranabilir ve karsinizdaki insanlara yardim edebilirsiniz. Ozellikle reiki konusunda uzmanlasmak isteyen kisilerin, danismanlarin, yasam koclarinin empatik olmasi gereken kisilerin almasi gereken bir asamadir.

2- DURUM KOPYALAMA AKTIVASYONU

Durum kopyalama aktivasyonu, sans, basari, refah gibi bir durumu yada cesaret, atilim gucu, irade, kararlilik gibi herhangi bir ozelligin enerjisini kopyalama ve bu enerjiyi kendi auraniza yerlestirerek bu enerjiye rezone olma aktivasyonudur. Bu aktivasyonu alanlar herhangi birinden istedikleri bir

durumun enerjisini kopyalayabilir. Karsinizdaki insan bu durumdan kesinlikle zarar gormez. Evrende herseyin enerji oldugunu dusunursek her durum da bir enerjidir. Bir enerjiyi kopyalama ve bu enerji ile kendinizi sarj etme, bu enerjiden cok daha hizlifaydalanmanizi saglayacaktir.

Faydalari;

- Sans, basari, refah, saglik, fiziksel guc, pozitif iliskiler gibi herhangi bir durumun enerjisini kopyalama bu enerjilerle daha hizli ve kolay sarj olmanizi ve bu sekilde evrenden bu enerjileri daha fazla hayatiniza cekmenizi saglayacaktir.

- Cesaret, atilim gucu, iyimserlik, kararlilik gibi herhangi bir tutumun enerjisini de bu aktivasyondan sonra kopyalabilir ve bu enerjiden faydalanabilirsiniz.

- Olumlu herhangi bir durumun enerjisini kopyalayabileceginiz icin karsinizdaki imkanlar cok fazla olacaktir. Cevrenizdeki olumlu seylere dikkatinizi vermeniz, sadece olumlu seylerle ilgilenmeniz bile baslibasina hayatiniza pozitif bir etki getirecektir.

- Bu aktivasyonu cok genis bir alanda kullanabilir ve faydasini gorebilirsiniz.

3- NESNELERIN ENERJISINI KOPYALAMA AKTIVASYONU

Nesne enerjisi kopyalama aktivasyonu, cekim yasasina gore calisan bir aktivasyondur. Sahip olmak istediginiz herhangi bir seyin enerjisini kopyalarak kendi auraniza yerlestirmenizi ve bu sekilde bu seyi hayatiniza cekmenizi saglar. Bu bir ev, bir araba, bir taki bir kitap herhangi bir sey olabilir ama cansiz bir sey yani nesne olmak zorundadir. Bu aktivasyona psisik alisveris aktivasyonu da denebilir. Once istediginiz seylerin enerjisini alma sonra madde olarak hayatiniza cekme soz konusudur. Istediginiz herhangi bir nesne icin bu aktivasyonu kullanabilirsiniz.

Faydalari:

- Ozellikle herhangi bir nesne satin almak isteyenler icin cok ideal bir calismadir.

- Tek basina yeterli olmasina ragmen, cekim yasasi, afirmasyon, kuantum, enerji calismasi yapanlarin islerini cok kolaylastiracak bir ozelligi vardir.

- Istediginiz herhangi bir seyin enerjisini kopyalamayi ogrenmek bir cok anlamda kisi icin gelistiricidir.

4- YETENEKLERIN ENERJISINI KOPYALAMA AKTIVASYONU

Yetenek enerjisi kopyalama aktivasyonu, ozellikle bir konudaki yetenegini gelistirmek isteyen insanlar icin cok faydalidir. Bu aktivasyondan sonra kisi gelistirmek istedigi yetenege sahip olan kisinin yetenek enerjisini kopyalayarak kendi aurasina yerlestirebilecektir. Ancak bu aktivasyonda onemli bir nokta vardir. Ornegin bir kisinin muzik yetenegini kopyalayan bir kisi bu konuda calisirsa daha kisa zamanda yol alabilir ve daha fazla verim elde edebilir. Ama bu konuda calisma yapmazsa yetenek kendisinde potansiyel olarak var olur ancak ortaya cikmaz. Ikna etme yetenegi, sanatsal yetenekler, vizyon belirleme yetenegi, psisik yetenekler, dil ogrenme yetenegi gibi akliniza gelebilecek her konuda kullanilabilecek bir calismadir.

Faydalari:

- Ozellikle bir konuda kendisini gelistirmek isteyen kisiler icin cok faydali bir aktivasyondur. Herhangi bir yetenegi kazanmak icin calisirken bu aktivasyonla daha kisa zamanda daha iyi yol alabileceksiniz.

5- ZAMANDA KOPYALAMA AKTIVASYONU

 Ozel sarti olan aktivasyon

Bu aktivasyon sadece ilk 4 aktivasyondan birini ya da bir kac tanesini alan insanlarin alabilecegi bir aktivasyondur. Tek basina alinmaz. Zamanda kopyalama yapma aktivasyonu diger aktivasyonlarla birlikte calistigi icin bunlarla birlikte aciklanmasi gerekir. Duygu kopyalama aktivasyonu alan bir kisi eger, zamanda kopyalama aktivasyonunu da alirsa, gecmisteki bir anin duygusal enerjisini kopyalarak bundan faydalanabilir. Ornegin cok mutlu oldugu bir anin enerjisini kopyalamak gibi. Durum kopyalama yada yetenek kopyalama aktivasyonu alanlar ise gecmisteki yasamis bir kisinin bir durumunu yada yetenegini kopyalayabilirler. Zamanda kopyalama yapma aktivasyonu kisinin kendi zamaninin disinda bir zamandan enerji kopyalamasi yapmasini saglar. Ayni reiki gondermekte oldugu gibi, su andaki bir durumun enerjisini kopyalarak gelecege gonderme imkani da verir. Ancak buradaki en onemli nokta aldigi diger aktivasyonlarin alaninda zamanda kopyalama yapabilmesidir.

Faydalari:

Bu aktivasyon kisiye daha genis bir alanda enerji kopyalamasi yapma sansi verir.

6- KOPYA ENERJI GONDERME AKTIVASYONU  

Ozel sarti olan aktivasyon

Bu aktivasyon kisiye kopyaladigi bir enerjiyi, bir baskasina gonderme yetenegi veren aktivasyondur. Bu aktivasyon da sadece ilk 4 aktivasyondan birini ya da bir kac tanesini alan insanlarin alabilecegi bir aktivasyondur. Tek basina alinmaz. Kopya enerji gonderme aktivasyonu kisinin kopyaladigi bir enerjiyi, baska bir insanin aurasina yerlestirebilmesini saglar. Ornegin kisi yetenek kopyalama aktivasyonu almissa, birisinden kopyaladigi yetenek enerjisini, baska birisinin aurasina yerlestirmeyi bu asamada ogrenecektir. Bunu bir baskasina enerji gondermek olarak da dusunebilirsiniz. Diger aktivasyonlarda bu imkan yoktur ancak kopya enerji gonderme aktivasyonu ile bu imkan elde edilir.

Faydalari:

Enerji kopyalama yeteneginizden sevdiklerinizin ve ihtiyaci olan insanlarin da faydalanmasini saglayacaksiniz. Bu asama kendinizin disinda baskalarinin da gelisimine yardim etmek icin alabileceginiz bir calismadir.

7- ENERJI TEMIZLIGI AKTIVASYONU

 HEDIYEDIR

Bu asama calismaya katilan herkese kac tane aktivasyon aldigina bakilmaksizin hediye edilecektir. Bir kisiden enerji kopyalamasi yaparken bu enerjinin temizlenmesi ile ilgili bir aktivasyondur. Bu aktivasyonun islevini en iyi su ornekle aciklayabiliriz. Ornegin eger durum kopyalama asamasini almissaniz ve bir kisinin basarisinin enerjisini kopyaliyorsaniz bu basariya yol acan negatif bazi durumlar olabilir. Kiside yuksek bir degersizlik duygusu olabilir ve bu duyguyu bastirmak icin kendisini isine vermis ve cok basarili olmus olabilir. Bu durumda sizin basari enerjisini kopyalamaniz, basarinin nedeni olan olumsuz enerjiyi de kendi uzerinize almaniz anlamina gelecektir. Buna engel olmak icin kopyaladiginiz her enerjiyi temizlemeniz ve negatif enerjilerden

arindirmaniz gereklidir. Bu aktivasyonun calisma sekli bu enerji temizligini yapmaktir. Katilan herkese ucretsiz hediye edilecektir.

AYRICA CALISMAYA KATILAN HERKESE YENI YILIN SON EGITIMI OLMASI NEDENIYLE YENI YIL HEDIYE PAKETI VERILECEKTIR.

****Paketin icinde 3 tane hediye vardir ancak hediyenin icerigi surpriz olacagi icin duyuruda aciklanmamaktadir. ****

 

CALISMAYA KATILIM BILGILERI:

Aktivasyon programi 26-27 aralik tarihlerinde farkli gruplarla yapilacaktir. Aktivasyonlari toplu olarak alacaksiniz. Aktivasyonlardan sonra sistemin kullanimi cok kolaydir. Her asamasi icin birer sembolu vardir ve calismada aktivasyonlardan sonra kullanim ogretilecektir.

Calismaya katilmak icin size en uygun gunu ve grubu secmeniz gereklidir. Ayrica hangi aktivasyon yada aktivasyonlari istediginizi onceden bildirmelisiniz, onceden bilgi vermeniz cok onemlidir. Sistem aktivasyon sistemi oldugu icin tum aktivasyonlari ayni anda alacaksiniz ve bir gruba

gelmeniz yeterlidir.

Her bir aktivasyonun ucreti normalde 80 TL'dir.

Ancak bu calisma ihtiyaci olan herkesin

faydalanmasi icin bu calismada

 her bir aktivasyonun ucreti 50 TL olacaktir.

Asagidaki listeden sizin icin uygun gunu ve saati secebilirsiniz. Tek bir gun ve saat sececeksiniz.

CALISMA GUN VE SAATLERI

CUMARTESI

1.GRUP:  10:00 - 11:30

2.GRUP: 12:00 - 13:30

3.GRUP :14:00 - 15:30

4.GRUP : 16:00 - 17:30

5.GRUP: 18:00 - 19:30

PAZAR

1.GRUP:  10:00 - 11:30

2.GRUP: 12:00 - 13:30

3.GRUP :14:00 - 15:30

4.GRUP : 16:00 - 17:30

5.GRUP: 18:00 - 19:30

Calismanin yeri Istanbul- Kadikoy'dur.

Katilim icin  info@reikiturk.com

 mail adresine istediginiz gunu, grubu, hangi aktivasyonlari istediginizi, cep telinizi ve adinizi soyadinizi da ekleyerek yazabilirsiniz.  Bu calismanin tekrari 1 sene planlanmaktadir. Basvurdugunuz anda istediginiz gunun ve grubun katilimci sayisi uygun olursa, adiniz kayit edilecek ve gerekli bilgiler gonderilecektir.  Tum katilimcilara kac tane aktivasyon aldiklarina bakilmaksizin hediye aktivasyon ve yeni yil hediyeleri verilecektir.

 

http://www.reikiturk.com/

 


16/12/2009

LEVH-İ MAHFUZ VE PİYASA KIYAMETLERİ

Kategori: YASAM

 

LEVH-İ MAHFUZ VE PİYASA KIYAMETLERİ

Levh-i Mahfuz çıkmadan önce sağlam bir işortağı temizliği yaptık. Gelir konusunda her zaman paylaşımcı olduk. Üç beş liraların hesabını hiçbir zaman yapmadık. Kitapçılar bol bol kazansınlar bizim kitaplarımızdan. Bol bol satsınlar, insanlara ulaşmamızda yardımcı olsunlar bunun da ödülünü bol bol alsınlar dedik hep.  Fakat birşey. Bu kitap içeriğinde ne kadar dik duruyorsa, piyasa içindeki duruşu da o kadar dik olmalı. İçeride bu kadar asalet taşıyorken, dışarıda ‘gel vatandaş gel’ tarzı bir pazarlama ve iletişim olamaz.

Duruşu ve  iş anlayışı,

duruş ve iş anlayışımıza uymayan

işortaklarından ne pahasına olursa uzak durmamız istendi.

Biz de öyle yaptık.

Bu kitaba dokunacak el, temiz olmalı.

Sözünün eri olmalı.

Piyasadaki çok satan kitaplardan

herhangi biri gibi bir muameleye tutulmamalıyız.

Fakat gelgelelim bu kitap neyin peşinde, tüccarlar neyin peşinde. O nedenle çizgi çektik bi yerlere. Kitabın çıkmak üzere olduğu günlerde, bize toplu alımlar ve nakit paralar teklif ettiler. Nakite aşırı derecede ihtiyacımız olduğu halde kabul etmedik. Geldiğimiz noktada bu tüccar amcalarımızın, Kitap&Müzikevi zincirlerine, Levh-i Mahfuz’un vitrinlerden çekilmesi konusunda baskı yaptıklarını duyuyoruz. ‘Dağıtımını bize vermediler vitrine koymayın’ sözleri bu mağaza zincirleri üzerinde etkili oluyor mudur, olmuyor mudur? Bilinemez. Lakin Levh-i Mahfuz’un bir günde bazı vitrinlerden indirildiğini biliyoruz.

Piyasalarda böyle soğuk savaşlar çok olur. Onlara göre olağan birşeydir. Amaç bizim ‘burnumuzun sürtmesi’ ve muhtaç bir vaziyette bu amcaların kapısını çalmamızdır. Acaba böyle birşey olabilir mi? :) Bazı kuşların etleri, diş döken cinstendir. Dökeceğimiz tüm dişler için şimdiden özür. Ha bir eksik ha bir fazla. Meydan okuduklarımızın arasına bir yeldeğirmeni daha katılmış olur birşey değişmez. Biz, ‘Bir ders de biz istiyoruz’ sözlerine çok sıcak bakıyoruz.

Kitabevi zincirleri…

Zincirler kırılmak içindir.

Aynı şuna benzedi. Medyamıza da bir şey öğreteceğiz, Levh-i Mahfuz olgusundan alacakları sektörel bir ders olacak. Hiç unutamayacakları bir ders. Dünyanın, bu kitabı konuştuğu günlerde -biri hariç- Türk gazetelerinden hiçbiriyle tek satır söyleşi yapmayacağım. Uganda, Malawi, Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa’nın bütün gazetelerinin hepsine ok. ‘Bizim’ gazetelere hayır. Türkiye’de, burunlarının dibinde yaşayan bir adama Malawi gazeteleri üzerinden ulaşacaklar. Ciltler dolusu röportaj versen, bundan daha çok şey söyleyemezsin.

Tanrı’nın doğum günü

çıkalı 1143 gün oldu.

1143 gündür uyuyorlar.

Uyumaya devam, Malawi gazetelerine selam.

Kitabevi zincirleri de buna benzer bir noktaya doğru ilerliyor. Dünyanın en çok okunan ve satılan kitabını, siteden okuyucu gibi sipariş edip satabilecekleri bir noktaya doğru ilerlemekteler. Bu arada kitap, kendisini hakkıyla sergileyen kitapçılarda an itibariyle 1 numara. Diğer bazılarının listesinde hiç yok. Başka söze gerek var mı? Bu listelerin, halkımızın hangi kitaplara ilgi gösterdiğini objektif olarak görüntülemek için hazırlanmadığımı çok iyi biliyoruz. Bu listeleri, bu tüccar amcalar ‘Bunlar çok satın alın’ diyerek hazırlıyorlar. Senden istediklerini yaparsan listedesin. Yoksa yoksun. Reyting listelerinde onların bize bahşedecekleri o koltukları istemiyoruz.

 

Daha önce söylemiştim.

Doğumgünü Kitapçısı,

http://www.burakozdemir.com/siparisim/index.php

 benim dizginlerini tutup, dostlarımızı hep başka kitapçılara yönlendirmeme karşın şu an Türkiye’nin 2. en büyük Lehv-i Mahfuz satıcısı. Şu sektörel dönmedolaplara bakınca, yeni kitap projesini,

Doğumgünü Kitapçısı’na

http://www.burakozdemir.com/siparisim/index.php

özel bir proje olarak tutma kararındayım.

Yeni proje, Levh-i Mahfuz satışlarına çok büyük hız kazandıracak. Çok az kaldı. Pek yakında önsiparişte, Ocak’ta kargoda.

 

2009 zor ama muhteşem bir yıl oldu.

Geleceğin temelini bu yılda attık.

 Kıyameti yaratacak kadim bilgiler

elimize bu yılda aktı.

Tüm bunların sonucunu

2010 yılında almaya başlayacağız.

Geri sayım başladı bile.

Hayırlı olsun herkese.

 

2… 1… 0…

BuRAK özDEMİR

 

 

http://www.tanrinindogumgunu.com/levh-i-mahfuz-hakkinda-aydinlatici-bilgiler/

http://www.tanrinindogumgunu.com

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 

 

 


10/12/2009

HAKİKATİ OKUYANLARIN YORUMLARI - 10 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

 

Ben yerimden kıpırdayamıyorum, kitap geziyor.

Adaletin bu mu dünya…:)bunlar bugunden bir kac foto…

resimdeki ufakliklar komsumun cocuklari Charlie ve Katie… Hayatimda tanidigim en muhtesem iki insandir kendileri… Charlie tam bir dehadir ve 11 yasinda, Katie de kendi dalinda yine inanilmaz bir insan…

bugun kar yaginca okul yok evdelerdi ve beni aradilar sabahtan…. oynayalimmi diye :) tabi bunlar kara ve soguga dayaniklilar ben iki dakka duramadim disarida birlikte… onlar saatlerce karin icinde oynadilar…

bu arada LEVH-İ MAHFUZ u gorduler ve wooow what a big book :) dediler… evet icindeki bilgi goruntusunden cok daha ote gigantic diyince iyice meraklandilar sicak kokolarini icerken… Kati hemen bende okuyabilirmiyim diye sordu ama Turkce diyince yuzunu eksitti… merak etme Ingilizcesi cikacak diyince rahatladi :)

…………….

Kitaplar ve defterler üzerine…

Okunan kitaplar , yazılan defterler.

Muhteşem Kitab’ı anlamaya başladıkça, insanın amacının; defterini yazmak olduğunu anlaması kadar güzel bir duygu olması tam amacına uygun bir mutluluk.

Geç anlayınca Kur’an’ı insan önce üzülüyor, bu kadar sene defterim boş kaldı diye, ama  defteri karaladıkça , boş zannetiğimiz defterin eski sayfalarıda bir bir aynı muhteşemlikte doluymuş.

Ne kadar hırslıymışız meğerse; hayatta sadece tek rol  varmış ve bizde sadece o başrolde oynamamız gerekiyomuş gibi hissetmişiz yıllarca.

Ama daha muhteşemi kendi yazdığın senaryonda bir kahraman olmakmış, boş rollerde oynamak isteyen yalancı ve korkak sahte kahramanları kurtarmakmış amacın, ben bu rolu daha çok sevdim buRAK bana defterimi yazdırmak adına vesile olduğun için Teşekkürler

…………………

Güzel insanlar…

Kitabın ismi “LEVH-i MAHFUZ” ilgimi çekti, elime aldım ilk açtığım bölüm “indigo mehdi” idi, herhalde hristiyan misyonerlerin propaganda kitabı diye düşündüm, sonra iki bölüm diye uyardı kitabevi görevlisi, ters çevirdim. “tanrının doğum günü.” önyargım kitabın saçma olduğuna hükmetti. Görevli çok satan bir kitap olduğunu söyledi. ne üzerine dedim, bilmiyorum, incelemedim dedi. bir kitapçının çok satan kitabı incelememesi garibime gitti. araştırayım dedim, kitabı bıraktım çıktım. ama içime bir kurt girdi, kemiriyor beni. nihayet dayanamadım, bir hafta sonra aynı kitapçıdan aldım kitabı. A yüzü 135. sayfadayım şuan. ellerine, beynine sağlık diyorum. sanki Yaradanla konuşuyor gibi hissediyorum kendimi. yazma amacın ne bilmiyorum, inançlımısın, değilmisin onuda bilmiyorum ve benide zerre kadar ilgilendirmez ama benim Yaradana olan inancımı dahada pekiştirdi. 1989 yılında Erzurumda bir arkadaşım Bakara suresindeki ELİF-LAM-MİM ne demek diye sormuştu bana, ben 1989 yılından beri fatihadan öteye geçememiştim. Ama sınırlarımın silikleşmeye başladığını farketmeye başladım. Sanırım kitabını bitirdiğimde artık ELİF-LAM-MİM’in ötesine geçebileceğim. Sana müteşekkirim. Kitabı bitirdiğimde tekrar yazarım. belki bir gün karşılaşma imkanımız olur (umarım), ama olmazsa verdiğin emek için hakkını helal et.

…………….

Işık…

selam! Levh-i Mahfuz’u 50 saate yakın bir sürede bitirdim. ne kadarını idrak ettim bu kısacık sürede? cevap olarak sadece yaklaşık her 10 sayfada bir hıçkıra hıçkıra ağladığımı söylebilirim sanırım. bu zamana dek allaha,kendime, hayata, dünyaya ve gayba dair içimde büyüttüğüm, yeşerttiğim her bir umudu birer hakikat olarak çiçek açtı sayenizde… benim o çılgın rüyalarım, bir kaç saat içinde gerçeğe dönüşüverdi. hala bir çok sorum var, yolun çok başındayım. ama artık tünelin sonundaki, hayal meyal görünen ışık, sanki, artık yanı başımda parlıyor. şükürler olsun:)

…………….

merhaba mı selam mı diye başlamalı?

sanki merhaba modern-elit sesleniş de, selam daha lakayt diye anlam yüklediğimi farkettim:)herşeye farkında olmaksızın ne kadar çok anlamlar yüklemiş, yüklendiğimiz ve/veya itiraz etmeden kendimize yüklettiğimiz kalıplarla yaşamış, aslında onlara hapsolmuşuz…TDG ile bu yaz karşılaştım, bir solukta okudum.TDG den önce kendi içinde mantığa oturtamadığım konular birden netleşti. Ve aylarca siteni takip ettim/ediyorum yeni kitap ne zaman çıkacak diye…Sonra Levh-i Mahfuz ile buluştum…B den başlayamadım, o kadar sabırsız bekleyişten sonra inanılmaz bir şekilde tekrar A sonra B yüzü…Kitap bitti geç bir saat, bütün bu yeni bilgiler, onları sorgulamak, ikna olmak/olmamak süreçleri derken yatıp uyudum…sabah kalktığımda bütün şüpheler bir şekilde yok olmuş ve ben tam nasıl bilmiyorum ama seziyorum ki bunların hepsi hakikat…bana sezdirme rehberi olduğun için sana ve seni sezdirme rehberim yaptığı için de TANRIMA sonsuz teşekkürler…

……………..

Öldüm öldüm dirildim…:)

Levh-i Mahfuz’u okuyorum şu anda, yeni başladım a yüzündeyim henüz. buRAK bey, öyle ilginç bir kitapki ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu kitabın kaynağı ne? Kur-an ayetlerini anlayacağımız dilde açıklamışsınız. Ama öyle şeyden bahsetmişsiniz ki mesela ölüm ne kadar acı verir’in cevabını yazmışsınız. Bir boğazlı kazağı çıkarmak ne kadar acı verirse ölüm o kadar acı verir demişsiniz. Bunu yaşamadan nasıl bilebirsiniz ki? Yanlış anlamayın kitap beni cezbetti. Yazdıklarınız çok güzel ama neye dayanarak bunları yazdınız. Kitabı inanarak okumam için sizden bir cevap bekliyorum.

 

http://www.tanrinindogumgunu.com

 

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 


10/12/2009

KİM DEMİŞ TARİH SIKICIDIR DİYE ?

Kategori: YASAM

 

Kim demiş

tarih sıkıcıdır diye?!

Bir dahaki sefer

ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz

gibi değilse eskiden İngiltere'de bu işlerin nasıl

yapıldığını düşünün!

 

1500'lerde

İngiltere'de işler şöyle

yapılıyordu:

İnsanların

çoğu Haziran'da evleniyordu Çünkü senelik

banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran'da

hala çok kötü kokmuyorlardı . Ama yine de kokmaya

başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan

kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek

taşıyordu.

 

Banyoların içi

sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu.. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına

sahipti. Ondan sonra oğullarıve diğer erkekler, daha

sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta

bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar

kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri

kaybetmek mümkündü. İngilizce'deki

 'banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın'

(Don't throw the baby out with the bathwater)

deyimi buradan gelmektedir.

 

Evlerin

çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor,

kamışların altında tahta bulunmuyordu. Burası

hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için

bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar

(fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu. Yağmur

yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar

kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizce'deki

'kedi-köpek yağıyor' (It's raining cats and

dogs) deyimi buradan gelmektedir.

Yukarıdan evin

içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu.

Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine

düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında

yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü

yataklar buradan gelmektedir.

 

Zemin topraktı.

Sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden

yapılmıştı. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri

buradan çıkmıştır.

Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar

kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu.. Bunu

önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardı. Kış

boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu

ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. Buna

mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası

konuyordu ki bunun adı 'thresh hold' (saman tutan;)

Türkçesi eşik idi.

 

Yemek pişirme

işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük

bir kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş

yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. Çoğu

zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni

yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca

soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye

devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda

kalıyordu.

Bezelye lapası

sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası

dokuz günlük' (peas porridge hot, peas porridge cold,

peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin

menşei budur. Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok

seviniyorlardı .

Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara

gösteriş yapıyorlardı. Birisinin eve domuz eti getirmesi

zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek

misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna 'yağ

çiğnemek' (chew the fat) adı

veriliyordu.

 

Parası olanlar

kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar

alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu

çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece

gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. Domatesler

buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık

400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu

düşünülmüştü.

Çoğu insanın

kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu.

Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı . Çoğu zaman

bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o kadar

bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu. Bunlar

hiçbir zaman yıkanmadığı için içinde kurtlar ve

küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek

yiyen insanların ağızlarında 'tabak ağzı'

(trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu.

Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanık

olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst

kabuğu alırdı.

 

Bira ve viski

içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim

insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette

tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunların

öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu.

Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne

yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek

uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna 'uyanma'

nöbeti deniyordu.

 

İngiltere eski

ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer

bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp

tabutları çıkarıyor, kemikleri bir 'kemik evi'ne

götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı . Tabutlar

açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta

kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların

diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm

olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi

tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. Bir

kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi.

Buna mezarlık nöbeti 'graveyard shift')denirdi.

Bazıları zil sayesinde kurtulur ('saved by the

bell') bazıları da 'ölü zilci' (dead ringer)

olurdu.

 

Gerçekler

bunlar:

Kim demiş tarih sıkıcıdır diye?!

Ortaçağda

Avrupa'daki rahibelerin yüz ve ellerinden başka

yerlerini yıkamaları kesin olarak yasaklanmıştı. Kastilya Kraliçesi İsabella bile 50 yıldan fazla süren hayatı boyunca iki kez banyo yapmıştı. Kirlilik adeti

Amerika'ya da bulaşmış Pennsylvania ve Virginia

eyaletlerinde ''banyo yapmayı yasaklayan''

ya da belirli kısıtlamalar getiren kanunlar

çıkarılmıştı. Philadelphia' da ise kanunla bir ay

içinde birden fazla banyo yapan insanlar cezaevine

gönderiliyordu.

 

Tuvaletle henüz tanışmayan Avrupa'da lazımlıkları sokaklara boşaltma adeti 17. yüzyıla kadar sürdü. Fransa krallarından 14. Louis, gününün belli bir zamanını lazımlığında oturarak geçirir, devlet işlerini de buradan yürütürdü.

1600'lerde İstanbul'a gelen İngiliz büyükelçiler, lazımlık kullanma ve bunu da pencereden boşaltma adetleri yüzünden şehirden uzak olan Tarabya'yaki bir konağa gönderilmişti. 19. yüzyıla gelindiğinde, kesin olarak tuvalet kullanma sözü vermeleri üzerine Taksim'e taşınmalarına izin

verilmişti...

 

TÜRKLÜĞÜMÜZLE ve İNSANLIĞIMIZLA

NEKADAR GURUR DUYSAK AZDIR.


10/12/2009

DR. KİLDE - GRİP AŞISI MİLYONLARI ÖLDÜRECEK

Kategori: YASAM

 

GRİP AŞISI MİLYONLARI ÖLDÜRECEK

Finlandiya eski Sağlık Bakanı

Dr. Rauni Kilde’den

domuz gribi hakkında çor cesur açıklama.

 

Domuz gribi aşısının bir aldatmaca olduğunu itirafa eden Dr. Kilde,

 Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor” dedi.

Bu düşüncenin eski ABD Başkanlarından Henry Kissinger’e ait olduğunu söyleyen Dr. Kilde, 14-15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Bilderberg toplantısında bu kararın alındığını belirtti.Dr. Kilde, bir televizyona yaptığı açıklamasında, “ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemektedir” diye konuştu.

Dünya Sağlık Örgütü’ne domuz gribinin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunması için baskı yaptıklarını belirten Rauni Kilde,

Böylece aşıyı tercihli değil zorunlu yapmak istiyorlardı. Özellikle hamile kadınların ve çocukların ilk önce aşı ile zorunlu tutulması gelecek nesilleri hedeflediğini göstermektedir

açıklamasında bulundu.Finlandiya hükümetinin sınıflandırmayı kabul etmediğini ve hastalığın derecesini normal hastalık olarak gösterdiğini ifade eden Kilde sözlerini şöyle sürdürdü;

Hiç kimse aşının bir yıl, beş yıl ya da 20 yıl sonra ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor: Mutlak kısırlık mı? Kanser mi? Ya da ölümcül herhangi bir hastalık mı?

Dr. Rauni Kilde, “Amerikan yönetimi ileride bundan dolayı doğacak herhangi bir sıkıntıdan dolayı ilaç şirketlerine bir sorumluluk yüklenmemesi için şimdiden önlemini aldı ve onları tüm sorumluluklardan muaf tuttu.

Bu bile işin ciddiyetini göstermeye yeter” dedi.


10/12/2009

LEVH-İ MAHFUZ VE GÜÇ DENGELERİ...

Kategori: YASAM

Tahtirevalli ve güç dengeleri…

TDG ve LEVH-İ MAHFUZ okuyucuları gerçekten de çok iyi niyetli…

Köşebaşlarını tutmuş

 eli kalem tutan entelijansiyanın

TDG’den ve LEVH-İ MAHFUZ dan haberdar olmadıklarını

ve bu yüzden bu mucize hakkında

kalem oynatmadıklarını düşünüyorlar.

 Hayır dostlarım.

Hayatınızda belki daha önce hiç duymadığınız

ülkelerin gizli servisleri,

bendenizin kim olduğunu araştırıyorsa bugün,

artık herşeyi fazla hayra yorucu

bu bakış açısını değiştirmemizin zamanı gelmiş demektir : )

 İncik cıncık yayınların

minik köşelerini bile kaçırmayan,

tek işi okumak azıcık da yazmak olan bu kesimin,

Aktüel’deki o 6 sayfayı

görmediklerine inanmıyoruz artık değil mi?

Onlar TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’i belki de sizden önce okudular,

 kimdir bu adam diyerek hızla araştırdılar

ve diğer iki kitabı da

 “okudular” bile demiyorum “incelediler”.

Fakat bu iki kitap onları ürküttü.

İlerici ağırlığından ötürü.

 İslam onlara göre geçmişin konusuydu

ve öyle de kalmalıydı.

Fakat karşılarına çıkan,

geçmişin bir konusu olan İslam’a

açıklık getiren bu genç adam

aynı zamanda gelecekle ilgili de

haddinden fazla görüş sahibiydi.

 İşte orada durdular.

Şükürler olsun…

Bu iki kitap,

hayatımın kitabını

asla yıkamayacakları bir şekilde dengede tuttu.

Yüzbinlerce kere şükürler olsun.

Bu kitaplarda onları asıl ürküten şey

daha önce hiç karşılaşmadıkları tarzdaki

 mizah olgusuydu.

Mizahçılardan çok korkarlar bu adamlar.

Dikkat edin, entelektüeller herkesle polemiğe girerler,

mizahçılarla asla…

Adam bir çakar bir de yer çakar.

Bi laf yapıştırır üstüne kırk yıl uğraşsan çıkaramazsın.

Bkz. Can Yücel ile merhum bir kadın gazetecinin TV diyaloğu… 8 tane doktora tezi yazsan, bu kıvrak laflar kadar etkili olamazsın toplum indinde. Yıl 2binyüz2 ve TDDO, TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’un önünü kesmeye çalıştıklarında “kiminle dans edecekleri” konusunda onlara çok sağlam bir ipucu verdi. TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’u yok sayma stratejilerinin altyapısı budur. Çarpışmaya güçlerinin yetmeyeceğinin farkındalar çünkü daha önce hiç karşılaşmadıkları bir tarzla karşılarındayım ve bu nedenle kafalarına başaşağı devekuşu kaskı takma yoluna gittiler. Olay bundan ibarettir.

 

Evet, Aktüel sonrası süreç bizim için çok önemli, çok kritikti çünkü topluma yön verenlerin içinde TDG ve LEVH-İ MAHFUZ ’u bilmeyen, duymayan kalmadı. Okumayanlara da okuyanlar söyledi, eksikler tamamlandı. Bu sitede, bundan önce ve bundan sonra, kimi kesimlere karşı sesimizi bu kadar yükseltebiliyorsak bu, onlara davetimizi önceden çok açıkça sunmuş olmanın bize verdiği güvencedendir. 3. fazın denge noktası da, yolda bana güvercinlerin eşlik ettiği bu söyleşidir. İnsanlığın önüne baraj kuran fikir önderleri indinde “Ay bilmiyordum”u mazeret olarak kabul etmiyoruz çünkü onlara “söyledik”.

Bu arada şunu da söylemeden geçmemeli. Ülkemiz entelektüellerinin içinde elbette ki herkes TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’a karşı içten pazarlıklı düşünceler içinde değil. İçlerinde “öz”e yatkın, lakin TDG  ve LEVH-İ MAHFUZ saflarında yer alarak, İslam’dan yana taraf almış olmaktan korkanlar da var. Türkiye’nin iki kutuplu dengesi ve bu denge içinde durdukları yer itibariyle. Peki bizler bu durumu mazur görebilir miyiz? Hayır. Bu kadar korkularla doluysan, bu denli toplumun önünde olan bir meslek seçmemeliydin kendine. İyi bir entelektüel olmanın yolu, delikanlı olmaktan da geçer. Cesaretin yoksa, sahnede yerin de yok üzgünüm.

 

Bu noktada gözleri TDG ve LEVH-İ MAHFUZ hakkında “uzman görüşü” arayan dostlarımızın bir gerçeği bilmesinde de yarar var.

TDG ve LEVH-İ MAHFUZ,

uzmanlığı olmayan bir bilgi alanından geldi.

O yepyeni ve onun önünde herkes eşit.

Onun karşısında herkes birer fert ve herkes onunla kendi bireysel imtihanını yaşıyor. İnançlarını değiştirmek noktasındalar ve Tanrı yardımcıları olsun (r.k.). Onları yalnız bırakmamız şu aşamada en iyisi.

Artık, yüksek sesle konuşabiliyoruz. Şükürler olsun… Ve ben bu yeni cümlelerimizin keskinliğini yadırgayan dostlarımızın varlığından da haberdarım. Şunu sormak istiyorum. Bugüne kadar bizler Yaradanı neyle suçladık hep? “Yarattı, bıraktı, olan bitene seyirci kaldı”. Böyle olmadığını öğrendiğimiz için gönüllerimiz bu kadar coşkun. Yaratılan, yaradanını örnek almalıdır. Yaradanın yarattığı bu kitabın yaratıcısı olarak ben de bu eseri kendi haline terketme, “yaratıp-bırakma” lüksüne sahip değilim. Bu benim dünyevi anlamda işime gelir. Herşey orada der, geçerim, hayatımı yaşamaya bakarım. Ancak, bunu yapamam. Buna hakkım olmadığı için.

TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’la buluşmaya ihtiyacı olan lakin birileri tarafından kelepçelenmiş masum elleri de kurtarmak bu projenin bir parçası. Yazmak yetmiyor, onun okunabileceği ideal ortamı da hazırlamak gibi bir sorumluluk da söz konusu. Sizler, istediğinizi okumakta ve istediğinize inanmakta özgürsünüz. Fakat unutmayın ki Türkiye’nin dinsel, etnik ve idelojik gruplaşmalara dayalı sosyolojik yapısından ötürü, Tanrı’nın doğum günü’nü  ve LEVH-İ MAHFUZ u okuma “izni” olmayan milyonlarca hane var bugün bu ülkede. Bu kelepçelerin anahtarları her kimin elindeyse onları gidip alacağız. Ve işte tam da bu noktada ben, alışagelmiş “spritüel yolların sessiz-sakin-ağzıvardiliyok yolcusu” duruşunun dışına çıkmaktayım ki, yadırgandığım temel nokta da işte budur.

Bu dünya ve ötedünya. Yani ruh ve madde… Her ikisi de bizim görev alanmızın içinde. İnsanlığa sadece ruhsal huzurun yolunu sunmakla sınırlı bir görev içinde değiliz. Hiçbirimiz. Başımızda bir Kanlı Ortadoğu belası var ve görüp de anlatamadığımız bazı durumlardan ötürü acelemiz var dostlarım, bu kadarını bilin ve bana güvenin. Daha açık konuşmak korku saçmak olur ki, bu bizim hiç de içinde olmak istemediğimiz bir durumdur. Korku veren değil müjdeci olmak istiyoruz. Şartlar elverdiği ölçüde. Acelemiz var ve bu yüzden kimsenin kişisel ihtiraslarıyla zaman kaybetmeye tahammülümüz yok. Mektup çok sert oldu diye telefona sarılan sevgili Kamil Ağabey, böyle keskin şeyleri ileride söylersin diyor, ben ise ona pek de fazla ilerisinin kalmadığını anlatmaya çalışıyorum.

Zaten biz bu grupbaşlarından methiye falan da istemiyoruz. Yandaşlarına Tanrı’nın doğum günü’nü ve LEVH-İ MAHFUZ u okuma özgürlüğü versinler, bu insanlara bu seçeneği sunsunlar kendilerinden tek beklediğimiz budur. Bunu verirlerse, kardeşten de öte kardeş oluruz. Bu gün gelinceye kadar onlara kalp masajı yapmaya devam edeceğiz. Göğüs kafeslerine yükleniyor olarak görünsek de bir gün bunu yapmakla onlara ne kadar büyük bir hayır işlediğimiz ayan-beyan anlaşılacaktır. O güne kadar bana düşen, tüm yadırganmalara karşın sonsuz sabırdır.

Dindar partinin Ankara belediye başkanı, kendi başarısızlığını örtmek için topluma Tanrı’yı “öfkelerinizi yöneltmeniz gereken gerçek adres budur” diyerek hedef olarak sundu. Ne oldu? Belediye başkanı Tanrı’dan tekzip yedi. Kendisinin “iman durumu”yla ilgili ipuçları toplumun bilgisine sunuldu. Güç, sahiplerini sakın yanıltmasın. Artık bugün, gerçek güç, bilgide gizli. Hüküm altına aldıkları kendi küçük imparatorluklarında değil. Bahsi geçen kişinin partisine oy veren insan sayısıyla, Türkiye’de internet kullanan insan sayısı eşittir. Buradan tek tuşla yola çıkan, dostlarımızın eliyle her köşeye, her bucağa ulaştırılan bu yazıları küçümsememeleri kendileri için hayırlı olur.

Yayına girmek için seçimin ertesi gününü beklediğimiz “Biz buradayız” yazısının kodlarını da bu toplumun önde gelenleri iyi okusunlar. Bundan böyle hayatımızın gerçek mukaddeslerine; Allah, Tanrı, İslam, Muhammed kavramlarına -içeriden veya dışarıdan- el sürmeye cüret edecek herkes için tekrar söylüyorum ki; Biz buradayız. Çok iyi bilsinler ki, bizimki onların baş edebilecekleri türden bir muhalefet çizgisi olmaz. Unutmasınlar, biz nereye gidiyorsak bir elimizde Kur’an’ın Kerim Sırrı olur. Bizim muhalefetimiz Baykuşun öfkeli ama cılız muhalefetine de benzemez, sakın Dona’yı sınamak gibi bir gaflete de kaptırmasınlar kendilerini.

Kimse endişelenmesin diye konuşmuştuk aramızda 23 Temmuz’da ve dostlarımız endişelenmeyi gerçekten de bırakmıştı. Bilmenizi isterim. “Tehlikenin farkında mısınız?” türünden bir tehlike, bu ülkede gerçekten belirirse işte o gün bu bilgisayarı katlar bir köşeye koyarız. Gezdiğiniz televizyon kanallarının hepsinden ben çıkarım bunu bilin : ) Şu anda buna gerek görmediğimiz için yerimizdeyiz, bu kimseyi yanıltmasın. Meydan artık boş değil.

Yakında geçeceğimiz Sur’a takvimine ayarlı “kum saati” uygulamamız, güç odaklarını bu anlamda çok yakından ilgilendiriyor. Onlara dostluk elimizi uzatacağız. Onları bekleyen, kendi bireysel kıyametlerini kendilerine ve milletimize önceden haber vererek…

Bu arada, TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’un içinden cımbızla laf çekip, bunu kendi dünyasının söylemlerini güçlendirmek adına kullanmaya çalışan önde gelenler grubundan dostlarımız da var. Kozmik mekanizmanın buna müsadesi var mıdır? Hayır. Tanrı’nın doğum günü’nü ve LEVH-İ MAHFUZ u okurken elinde cımbız tutmak yasak olduğu için. Ya hep ya hiç sevgili dostum. Bu girişim kişiye arzuladığı geri dönüşü sağlayabilir mi? Gene hayır. Söz, söz almak için emanetinin gerçek sahibini beklediği için. Entelijansiya açısından TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’u çaktırmadan, bireysel olarak yaşamak gibi bir seçenek var mıdır? Buna da hayır. Yemek yediğin restaurant’ın güzel kürdanlarını bile okuyucularınla paylaşıyorsan, dişlerinizin arasına bu kürdanı sokmadan ölmeyin diye yazılar yazıyorsan, hayatındaki bu “küçük” detayı; TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’u da paylaşmak durumundasın.

Bizim bunların hiçbirine ihtiyacımız olmasa da paylaşmalısın. Bugün Tanrı’nın doğum günü’nü  ve LEVH-İ MAHFUZ u yaşamakta olan en az 10bin dostumuz var. Bu kalabalık ailenin, haftada çok değil 100 insana eriştiğini düşünecek olursanız bizim, 1 milyon tirajlık Türkiye’nin gerçek ve en etkili medyasına emanet olduğumuzu görürsünüz. Şükürler olsun… Bizim “köşe yazarlarımız” kendi köşelerinde, elinden gelenin de fazlasını yapmakta.

Bu ülkenin en temel düğümü nedir biliyor musunuz dostlarım? Bizim düğümümüz, fikirlerimize, düşüncelerimize önderlik etmek üzere görevlendirdiğimiz kişilerin, bizim önümüzde olmak bi yana zihin olarak, vizyon olarak bizlerin ve çağın çok ama çok gerisinde olduğunu idrak edebilmemizdir. Bu anlamda içinde bulunduğumuz yalnızlığın ayırdına varmaktır. Çözümün gazete köşelerinde değil, kendi içimizde olduğunu bilmektir. Gazeteler iyidir. İddia oynuyorsan, internetin de yoksa, maç sonuçlarını verir sana. Yorumsuz haberleriyle dünyana renk katabilir. Fakat… Gazetelerde okuduğun yorumların halâ kurtarıcın olduğuna inanıyorsan, gazeteler senin için hiç de iyi değildir…

Bizim entelijansiyamızı meteoroloji müdürlüğüne benzetirim ben hep. Sen onu hava nasıl olacak, yarın üstüme ne giymeliyim’e dair sorularına yanıt almak için takip edersin. Zannedersin ki o bilimsel ölçümler yapmaktadır. Sana objektif bulgular sunduğunu zannetmektesindir. Gerçekte onun tek sıcaklık ölçüm cihazı, elindeki o sıradan derecedir. Sen onu havaya tuttuğunu sanırsın oysa o iklimin referans noktası olarak kendi poposunu almaktadır. Kıçından terlediyse o gün, havanın nem derecesi yüksektir.

“Püffff… Hava bugün ne kadar da sıcak, şiştim, yarın da böyle olmazsa iyi valla” diyen bir hava durumu sunucusu hayal edin. Ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bu ülkenin hava durumu sunucuları, güneş altında kar maskeleriyle geziyor. Ve bu işte bir terslik var. Hem de büyük bir terslik.
buRAK özDEMİR

www.tanrinindogumgunu.com

www.burakozdemir.com

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com



 

9/12/2009

EVRENİN 10 MİLYAR YIL ÖNCESİ - HUBBEL dan

Kategori: YASAM


FARKINDA OLMALISINIZ...

8/12/2009

LEVH-İ MAHFUZ VE YAZARI HAKKINDA AYDINLATICI BİLGİLER

Kategori: YASAM

 

Levh-i Mahfuz hakkında aydınlatıcı bilgiler…

buRAK özDEMİR

1974 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde Endüstriyel Ürün Tasarımı bölümünde yüksek lisans eğitimi gördü. 23 yaşında fotokopileri çeken asistan çocuk olarak adımını attığı pazarlama iletişimi sektöründe, birkaç yıl içinde yönetim kademesine yükseldi ve ardından tam da hayal ettiği gibi, İstanbul Beyoğlu’nda kendi ajansını kurdu. ‘Hizmet vermek mi kitap yazmak mı?’ ikilemini, uzunca bir süre ‘ikisi birden’ olarak sürdürdükten sonra, 2004 yılında sadece yazarlığı seçti. Tanrının doğum günü 2006 yılında, ev ve ofisin kapatıldığı, hayatın tepeden tırnağa sıfırlandığı, anane evindeki küçük odaya geri dönüldüğü süreçte ortaya çıktı.
özDEMİR’in, Tanrı’nın doğum günü’nden önce yazılmış üç adet kitabı var. Yıl 2102 (2002, Remzi Kitabevi), Türklerim DDO (2006, Remzi Kitabevi) ve Elhamdülillah Hayvanım (Yayınlanışı 2008, Doğumgünü Kitapçısı). Tanrı’nın doğum günü Kişisel Devrim Kartları, okuyucularıyla 2008 yılında buluştu. İndigo Mehdi, Tanrı’nın doğum günü’nden 3 yıl sonra kaleme alındı.

Levh-i Mahfuz ‘Künye’

Bu kitabın düşünsel hazırlıkları, kaleme alınması, yayına hazırlanması, editörlüğü, yazım denetim ve düzeltimleri, sayfa düzeni, iç tasarımı, dış tasarımı, web sitelerinin tasarımı, web sitelerinin programlanması ve editörlüğü, yayıncılığı, kitabın bandrollerinin Kültür Bakanlığı’na gidilerek alınması ve yer yer bu kitabın kolilerinin kamyondan indirilmesi buRAK özDEMİR tarafından gerçekleştirilmiştir.

Okuyucu Aile

b@H@R özDEMİR’le evli olan yazar, 1 eş, 3 kedi, 1 anane, yenidoğmuş 1 tatlı yeğen [kitabın gelecek versiyonlarda bu bölüme ‘tatlı 1’ başkaları eklenebilir] ve yakın 1 aile ile kısıtlı ve genellikle evde geçen bir hayat sürmektedir.
Bu kitabın yazarı buRAK özDEMİR, hiçbir seminer, hiçbir konferans, hiçbir imza günü, hiçbir buluşma, hiçbir telefon görüşmesi, hiçbir oluşum, hiçbir tv programı, hiçbir gazete söyleşisine katılmamaktadır. Bu durum, herhangi bir tavır ya da tepkinin bir sonucu değildir. Bu durum, bu kitabın kendi yazarına yüklediği sorumlulukların bir sonucudur. Bu kitap, bu kitaba adanmış bir elden çıkmadır. Yazarı bu kitabın ‘zayıf karnı’ değildir, yazarı bu kitabın gövdesidir. Fikirleri değil kişileri tartışmaya eğilimli bir dünyada, aksini ortaya koymak isteyen herkes için yazar buradadır.

Bu kitap yaşanarak, her bir satırı iliklerde hissedilerek yazılmıştır. Bu kitapta okuduklarınızı hayata geçirmemek için hiçbir makul gerekçenizin olamayacağı gerçeğiyle başbaşasınız.
Tanrı’nın doğum günü bir çeşit oluşum değil, bir bilinç dalgasıdır. Okuyucularımız ilk günden beri, kitabın okunduğu ortamları aramak yerine, bulundukları ortamı kitaplandırma yolunu izlemişlerdir.
Hakikat felsefesinde, aynı düşüncelerde buluşan herkes, birbirlerini görmemiş olsalar bile, bir ailedir. Tanrı’nın doğum günü okuyucu ailesinin haberleşme adresi, Tanrı’nın doğum gün-lüğü’dür. Kitaba dair tüm istek ve bildirimleri sitede bulabilirsiniz.
www.buRAKozdemir.com

| www.buRAKozdemir.org

www.tanrinindogumgunu.com


Bu kitap, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına yayılmış bir okuyucu ailenin sahipliği altındadır. İlk günden beri bu kitabı kanatları altına alan okuyucu ailemize teşekkürü borç biliriz.

Versiyon Mantığı

Levh-i Mahfuz, versiyonlar halinde kaleme alınmış bir kaynaktır. Yeni versiyon 2.0’da Tanrı’nın doğum günü’ne İndigo Mehdi eklenmiştir. Her yeni baskı, yeni bir versiyon değildir. 1.0.2’den 2.0’a geçiş 3 yıl aradan sonra gerçekleşmiştir. Yeni versiyonlarla amaçlanan, kitabın her yeni sürümünde ihtiyaca dönük yeni eklemelere yer vermektir. Tanrı’nın doğum günü’nün versiyon mantığında değiştirmeler, çıkarmalar yoktur, sadece eklemeler vardır. Hakikat, yalpalamayan, zigzagsız bir yoldur. Diğer yanda da hakikat, kendi içinde gelişim gösterir. Yeni versiyonlar için ‘tam zamanıdır’ işareti bizden değil, bizi çevreleyen zaman-mekân-insan faktöründen gelir.
Versiyonlar geriye değil ileriye atılan adımlardır. Önceki Tanrı’nın doğum günü sürümlerinde yer almış Dona pasajlarındaki her bir noktanın hükmü, geçerliliğini devam aynen ettirmektedir. Önümüzdeki yüzyıl boyunca da devam ettirecektir. Kitaptaki ‘Ben’ pasajları, subjektiviteyi temsil ederler ve herhangi bir hüküm içermezler. Zihninizde, Dona’nın karşısına kendi ‘ben’lerinizi yerleştirmekte tamamen serbestsiniz. Bu kitapta ben, sizsiniz.

‘Yanılma’ Payı

Bu kitapta bir ‘mantık hatası’ ile karşılaşacak olursanız, ara verin, tekrar, tekrar okuyun. Konu üzerinde daha yoğun ve daha derin düşünün. Hatanın ‘giderildiğine’ tanık olacaksınız. Bu kitapta bir ‘bilgi hatasıyla’ karşılaşırsanız, ara verin, tekrar, tekrar okuyun. Kalıplarınızdan bağımsız düşünmeye çalışın. ‘Bilgi’ dediğiniz şeyin, aslında ‘bilinegelmiş’in kısaltması olduğuna tanık olacaksınız. Bu kitabın ortaya çıkış sürecinde, en büyük zaman ve konsantrasyon, cümlelerin yazılmasına değil, yazılanların sağlamasının yapılmasına ayrılmıştır. Bu kitap, ‘inançsız’ bir elden çıkmadır. Bu kitap, düşünmenin, düşünmenin ve düşünmenin eseridir. 1 milyondan fazla tuşa basılarak yazılan, 288.000 kelimeden oluşan bu ktapta yazm düzeltmeleriyle karşlaşrsanız

www.tanrinindogumgunu.com/guncellemeler

 adresine bildirebilirsiniz.

Hedef ve Yol

Elinizde tuttuğunuz kitabın hedef kitlesi herkestir. Bu kitabın, bu nedenden ötürü, herkese ulaşmak ve herkes tarafından anlaşılmak, her yaş, her yaşam biçimi, her dünya görüşünün kitabı olmak gibi bir önceliği vardır. Bilgisayar programlama konularındaki teknik anlatımlar ya da Arapça dili ile ilgili teferruatlar, bu gibi konular her yüz kişiden yüzünün anlayabilmesi adına sadeleştirilerek anlatılmıştır. Manâ boyutuna değer katmayan hiçbir detaya, bu nedenle kitapta yer verilmez. Bu kitap, çok hızlı bir ritimde akar, temposu çok yüksektir. Bu kitap, okunmak için değil değiştirmek için yola çıkmıştır. Bitirmek için değil başlamak için okumanız tavsiye edilir.

Okuma Yolculuğu

Bu kitap, 100 saatte bitirilebilir. Yaşatacağı değişimin kana karışması bir ömür sürecektir. Lütfen kitabı okuma sürecinde kendinize aşırı yüklenmeyiniz. Anlayamadığınız konular olabilir. Hissedemediğiniz bölümler olabilir. Bu bölümleri not edin. Daha sonra hesaplaşmak üzere, bir sonraki konuya geçin. Kendinizi hazır hissettiğiniz anda, sorun yaşadığınız bölümün karşısına tekrar çıkın. Bu kitap, kademe kademe oluşmuş bir metindir ve her bir kelimesinin bir anda içselleşmesi beklenemez. Bu kitap, ondan alacağınız 1 kelimeyle dahi hayatınızı değiştirebilir. Bu durumda kitabın hedefi, o 1 kelimenin hangi 1 kelime olduğunu size buldurmak olacaktır.
Bu kitap, okuduğunuz diğer kitaplardan farklı bir okuma kültürünü hakeder. Elinizde tuttuğunuz Kur-an tefsiridir. Kur-an içermektedir. Dikkat, özen ve yoğun konsantrasyon gerektirir.
Hz. Muhammed’in Müslümanlara Kur-an okumadan önce abdest aldırmasının amacı, bir ritüel yaratmak değil ‘okuyucularının yüzüne su çırpmak’tır.
Bu kitabı okumakla, beyninizin işletim sistemini yeniden yapılandırmaya başlayacağınız konusunda sizi uyarmayı görev biliriz. Bu kitap, okuduğunuz kitapların bir yenisi değildir. Lütfen, okumaya karar verdiğinizde bu sürecin hakkını verin. Ondan en fazla verimi alacağınız düzeni oluşturun.
Kitabın örgüsü, bal peteği mimarisindedir. Kitaptaki her bir bilgi, kendi gelişim akışını izler. Kitabın bilgi diziliminin ana ilkesi ‘hazırlaya hazırlaya ilerlemek’tir. İlk okumalarınızı, kitabın kendi akışında yapmaya özen göstermelisiniz. A bölümünü okumadan B bölümünden başlatılan okumaların yaratacağı kafa karışıklığından bu kitap sorumlu değildir. ‘Kaç defa okumak’ tamamen kişisel ihtiyaçlarınızın bir kararıdır. Bu kitabı satın almakla, ömrünüzün sonuna dek hiç bitmeyecek bir okuma, düşünme ve yeniden yapılanma maratonuna başladığınızı bilmenizde yarar bulunmaktadır.
Bu sayfada ve diğer içkapak sayfasında yer alan tüm uyarı ve bilgilendirmeler, binlerce Tanrı’nın doğum günü okuyucusunun okuma deneyimlerinin 3 yıl boyunca birebir izlenmesi ve analiz edilmesiyle oluşan birikimin sonucudur. Bu kitabın, onu okuyan herkese ne verdiğini anlatabilecek ortak bir kelime varsa, o kelime DEĞİŞİM’dir. Bu kitap, tüm okuyucularının hayatına değişim getirmiştir. Bu kitap yeniden doğumdur ve her bir değişim önden kendi sancılarını gönderir. Arayışınızda samimiyseniz, buna hazır olmanızı öneririz. Bu yolun sonunda yaşayacağınız güzellikler, sancıların her türlüsünü çekmeye değecek güzelliklerdir.
Bu kitabın, sizi hayallerinizle buluşturması dileklerimizle.

BuRAK özDEMİR

http://www.tanrinindogumgunu.com/

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 

 

 


8/12/2009

RENKLERİN AKTİVASYONU - 13 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

RENKLERIN AKTIVASYONU

COLOURS ACTIVATION

 

13 aralik pazar gunu

saat 16:00 ile 17:30 arasinda

renklerin aktivasyonu

calismasi yapilacaktir.

Renklerin aktivasyonu son derece pozitif etki veren ve kullanimi cok kolay bir sistemdir.  10 rengin pozitif etkilerinin bilincli bir sekilde kullanilmasini saglayan bir calismadir. Aktivasyon sonrasinda 10 rengin enerjilerini kullanabileceksiniz.

Renk aktivasyonlarindan sonra renklerin asagidaki etkilerini kullanabileceksiniz.

Kirmizi:

Fiziksel enerji, guc, cesaret, dayaniklilik, cinsel guc, bedensel guc, dayaniklilik. Enerjisi bu konularda cok etkilidir.

Sari:

Bilgi, cabukluk,hafiza,zihinsel yetenekler, karar verme. Bu renk zeka ve kendine duyulan guvenin de rengidir. Enerjisi hayatiniza hizli ve dogru karar verme, zekayi etkili kullanma, hafizanin guclemesi ve kendine guven getirir. Hayattaki olumlu gelismeleri hizlandirir.

Yesil:

 Saglik, para, istikrar,guven ve dengenin rengidir. Enerjisi hayatiniza bereket, istikrar, denge ve guven getirir. Saglik sorunlarinda da faydalidir.

Mavi:

Uyum, sakinlik, iletisimde basari, ilham alma, adalet ve psikolojik rahatligin rengidir. Enerjisi hayatiniza uyum, basari, rahatlama ve iletisim yetenegi getirir.

Lacivert:

 Kararliligin, dikkat cekmemenin, huzurun ve duzenin rengidir. Enerjisi hayatiniza duzenlilik, sakinlik, kararlilik ve cevrenizdeki zararli insanlari uzaklastirma etkisi getirir.

Mor:

Manevi korunma, ruhsal gelisim, kendini ve baskalarini affetme, sakinlik ve ruhsal guc veren bir etkisi vardir. Psisik yetenekleri gelistirme konusunda da etkilidir. Enerjisi bu konularda cok etkilidir.

Beyaz:

 Saflik, korunma, arinma, ruhsal temizlik etkileri vardir. Enerjisi hayatiniza guven, negatif enerjilerden kurtulma, icsel olarak arinma etkisi getirecektir.

Pembe:

Sevgi, sefkat, iliskilerde uyum, romantizm ve askin rengidir. Enerjisi hayatiniza sevgi, uyum ve mutluluk getirecektir.

Altin:

 Iyimserlik, dikkat cekme, ticarette basari, maddi ve manevi gelisim etkisi vardir. Ruhsal olarak gelisimi etkiledigi gibi, dunyasal konularda da basari verir.

Gumus:

 Sezgiler, psisik yetenekler, astral seyahat yetenegi gibi yetenekleri veren bir renktir. Enerjilerle guclu calismayi da etkiler. Ayni zamanda kosulsuz merhameti, manevi yukselmeyi de etkiler. Enerjisi bu konularda cok etkilidir.

Renklerin enerjilerini nasil kullanacaksiniz?

- Auranin rengini hizli degistirmek

- Rengin enerjisini ilgili chakraya yuklemek

- Renklerin enerjisini sifa amacli kullanmak; Kendinize kirmizi renk enerjisini yukleyerek fiziksel gucunuzu arttirmak, baska birine pembe renk enerjisini gondererek duygusal sorunlarini sifalandirmak gibi.

- Renklerin enerjisini niyet calismalarinda kullanmak

- Renklerin enerjisi ile mekanlari sarj etmek: Arindirmak icin mor enerjisi ile bir mekani yuklemek yada refahi cekmesi icin bir mekani yesil rengin enerjisi ile yuklemek gibi

- Renklerin enerjisi ile ruh halini degistirmek

- Renklerin enerjisini nesnelere yuklemek

- 2 rengin enerjisini kombine kullanmak

Ornek calismalar;

- Sezgileri arttirmak icin gumus renginin enerjisini kullanmak

- Refahi hayatiniza cekmek icin yesil rengin enerjisini kullanmak

- Iliskilere uyum getirmek icin mavi rengin enerjisini kullanmak

- Cocugunuzun utangacligini yenmesi icin turuncu rengin enerjisini kullanmak

- Hafizanizi guclendirmek icin sari rengin enerjisini kullanmak

- Cevrenizdeki zararli insanlari uzaklastirmak icin lacivert rengin enerjisini kullanmak

- Negatif enerjilerden korunmak icin mor rengin enerjisini kullanmak

- Sevgiyi cekmek yada romantizm icin pembe rengin enerjisini kullanmak

- Sevgi dolu bir iletisim icin pembe ve mavi renklerin enerjisini birlikte kullanmak gibi...

 

Yukaridaki renk ozelliklerine bakarak listeyi uzatabilirsiniz. Ayrica renklerin saglik uzerinde de etkileri vardir. Bu konuda da egitimde bilgiler verilecektir.

Calismaya katilanlar 10 rengin aktivasyonunu alacaklardir.

Bu sekilde bu renklerin butun etkilerini istedikleri alanda kullanabilecekler. Etkisi hizli ve kolay fark edilir bir sistemdir. Ozellikle calisma yaptiginiz konularda destekleyici olarak veya diger enerji calismalari ile birlikte guclendirici olarak kullanilabilir. Bunun disinda tek basina da kullanilabilecek bir sistemdir.

Aktivasyon icin bir on sart yoktur,

reiki bilmeyenlerde katilabilir

ve 21 gun kurali yoktur.

10 rengin pozitif etkilerinin bilincli bir sekilde kullanilmasini saglayan bir calismadir. Aktivasyon sonrasinda 10 rengin enerjilerini kullanabileceksiniz.

Bu calismanin bir sene icinde tekrari planlanmamaktadir.

Egitimin ucreti 50 TL'dir.

Katilimci sayisi sinirli olacaktir.

Katilmak isteyenler isimlerini

info@reikiturk.com

 mail adresinden yazdirabilirler.

http://www.reikiturk.com/

 


8/12/2009

BOLLUK BEREKET REİKİSİ EĞİTİMİ - 13 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

BOLLUK - BEREKET REIKISI EGITIMI

( ABUNDANCE - PROSPERITY REIKI)

ve DIGER BOLLUK BEREKET ENERJI SISTEMLERININ

ETKILI NOKTALARI EGITIMI

 

13 ARALIK pazar gunu

Bolluk ve Bereket Reikisi

egitimi yapilacaktir.

Bolluk ve Bereket Reikisi (Abundance-Prosperity Reiki) Jane Peterson tarafindan kurulmus ve Bro. David Paul tarafindan gelistirilmis bir reiki frekansidir. Sistemin 3 tane sembolu ve etkili bir meditasyonu vardir ve tek bir uyumlanma kullanmak icin yeterlidir. Sisteme inisiye olmak icin baska bir enerji ile calisiyor olmak kosulu yoktur.

 

Bolluk - Bereket Reikisini kullanim alanlari;

 

- Bolluk ve bereket konusundaki butun negatif inanclari,

tutumlari, sartlanmalari temizlemek.

- Kisinin enerji alanini temizlemek

ve daha cok bereketi hayatina cekmesi icin

pozitif enerjilerle yuklemek.

- Daha fazla bolluk-bereketi hayatiniza cekmek.

- Size bolluk ve bereketin gelmesine

engel olan negatif blokajlari temizlemek.

- Bollugun evrensel yasalari ile sizi uyumlu hale getirmek.

- Hayatinizda basariya ulasmanizin

onundeki negatif blokajlari temizlemek.

- Ailenizden size gecen bolluk bereket ve basari ile ilgili blokajlari,

 negatif desenleri temizlemek.

- Maddi konularla ilgili endiselerden sizi arindirmak.

- Tikanmis mali akisi saglamak.

- Daha fazla mali basariya sahip olmanizin onundeki engelleri,

olumsuz duygulari ve dusunceleri temizlemek.

- Chakra - aura sisteminizde bulunan ve refahinizi olumsuz etkileyen,

olumsuz enerjileri temizlemek.

- Ozellikle yasadiginiz maddi sorunlarda,

sorunun nerede oldugunu bilmediginiz durumlarda,

bu sorunu bulmak ve temizlemek.

- Sizi bolluk bereket konusunda olumsuz etkileyen,

tum negatif enerjileri temizlemek.

 

BOLLUK VE BEREKET ENERJISINE INISIYE OLDUKTAN SONRA

NELER YAPABILIRSINIZ?

 

- Chakralari ve aurayi sifalandirmak ve refah enerjisine rezone etmek.

- Kendi hayatinizdaki mali sorunlari sifalandirmak ( borclariniza, banka hesabiniza, kazanciniza, islerinize bolluk-bereket reikisi ile enerji gondermek ve sorunlari sifalandirmak)

- Baskalarinin hayatindaki mali sorunlari sifalandirmak.

- Bilincaltinizdaki para ile ilgili olumsuz kayitlari temizlemek (para pistir, para zor kazanilir, ben parayi hak etmiyorum, param olursa basima kotu seyler gelir gibi olumsuz kayitlari temizlemek).

- Baskalarinin bilincaltlarindaki olumsuz kayitlari temizlemek.

- Basari ile ilgili konulara sifa gondermek. Bu sistem basariyi arttirmak icinde kullanilir.

- Baskalarinin basari ile ilgili sorunlarina sifa gondermek.

- Tikanmis ve cozulmeyen ekonomik sorunlari sifalandirmak. Akisi saglamak

- Daha fazla bolluk- bereketi hayatiniza cekmek icin sifa calismalari yapmak.

- Bolluk-bereket meditasyonunu ogrenmek ve sistemle birlikte uygulamak.

- Dunyasal endiselerden kurtulmak icin kendinize ve baskalarina sifa calismalari yapmak.

 

Egitime katilim icin tek kosul son inisiyasyonu en erken 21 gun once almis olmaktir. Daha onceden herhangi bir reiki egitimi almayan kisilerde katilabilir.

 

ONEMLI NOT: Egitim oncesi kura ile secilecek bir katilimci

Chakra-Aura goruntuleme cihazina sokulacaktir

ve chakralarinin-aurasinin durumu diger katilimcilara gosterilecektir.

 Egitim sonrasi tekrar ayni kisi Chakra-Aura cihazina sokularak,

 egitimin ve inisiyonunu aura ve chakralar uzerindeki etkisi gosterilecektir.

Ogretilecek sistem ve yapilacak diger calismalarin etkisinin

ne kadar hizli oldugu ve ne kadar kisa surede degisimi baslattigini

 hep birlikte gormus olacagiz.

 

KISISEL BILGI:

 

Abundance-Prosperity reiki yaklasik 4 senedir kullandigim bir sistem ve bir cok konuda etkili sonuclari oluyor ancak ozellikle sifalandirma surecinin uzun surmesi nedeniyle bu sistemi bu gune kadar ogretmedim. Yaptigim bir calismada 4 ay boyunca bir sorunu sifalandirdiktan sonra sonuc almis olmam, bir diger sorun icin 2 aydan fazla calismam benim icin yeterince tatmin edici olmamisti. Daha sonra bu konudaki tum enerji sistemlerini inceldim. Abundance flush, Allowing Abundance, Abundance & Success, Light of Prosperity gibi sistemlerle calistim ve hepsinin enerji frekansinin birbirine cok yakin oldugunu gordum. Arkasinda bu sistemin daha hizli calismasi icin farkli sistemlerin etkili yonlerini kullandim ve daha once 4 ay ugrastigim bir konudan cok daha zor bir konunun 1 hafta icinde cok etkili bir sekilde sifalandigini gordum.Daha sonra bir cok  denemde daha ayni basariyi saglayinca bu sistemi ogretmeye karar verdim.

(B.Ozcan Demir)

 

Egitimde klasik Bolluk-Bereket Reikisinin teorik egitimi verilecektir. Ancak bundan sonra SIFALANDIRMA SURECINI HIZLANDIRMAK VE DAHA ETKILI SONUCLAR ALMAK ICIN diger etkili tekniklerde ogretilecektir. Bolluk-Bereket reikisinden sonra ayrica ogretilecek bu teknik 12 adimlidir.

 

- Boslugun gucu

- Yazinin gucu

- Reikinin gucu

- Sukretmenin gucu

- Kelimelerin gucu

- Inancin gucu

- Kristallerin gucu

- Mantralarin gucu

- Nefesin gucu

- Suyun gucu

- Evrenin gucu

- Tutarliligin gucunu kapsar.

 

Bolluk-Bereket Reiki enerjisi ile 12 adimli teknigi birlestirerek verilecek program gercek anlamda bolluk ve bereket konusunda hayatinizi sifalandirmaniza yardim edecektir. Her ne kadar egitimde tek bir sistem ogretilecekse de, bu egitim bir cok sistemin en etkili noktalarini ve uzerinde calisilmis ve sonuclar alinmis bir sistemi icermektedir.

 

 

BU CALISMA BOLLUK-BEREKET WORKSHOP CALISMASINDAN COK FARKLIDIR. TEORIK EGITIM, INISIYASYON VE DIGER CALISMA YONTEMLERINI KAPSAR. Temelde bu bir enerji egitimidir ve bilincalti temizligi gibi yontemler degil, enerji ile calismalar ogretilecektir.

 

Calisma isteyen herkesin katilabilmesi icin

pazar gunu 2 farkli grupta yapilacaktir.

 Bu gruplardan

size uygun olani secerek basvuruda bulunabilirsiniz.

 Katilimci sayisi sinirli olacaktir.

 

1.GRUP: 10:00 - 12:30

2.GRUP: 13:00 - 15:30

Size en uygun olan grubu secerek, isim soyisim ve cep teli yazarak

info@reikiturk.com

 mail adresine mail atarak katilim basvurusu yapabilirsiniz.

 Basvurdugunuz anda istediginiz grubun katilimci sayisi uygun olursa, adiniz yazilacak ve gerekli bilgiler gonderilecektir.

 Calismanin yeri Istanbul- Kadikoy'dur.

 Egitimin ucreti 80 YTL'dir.

Abundance-Prospertiy Reiki Egitim Sertifikasi verilecektir.

 

Reikiturk.com

http://www.reikiturk.com

 

8/12/2009

USUI REIKI 1.ASAMA EGITIMI - 12 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

 


 
USUI REIKI 1.ASAMA EGITIMI

12 ARALIK cumartesi gunu

saat 10:00 ile 16:00 arasinda

Usui Reiki 1.asama

egitimi yapilacaktir.

 

Katilimcilarin dogal yasam enerjileri

ozel bilimsel bir alet ile tespit edilecektir.

Egitim yeri Kadikoy'dur.

Egitimin ucreti 80 YTL'dir.

Sertifika verilecektir.

Katilmak isteyenler isimlerini

 

info@reikiturk.com

 

mail adresinden yazdirabilirler.

Detayli bilgi mail ile gonderilecektir.

 

Egitime katilimci sayisi sinirli olacaktir.

Eger 21 gunden daha kisa bir zaman icinde

inisiyasyonlu baska bir egitim aldiysaniz

bu egitime basvurmayiniz.

 

www.reikiturk.com

7/12/2009

HAKİKATİ OKUYANLARIN YORUMLARI - 7 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

 

Almanya…

SELAM.27 Aydir TANRININ DOGUM GUNU elimde,kalbimde,beynimin en ucra kosesine kadar girdi. 2006′nin mart ayinda siddetli bir bel agrisiyla hastaneye kaldirildim ve ne olduysa ondan sonra oldu.kendimi bilmeye basladigim gunden itibaren bu yasima kadar neler yasadiysam bana bir film gibi gosterildi bu benim filmimdi ne olursa olsun yasdiklarimi tekrar tekrar gormeliydim eger ben bu hatalari yaptiysam karsiligini yasamaliydim dedim kendi kendime.(bu arada yasim 38)Yapmadigim pek birsey kalmamisti bir erkek olarak.TDG’eyle tanistirilmadan once sorgulamadan dinin gerekliliklerini yerine getirme arayisina girdim cok ama cok israrliydim beni hic bir guc bu yoldan cikartamaz diyordum kendimi O kadar kaptirmistim ki ezberleyemedigim dualar icin kendi kendime cezalar vermeye baslamistim.TANRIYA yakin olmak istiyordum fakat benim oyle bir istegim vardiki beni daha ilerlere goturuyordu ben de farkli bir sey vardi ama ne oldugunu bir turlu bulamiyordum yapiyor oldugum ibadetler bana istedigimi vermemeye basladi.2007′nin eylul ayinda evlenmek cin Turkiye’ye geldim(almanyada ikamet ediyorum)

Veee TDG’eyle karsilastim bir dostumu ziyaret ettigim sirada masanin uzerinde bir kitap hediye paketi seklinde ve TANRININ DOGUM GUNU yaziyor hic tereddut etmeden uzandim ve biraz goz gezdireyim dedim amanain oda ne aradigim hersey yaziyor sukurler olsun dedim aradigim iste burda beni oku pisman olmazsin dercesine ellerimdeydi,dostum hediyem olsun al dedi yuzum tutmadi vel hasil kitapcidan tedarik ettim.Yasadigim yerin nufusu 12 bin civarinda yaklasik 250 turk ailesi var 1.5 sene camiyle ic ice yasayan bir insanin birden herseyi kesip atmasi zor oluyor ama istersen gercekten oluyor bunu TDG’eyle yapabildim ve ben hala ayni yerde yasiyorum beni kimse arayip sormuyor sormasinlar ben ne yaptigimi simdi daha iyi idrak etmis bulunuyorum Mutluyum huzurluyum hic kimseyi yargilayamam bu bir zaman meselesi.Benim bunlari anlatmamdaki sebep ayni durumda olanlara ornek olsun diye B1z olmak icn daha ne bekliyorsunuz,ne olursa olsun Lev-hi Mahfuz’u okuyun okuyun okuyun kendinize bir sans taniyin::B1z’leri Yaradanimizla bulusturdugun icin sukrediyorum…Sevgili buRAK sana olan sevgim sonsuza dek surucek, sabrina,vermis oldugun emegine saglik,gozlerin’den ellerin’den opüyorum, yurekten destekliyorum ve ne yapmamiz gerekiyorsa yapmaya hazirm.Lutfen kendinize iyi davranin sizlere ihtiyacimiz var.TANRI b1zleri korusun…..Nesimi’nin bir siiriyle ile ayriliyorum.Sevgilerimle

Nesimi esrari fas etme sakin

Ne bilsin ham ervah likasin

Hakkin Hak’ki bilmeyene Hak olmaz yakin

Bizim Hak katinda elimiz vardir.

…………….

Kitabevi…

Daha önce çok kişisel gelişim ve bu tarz kitapları okuduğum için bu kitabı kitabevinden gördüğümde ilk olarak şüpheli olarak yaklaşmıştım ve daha önce hiç bir kitabı içime sindirememiş hatta bu tip kitapları okumayı tamamen bırakmıştım. Neyse ilk gördüğümde bunun secret tarzı yazılmış bir kitap olarak düşünmüştüm ama kitapevinde kitabı karıştırırken açtığım ilk sayfada

secret ve bu tarz kitaplar yazan kişilerin kendi kıyametlerini yaşayacağını ve okuyan kişilere evrensel gerçeklerle ilgili eksik bilgi verdikleri bunun bedelini ödeyeceklerini

okuyunca beynimden vurulmuşa döndüm ve böylece önyargımı kırıp kitapla tanıştım…

……………

Rüyalar…

Şunu bilmenizi isterim ki, Levh-i Mahfuz’u okumam sırasında rüyalarım değişti. Öyle ki bunları soranlara cevabım maalesef suskunluk olacaktır. Çünkü sözle anlatılır gibi şeyler değil bunlar. Saygılarımla

……………….

Zamanlar mekânlar…

‘Bir ses’lenmek istedim… dilerim oralara ulaşır ve birbirinden güzel eşsiz yankılanmalar oluşturur…

 

önce kitabımızdan bahsedeyim ( hemen de sahipleniveriirmişim aman…-şaka bir yana-) aylar önce karşılaştım kitapla ve zaten o günden beri sizin ifadenizle firedance mı beni buldu ben mi fire danstım ya da ne zaman az soluklu -fire’lı- yaşamışlığım oldu bilemem ama değişik bir dönemeçte uyantıdayım… yaklaşık:) 23 yaşımda olmama rağmen uyanışım ve çırpınışlarım çok öncesine dayanıyor.neredeyse reşit olduğum zamana… spiritüel dünyanına da tozunu yuttum; kendimi arama yolumda; yanlışlarımın tadını da; doğrularımın tarifsiz zevkini de… bana TANRININ DOĞUM GÜNÜ kitabı önerildiğinde sıkılgınlığımın spiritüel dalgası modunda olduğumdan pek bir ilgimi çekmedi.dikkatimim yöneltmedim ama okuduğumda ve okurken kendimi kitapta görmeye başlamamla birlikte kim olduğumu algılamalarla ilerleyen süreçte hayatımın önemli ve ARTIK beklediğim -içsel sesimin az kaldı nidalarıyla desteklediği- düzlemin startını aldığımda asıl fire-dansım başlamıştı… emeklerinize ve emekleri geçen bütün insanlığa sevgilerimle efem:):)

ikinci kitabı- levhu mahfuzu sipariş ettim ve çok bunalmşlı bir dönemimde size neden gelmedi diye kısa bir mesaj çekmiştim. o biraz kaba (en azından sıcak olmayan) mesajım için kusura bakmayınlarımı iletirim.çünkü gerçekten kolay anlarda değilim. düşünün ki bütün ailenizle; hatta komşu, akraba; sülanizle ruhsal etapta savaşıyorsunuz ve yalnızsınız. siz kıyam ettiğinizde etrafınızlakilerin kuyruğa girmiş; sizin üzerinizdeki sorumluluktan/zengizlikten habire parçalar kopardğını görüyorsunuz ve 22 yaşında yalnız; işi olmayan, sahipsiz denebilecek pozisyondasınız. evet sahipsiz; bereber yürüdüğüm hak yoldaşlarıma; işçsel seslerime; dostlarıma haksızlık gibi görünse de; haklılık payı da çok yüksek… zor bir dönemeç…

ikinci kitabı yarıladım bile… yavaş yavaş okumak kitabın içindeki frekanslara ve iletilere uyumlanmamı sağlıyor. o yüzden heyacnla beklesem de zaman- mekan kesişimlerine okuyorum kitabı…

……………..

Hepimiz birer vesileyiz…

Tanrının doğum günü kitabını okumuş ve beğenmiş birisiyim.Sizen özellikle teşekkür maili atmak istedim çünkü bende inanılmaz güzel değişimler sağladı.Şuan hayatımın gerçekten zor olan dönemlerinden birini yaşıyorum.Ve hiçbirşey benim ruhumun yaşadığı ızdırabı geçiremedi.Bir çok kişisel gelişim kitapları okusamda hepsi yüzeysel oldu.Ama yazdığınız eser inanın bana çok yardımcı oldu.Ve çevremde sizin bu kitabınızla tanışmamış insanlara da okuduklarımı anlatarak ,onlarıda rahatlatıyorum.Tabikidie bu kitapla tanışmalarına vesile oluyorum.İnanın size çok teşekkür ediyorum.Gerçekten insanlığa çok büyük bir iyilik yaptınız. Vicadaninizda bunun rahatlığını doya doya  yaşamanız dileğiyle…

………………

Nereden başlamalı anlatmaya…:)

halepçe katliamı ile ilgili araştırma yaparken nasıl olduğunu anlamadan bu siteye kadar geldim. bana burada neler olduğunu açıklar mısınız? ‘bi bakıp çıkacağım’ durumu yaşamak istemiyorum. anlamak istiyorum.

……………

Kıymalı makarna…

Biraz önce Levh-i Mahvuz okudum eksik kalacak yaşamısım ve okurken de yaşadım ve şimdilik bitti diyebileceğim.Bu ilkiydi.Sırada kızım var.Tekrar okuyacağım.Yaşamak derken kitabın son bölümüyle olanı sadece paylaşayım.İşim bittikten sonra kitabımı okuyacağım.Fakat yemek yemeyi unutmuşum.Ayıptır söylemesi kıymalı makarna yaptım.”Yesem mi yemesem mi?”Çünkü tok karınla okumak istemiyorum.Ama “hadi biraz yiyebilirim”İçimden yoğurt koymak geldi.İlk defa hiç yoğurtlu yemem normalde.O an yoğurdun pek çok şeyle yenilebilecek ilginç ve yalın bir şey olduğunu ve etle fazla arası olmayan biri olarak etkisini hoş bir şekilde azaltığını düşünerek yedim.Arkadan bir limonlu su alarak kitabımı okumaya başladım.Kitap ve YOĞURT bölümü.İçimden geçenler de yazıyor..Kendime gelmeye çalışıyorum hala…Ali ve Ayşe ve Hz. Muhammet. Evlilik ,aşk bölümünde koptum..Gözyaşlarım sel oldu..Yıllarca ateist arkadaşlarımın yargılarını dinlemiştim.Şimdi cevabım var..buRAKcan Nasrettin..sevgiyle..

……………….

Öncülük ve Levh-i Mahfuz

Okuyucu… başlıklı yazı benimde hislerimin tercumanı oldu. Senin peygamber olduğunu, eğer Tanrı birine bunları yazdırıyorsa o peygamberdir dediğim günlerde sen, ben öncüyüm demiştin. Bende o kendini peygamber mi sanıyor diyenlere hayır buRAK bir öncüdür demiştim. Fakat şimdi kitabımızı da okuduktan sonra senin Peygamber hatta bütün herkesin peygamber olmak üzere tekamül etmesi gerektiğini anladım. Hz. Muhammedin son peygamber olduğunu bilmek beni biraz geriyordu, kitabın başlarında bu şüphe beni yedi bitirdi ama kitabın sonlarına doğru Hz. Muhammedin ANA peygamber olduğunun açıklanması içime nasıl sular serpti anlatamam sana. Bu kitaba iman ettim, ama iman ettim diye salıverileceğimi düşünmüyorum :)) Gelecek günler güzel olacak buna canı gönülden inanıyor ve sabırsızlıkla bekliyorum. İyiki varsın buRAK. İyiki bu kitap var.

……….

Aslında …

söze kitabınla diye başlamak üzereydim ama kelimenin doğrusu bu yazdıkların sana ait değil. bunlar bizim oldu. sen sadece gönlünün ve aklının akışını tam olarakda bilemediğim bir gerçeklikle ortaya koydun. yazdıklarınla ilgili amanda ne güzel içim aydınlandı gibi şak şaka gerekde yok. okuyan insan yada okumasını bilen birazda açılmış kapılardan adım atmaya cesareti olan her kişi muhakkak kapıların arkasına yada yatakların altında saklanmaktan vazgeçecek cesareti bulacaktır. lafın özü şudurki medyalarda maymun olup bütünlüğünü bozmadığın için sana teşekkür ediyorum. sen bir vesile oldun gerçi ama inan çok özelsin ( her insan kadar tabiki )

…………….

Kedigiller ve Levh-i Mahfuz

Biz kitabı toplu sipariş edenlerdeniz. Ancak kitabı ben değil arkadaşımıza organize ettirdik. Kitaplar geldiğinde kitaplardan ikisininin imzalıymış (sonradana öğrendik). neyse 8 kitaptan 2’si imzalı olunca hak geçmesin diye kitaplar ortaya karışık dizildi. Benim için imzalı olup olmaması aslında o kadar önemli değildi, önemli olan muhteviyatıydı kitabın. Neyse. Ben de evin en geveze dört ayaklı canlısı sofiyi çağırdım. Önce kitapları soldan sağa doğru kokladı, inceledi (üzerine çıktığı kitabı seçilmiş kitap olarak adledecektik). Sonra tam ortadaki kitabın üzerine çıktı. Kitap tarafınızca imzalıydı. Bu arada sofi evin vazgeçilmez kedisidir.

Kitabın gerçekten çok yoğun bir enerjisi var, ve bu enerji öyle kelebek gibi hafif değil. İnanırsınız ya da inanmazsınız ama iki gün boyunca başım ağrıdı. Evde olmayacak yerlerde ışık oyunlar belirdi. Güzel ve yorucu bir enerjisi var.

………………

Mucize bağımlılığı…

tekrar sevgiler…burada olan yorumları okudukça gözlerim doluyo…LEVH-İ MAHFUZ’un insanlara ulaşması ve hakikati görüp ve hissetmeleri bir mucize…birde diğer yanı var tabi…kardeşimle kitap üzerine tartışıyorduk..o genelde din konuların da her zaman olduğu gibi ön yargılarını ne yazıkki kıramıyor…kitabın içindekileri bilmeden içindekilerin doğru olmadığını savunmakta..kardeşime bu kitabın bir mucize olduğunu anlatmaya çalışsam da o BAŞKA MUCİZELER bekliyo…MESİH’İN mucizeler yapacağını duymuş gözleriyle görmedende başka türlü inanmayacakmış..yani sen birşeyi tavşana yada herhangi birşeye çevirdiğinde onun için mucize o olacakmış:))…bide kardeşim gibi düşünen, eskilere bağımlı, okuyup araştırmak, sorgulamak yerine,körü körüne korku düzleminde olan eski bilgilere inanmayı tercih eden İNSANLAR olacak..bunlarla başa çıkabilmek ve konuşabilmek bile inanki çok zor..yolumuz zorlu bir yol..yılmadan en zoruda sinirlenmeden bunları aşabilmek gerçekten zor..içimden kaç defa “YA SABIR” ÇEKTİĞİMİ BİLEMEZSİN:))…ama yola herzaman devam..belki birgün fikrini değiştirip EN AZINDAN kitabı okumayı başarabilir..SEVGİYLE KALIN….

……………..

Yer kısıtından dolayı…

Bu mucizevi kitapla ilgili olarak söyleyebileceğim birşey yok, defalarca boş kaldığımda tekrar tekrar okuduğumda bile sürekli farklı birşey öğrenebildiğim müthiş bir kitap sürekli tatilde bile yanımda dolaştırıyorum. Benim sadece küçük bir önerim olucak, eğer kitap geçen konuların bir indexini bundan sonraki basımlarda ekleyebilirseniz, kitaptan bir konuyu istediğimiz zaman kolayca bulabilmek gerçekten çok yararlı olur, böylece bir konuyu arkadaşlarımızla tartıştığımız zamanda bulmammız kolaylaşır herkesin işine yarayacağına inanıyorum.

…………..

Saygı…

merhaba buRAK özDEMİR. ben istanbulda okuyan bir öğrenciyim. kitabınız alkım’da inklap’ta defalarca dikkatimi çekti. Bin yılın kur’an tefsiri… herneyse. ogün bugündür kitabı almakla almamak arasında gidip geldim ve ogün bugündür araştırıp duruyorum. ekşi sözlükte çeşitli internet sitelerinde ve hemen hemen bütün yorumları okudum. hepsi olumlu yönede. daha okumadım kitabı ama dikkatimi çeken birşey var madem ki kur’an tefsiri neden tengriden gelen tanrı kullanılıyorda “Allah” sıfatı kullanılmıyor inanın çok merak ediyorum. şekilci müslümancılardan değilim. evet müslümancı diyorum çünkü bağnazlıkla hiç birşeyi sorgulamayan ve müslümanım diyenleri müslüman saymayıp müslümancı olarak adlandırıyorum. bende sizin gibi genç bir yazar olmaya çalışıyorum. tevrat ve incilin tahribatı hakkında araştırmalarım sürüyor umarım ileride benimde kitabım ve/veya kitaplarım sizinkiler kadar ses getirir. her neyse kendimden bahsetmeyeyim. ne diyorduk heh ben tabiri caizse materyalist bir müslümanım:) daha sonra bu tanımı dilerseniz açıklayabilirim. her neyse. ayrıntılara fazla taktığımdan dolayı ön yargılarımı kaldıramıyorum. kitabınızı ilk elime aldığımda bir neoateizm hareketi olduğunu düşündüm inanın. çünkü Allah ile chat düşüncesi aklımı başımdan aldı. ama burada yazılanları okuyunca kendimden geçtim. ve nasıl bir hata yaptığımın farkına kısmende olsa vardım. ama şüpheciliğimden vazgeçemiyorum. sonuçta yorumlar siz ve sizin yandaşlarınızda yapmış olabilir değil mi? bunu suçlama olarak algılamayın lütfen. sadece şüphemi gidermek istiyorum. velhasılı kelam böyle bir önyargıya düştüm. umarım önyargımı kırmaya yardımınız dokunur. Ki bende bu önyargıdan kurtulur kurtulmaz aşk ile kitabınızı almaya koşturabileyim.. umarım cevap verirsiniz. emeğinize saygı duyuyorum. teşekkürler…

……….

En güzel soru kendinden cevaplı sorudur…:)

Biliyorum, imza günü falan gibi şeylerden hazzetmediğini söyleyeceksin. Haklısın da… Ama biz okuyucular da seninle sohbet etmek, tanışmak, paylaşmak, soru sormak, ya da yüzümüzde tatlı tebessümlerle ve sevgiyle sana (kendimize) sadece bakmak istiyoruz. Seninle BİR olmak istiyoruz.(Biliyorum Kitap aracılığla tüm bunları yapıyoruz) Ama… yine de … Olabilecek mi buluşma?

Çocuk coşkusu taşıyan kardeşinden Sevgiler.

 

http://www.tanrinindogumgunu.com/

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 

 

 


5/12/2009

Bu yazıyı bilgisayarınızın bir köşesine kaydedin ve unutun.

Kategori: YASAM

 


 

Umut iyi birşeydir…

buRAK özDEMİR

 

Az önce bitti film… Harika birşeydi. Adını söylemeyeceğim. Çünkü bu bana, filmin sonunu anlatma özgürlüğünü verecek. “Umut tehlikeli birşeydir”… Buna inanan, bunu yaşayan, ümitsiz bir kalabalığın ortasına düşmüş yetişkin bir yaramaz… Hayata bu yazının başlığındaki gibi bakıyor. Bunun mücadelesini veriyor. Mücadele ne kelime… Bu yolda dayak yiyor, aşağılanıyor hatta tecavüze uğruyor. Defalarca…

Yaşadığı onca şeye karşın bu adam tek birşey biliyor;

 “Umut iyi birşeydir”.

Ortasına bırakıldığı o karanlıkta, bir yolunu bulup, Mozart dinliyor. İşkence görmeyi göze alarak… Haftalar geçip de, kalabalığın arasına döndüğünde ona “Değdi mi?” diyorlar. “Çektiğin ceza birkaç dakikalığına o berbat müziği dinlediğine değdi mi?”

Ben o müziği birkaç dakika dinlemedim. Kalbimdeydi… Beynimdeydi… Beni cezalandırdıkları sırada ben içimden Mozart’ı dinliyordum. Müzik… Onu dinleme hakkınızı elinizden kimse alamaz…

Umut iyi birşeydir.

Bu yaramaz ruhlu Mozart aşığı, lağımların içinden yüzdü durdu ve sonunda tertemiz sularla buluştu. Gördüğüm en güzel “mutlu son” filmiydi… Kendimi doğrulanmış hissettim. Ve bundan daha önemlisi olumlu düşüncenin “atası” olarak kabul edebileceğimiz Polyanna’daki eksik şeyin ne olduğunu sonunda buldum: Zeka!!

- Hayırlı bir hayaliniz varsa…

- Bunu ayakları yere sağlam basan bir projeye

dönüştürecek bir zekaya sahipseniz…

- Ve de en önemlisi; Sizi, lağımlı sularda yüzdüğünüz sırada hayata bağlayıp, sizi daracık-sıkışık o tünelde, bedeninizi olmasa da ruhunuzu ayakta tutacak “umudunuz” varsa, rahat olun, dünyadaki bütün pis artıkların döküldüğü “o” yere doğru gitmektesiniz: Tertemiz sulara…

 

Tanrı’nın doğum günü sizlerle buluşalı, yaklaşık 36.5 ay oldu.

Yazdığım şeyi yayınevine teslim ederken,

Meleklerim sağolsunlar hayatımı film şeritleri halinde

gözümün önünden geçirdiler.

 “Lağımla dolu bir tünelin içine girmek üzeresin.

Emin misin? Hazır mısın?” …

cevabım;

“Hazır mıyım bilmiyorum ama

emin olduğumdan eminim” olmuştu.

 

Benim korku tüneline girmem size İnternette bir gün şöyle bir paragrafla karşılaşmak olarak yansıdı: Elif, Lam, Ra… Bu harflere dikkatli bakın. Yakında onlar dünyayı değiştirecekler…

“Allah Allah… Gençten bir çocuk acayip acayip laflar ediyor. İslam’ı dünyaya sevdirecekmiş. Medeniyetler Savaşı tezine, karşı bir projeyle İki Denizin Kardeşliği projesiyle çıkıyormuş. Bak bak… Bunu modern zamanların Kur’an tefsiri olduğunu iddia ettiği kitabıyla yapacakmış… Kitabın adı da acayip birşey. Tanrı’nın doğum günü! Haşa! Sümme haşa! Tanrı doğmamıştır, doğurulmamıştır! Neler saçmalıyor bu çocuk!”

Tuhaf bir arka kapak yazısı olduğunda sizinle hemfikirim. Nasıl olmam ki? Benim hayatım baştan aşağı tuhaftı zaten. Oldum olası… Ömrüm haldır haldır birşeye hazırlanmakla geçti… Neye hazırlandığımı bilmeden. İnsanları, hayvanları, bitkileri hep sevdim. Sokakta bir köpeği severken, sevgimin ona iyi geldiğini görmek beni ağlamaklı hale getirmeye her zaman yeter. Herkesi ve herşeyi severim yani. Ama bu dünyadan da nefret ediyorum! Spritüelizme sonuna kadar inanıyorum. Ama evinde birbiri ardınca tütsüler yakıp, kendini meditasyonlara adayıp, kendinle ve hayata fazla barışık olmayı da kendi kendimize söylediğimiz bir başka yalan olarak görüyorum. Öyle huzursuz, mazlumların o kadar çok mağdur edildiği bir dünyada yaşıyoruz ki, bu kadar huzurlu olmaya inanın bana hakkımız yok. Kendimizi paralamadan, huzursuz kalabilmenin yollarını bulabilmeliyiz. Bu bize, evren için, insanlık için birşeyler yapma enerjisi verir. İşte bunun için, sadece bunun için meditasyon yapmalı insan.

 

Bu düzende bir yanlışlık var.

Böyle olmamalı.

 Bunların hepsi değişmek zorunda.

Bu sıkıntılar bizim kaderimiz değil,

 olmamalı da. Neden? Çünkü;

 “Umut iyi birşeydir”.

 

33 yıl, yediğinin tadını almadan, yaşadığının hazzına varmadan “hazırlıkla” geçmiş bir ömür benimkisi. Hep şunu düşündüm durdum “hazırlık” yıllarım boyunca; “Benim beynimde dünyayı değiştirecek bir güç var. Bunun farkındayım. Beni acaba kim keşfedecek? Beynimi birşeye adamalıyım. İyi de o şey ne olacak? Ben bir hayalim. Ama bir gün, yemin ederim bir gün gerçek olacağım…”. Hayat gerçekten sürprizlerle dolu. Beni, benim sevgili Tanrımın keşfedeceğini hiç ama hiç düşünmemişti o müthiş beynim!

Herkes kendi içinde Tanrısıyla konuşur. Kimisi ona şükreder. Kimisi anlamını bilmediği kelimelerle ona dua eder. Kimisi de ona içinden başkaldırır hatta küfreder… Kimi insan ise Tanrısına sadece sitem eder. Benim de bir Tanrım var elbet ve bizim de aramızda birşeyler geçiyor. Doğal olarak… Ben kendimi -yüzde yüz sürpriz birşekilde- onun insanlar tarafından doğru anlaşılmasına, yeryüzündeki Tanrı imajının değişmesine adadım. Benim Tanrım beni işe aldı, bu projeme sponsor oldu. İçimdeki o, volkanlar dolusu dünyayı değiştirme arzuma ortak oldu. Ve bana kendimi adadığım, dünyevi beklentilerden tümüyle arınarak çıktığım bu zorlu yolda çok ama çok sağlam bir dayanak verdi;

 Bugüne dek saklı kalmış gerçek İslam özü…

Bunu bulmayı bana evet, küpeli, Maserati hastası, rock müzik hastası olan bana nasip etti. Yüzde yüz sürpriz bir biçimde…

 

Elif, Lam, Mim… Bu harflere dikkatli bakın. Çünkü onlar yakında dünyayı değiştirecekler… Gerçekten… Gerçekten onlara iyi bakın. Onlar dünyayı gerçekten değiştirecekler. İster inanın, ister inanmayın. İster bana destek olun, ister köstek… İsterseniz benim kendini peygamber zanneden bir manyak olduğumu düşünün, isterseniz de beni iyi niyetli ama fazla hayalci bir genç olarak görün. Bunların hiçbirinin benim için bir önemi yok. Çok ama çok hayırlı bir hayalim var… Kişisel reklama inanmadığım için sıfatını boş bırakacağım ….. bir zekam var. Geriye bir tek şey kalıyor bana gereken:

Umut iyi birşeydir…

 

Bu yazıyı neden yazıyorum? Aslına bakarsanız neden yazdığımı da tam olarak bilmiyorum. Neden yazmadığımı biliyorum sadece: Destek istemek için değil.

Hakkımda ne düşünürseniz düşünün benim yolum tertemiz bir denize doğru açılıyor… Evet, galiba ne için yazdığımı buldum. Ben, Tanrı’nın doğum günü onurunu benimle paylaşacak insanlar arıyorum… Bu çok büyük, bir kişinin taşıyabileceğinden fazla büyük bir onur. Benim satırlarımı benimle yaşayın, bu onuru benimle paylaşın. Tek istediğim bu.

 

Gençten bir çocuk… Bir kitap yazmış… Kendi adını taşıyan sitesinde birşeyler karalamış. Site dediği de günde en fazla 80-100 kişinin ziyaret ettiği bir yer…

 

Tanrı’nın doğum günü, tarih yazacak dostlar. Sizin, şu anda bu satırları okuyan sizin, yukarıda özetlediğim bu başlangıç aşamasında olacak- bitecek olandan haberdar olmanız… Bu onuru benimle paylaşmaktan kastım tam da bu. Öyle değil mi? Ortada fol yok, yumurta yok.

 

Sen ne megaloman bir adamsın?

Dünyayı değiştirmek sana kalmış? Tövbe tövbeee….

Deli midir nedir?

 

Hatırlatmak isterim… Google da bir zamanlar delilik derecesinde kaçık bir fikirdi. Ama bugün, az önce ona girdiniz. Hatta belki buRAKozdemir.com’u da google’dan buldunuz… Cep telefonu diye birşeye yatırım yapmak bir zamanlar manyaklığın daniskasıydı. Ama şimdi? Gelin itiraf edin, sizin de bir cep telefonuz var öyle değil mi?

 

Burası Tanrı’nın doğum günü’nün resmi sitesi ve şu anda ben, siz, hepimiz, Google’ın bir evin garajıda geliştirilmekte olduğu yıllar önceki sıradan günlerden birindeyiz. Bunu bilmenizi istiyorum. Ortada fol yok-yumurta yok ve ben sizinle fazlasıyla büyük bu hayali paylaşıyorum. Bir gün, bu hayal mutlaka ama mutlaka gerçek olacak. İşte o gün, kendi hayaliniz için size ilham ve güç vermek, bu en büyük hayalimden de büyük bir hayal benim için. Bir gün… Adını tuhaf birşekilde yazan, buRAK özDEMİR isimli bu çocuğun hayalinin gerçekleşmeye başladığını gördüğünüzde, lütfen ama lütfen kendi hayalinizin de aynı benimki gibi gerçek olabileceğine inanın. Ve harekete geçin…

 

Bilgisayarlar,

onlara kaydettiğiniz dosyaların

kaydedilme tarihini de kaydederler.

Gelin, beni dinleyin.

 Bu yazıyı bilgisayarınızın bir köşesine kaydedin ve unutun. İleride bir gün tekrar bulmak üzere…

 

Beni çok seven, benim de kendisini çok sevdiğim bir okuyucum bana bir mail gönderdi geçenlerde. Şöyle yazmıştı:

buRAK sana inanıyorum. Kitabına da… Ama benim gözlerimin mucize görmeye ihtiyacı var…

 

Biliyor musunuz? Az önce aynada kendimi görmek daha doğrusu bir mucizeye tanık olmak üzere banyoya gittim. Yaşadığım mucizeyi nasıl tarif edebilirim bilmiyorum, elimden geleni yapacağım bunu başarabilmek için. Bana ister inanırsınız, ister inanmazsınız. Ama ben bunu yaşadım. Evet aslında, benim gözlerimin de mucize görmeye ihtiyacı var. Bu kadar büyük bir hayal… Bunun gerçekleşmesi için ihtiyacım olan şey tam da okuyucumun benden beklediği şey: Bir mucize!

Aynanın önünde durdum. Gözlerimi kapattım. Derin bir nefes aldım. Sağ elimi aynanın karşısına gelecek şekilde havaya kaldırdım. Tıpkı Hazret-i Musa’nın elinde parlayan ışık topunun aynısının elimde olduğunu ve o karanlık banyoyu aydınlattığını hayal ettim. Düşüncenin sınırsız gücüne sığındım. Dua ettim. Tanrım lütfen dedim… Ve ne oldu biliyor musunuz?

Hiçbirşey!! Tanrım bana ne dedi peki bunu biliyor musunuz?

“Şu saçmalığa bir son ver ve işinin başına dön artık!”

E ama hani mucize? Bir dakika… Omuzumda parlayan şu küçük ışık tanecikleri de ne? Yoksa?? Offf… Onlar benim stres meyvesi dediğim şeyler… Siz onlara kepek diyorsunuz! Mucizem olmadığı gibi… O kadar ıkınmışım ki bedenimden fışkıra fışkıra ölü kafa derisi hücreleri fışkırmış! Çok kasmışım kendimi anlayacağınız… Allahım ben ne kadar fani, ne kadar sıradan bir canlıyım… En iyisi fazla ısınıp dizüstümü haşlayan fani bilgisayarımın başına dönmeli ve sıradan hayatıma devam etmeliyim. Bilmem yaşadığım mucizeyi tam olarak anlatabildim mi…

 

Benden mucize bekleyen o okuyucuma

verdiğim yanıtla bitiriyorum sözlerimi…

Şimdilik…

İnsanlar iki gruba ayrılır;

Mucize bekleyenlerle…

Mucize yaratanlar…

Tanrı’nın doğum günü,

LEVH-İ MAHFUZ 

mucize bekleyenlerin değil,

o mucizeyi yaratacak gücü kendinde bulanların kitabıdır.

 

Bekleyenlerin değil,

yaratanların arasında olmanızı diliyorum tüm kalbimle.

Çünkü;

Umut iyi birşeydir dostlar…

sevgiyle

buRAK özDEMİR

http://www.tanrinindogumgunu.com/

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 


4/12/2009

LÜTFEN İHTİYACI OLANLARA İLETİN...

Kategori: YASAM

 

LÜTFEN İHTİYACI OLANLARA İLETİN

İstanbul Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı olarak

12 yaş altı işitme problemi olan, maddi durumu kötü, hiçbir sağlık güvencesi olmayan maddi durumu yetersiz olan küçük dostlarımız için

çok önemli ve güzel bir destek çalışması başlattı,bu çalışmada ,küçük dostlarımızın tedavisi ve kullandıkları işitme cihazını ücretsiz karşılayacaklar.

Sizlerden ve değerli yüreklerinizden önemli ricamız,çevrenizde bu yönde desteğe ihtiyacı olan küçük dostlarımız bulunuyor olabilir bu nedenle bu bilgiyi kendilerine ulaştırabilirsiniz ,çevreniz ve bağlantılarınızla , güzel çalışmanın duyumunu sağlayabilirsiniz ,değerli yüreklerininzin tüm çabası ve destekleri için şimdiden teşekkür ediyor ,en güzel mutlulukların yüreklerinizden hiç eksik olmamasını diliyorum,

Sevgi ve Saygılarımızla

 

Bağlantı kurulacak yetkili :

SEMA ONAY (Rektör Asistanı)

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yurtiçi Yayın Koordinatörü

Cep Tel: 0543 291 65 65

0532 504 02 22

 


4/12/2009

ANLAYANA ,ANLAMAKTAN YANA NASİBİ OLANLARA...

Kategori: YASAM


 

SEVMEK İÇİN, TANIMAK VE ANLAMAK GEREK;

İşte;

Her gün geçtiği yolunun üzerindeki iğde ağacının kesildiğini görünce ağlayan,

-Çok sevdiği köpeği Foks öldüğünde matemini tutan,

-Yalova'da köşke zarar veren ağacın dalı kesilmesin diye köşkü kızaklarla kaydırtan,

-Savaş sonrası Çankaya'da ücretle çalıştırılan ve ayrılışlarında çantalarında Gazi markalı sigara çıktığı için görevli personel tarafından dövüldüklerini gördüğü Yunan esirlerinden  özür dileyerek sigara ve para ile onları uğurlayan,

-İçki içmeyen ve beş vakit namaz kılan Mareşal Fevzi Çakmak yemekte olacağı zaman masaya içki koydurmayıp limonata ile yetinen,

-Ramazanlarda Hafız Yaşar Okuyan'a, gündüzleri Hacı Bayram Veli ve Zincirlikuyu camilerinde şehitlerimizin ruhu için hatim okutan, akşamları da huzurunda okuttuğu sureleri derin bir hazla dinleyen,

-Ankaralılar tarafından kendisine hediye edilmek istenen Çankaya'daki evin tapu tescilini, 1.İnönü savaşını kazanan orduya bağışlanmak üzere M.S.B'ye yaptıran,

-Yurt gezilerinde, Kara Fatma, Satı Kadın gibi Kurtuluş Savaşı'nın kahraman Türk kadınlarını buldurup ellerini öpen, vefalı, şefkatli, merhametli, inançlı, saygılı, dürüst, yüreği sevgi dolu bir insan olan Atatürk.

Her şeyimizi borçlu olduğumuz böyle bir Önder nasıl sevilmez ?

Onun; parasal yardım yaparken dahi, ne kadar zarif bir tutum sergilediğini Yaveri Muzaffer Kılıç'ın aşağıdaki anısı ne güzel anlatıyor.

"Bir gün Atatürk'le beraber Abidinpaşa'dan gelip Samanpazarı yoluyla Ulus'a geçiyorduk. O zamanlar Samanpazarı'nda bulunan üç beş dükkan dan birisi Ali Efendi isimli kitapçıya aitti. Kitapçı dükkanının kepenklerinde, nefis bir halı asılmış duruyordu. Harp yıllarının  sonu olduğundan hiçbir yerde, hele Ankara'da böyle güzel bir şey görmek pek şaşırtıcı olduğu için bu halı Atatürk'ün de dikkatini çekti. Hemen arabayı durdurup indik.

Beraberce dükkana yürüdük. Kitapçı Ata'yı görünce, "Buyurun Paşam" diyerek heyecanla bir Emri olup olmadığını sordu. Paşa da bu halıyı çok güzel bulduklarını ifade ettiler.

Kitapçı;

-Paşam, bu halı bir müşterimin. Paraya ihtiyacı olmuş, satılması için bana bıraktılar. Benimle bir ilgisi yok dedi.

Atatürk, böyle güzel bir halının çok kıymetli olduğunu, bunu halı sahibinin nereden almış olabileceğini öğrenmek istediler. Kitapçı ezile büzüle;

-Paşam, emanet koyan isminin söylenmemesini özellikle rica ettiler, müsaade ederseniz ismini söylemeyeyim dedi.

Bu sefer Atatürk daha çok merak edip,

-Çocuk, belki halıyı almak isteyeceğiz. Kimin ve kaça olduğunu öğrenmek isteriz dediler.

Kitapçı;

-Paşam 40 lira istemişlerdi deyip yine halı sahibinin ismini vermedi.

Atatürk halı sahibini iyice merak edip ısrar edince de, kitapçı istemeyerek ve sıkılarak;

-Abdülhalim Çelebi Hazretlerinin Paşam dedi.

Abdülhalim Efendi, Mevlana sülalesinden gelmiş, Konya milletvekili olarak Meclis'te görev yapıyordu. Kapısı herkese daima açık, cömert, gayet güzel konuşan, Mevlevi kalpağı ile gezen,  akıllı, sevimli, hoş sohbet, özü sözü doğru bir kişiydi.

Atatürk, bu cevabı alınca çok duygulandı ve bana dönerek dükkana 40 lira bırakmamı emretti.

Hemen parayı bıraktım. Kitapçı halıyı koşarak indirip paket yapmaya koyuldu.

Bu arada Atatürk, Abdülhalim Efendi'nin kişiliğinden övgüyle bahsederek;

-"Abdülhalim Efendi, evde halısını satacak kadar parasız kalıyor ama, kapısını kimseye kapamıyor"diyerek onu övdü. Sonra da kitapçıya dönerek;

-“Bana bak, halıyı biz alıyoruz. Fakat halıyı Abdülhalim Efendi'nin evine yollayınız, biz oradan aldırırız. Akşamüzeri de kendilerine bir kahve içmek için geleceğimizi söyleyiniz” dediler.

Kitapçı bu davranışa şaşırmış bize bakarken, arabaya binip uzaklaştık. Aynı akşam Abdülhalim Efendi'nin evine gittik. Kendisi bizi avlu kapısında karşıladı.

Eve girince baktım halı, kapı arkasında paketli olarak duruyordu. Mütevazı evinde minderlere oturuldu, kahveler içildi.

Abdülhalim Efendi;

-Paşam halıyı almışsınız. Fakat halı evime geri geldi.  Müsaade ederseniz, arabanıza koyduralım” dedi.

Atatürk de;

-Abdülhalim Efendi halı yine bizim olsun. Biz arada sırada sana kahve içmeye geldikçe onun üzerinde kahvemizi içeriz” diyerek halıyı açtırdılar ve odaya serdirdiler.

Kahveler içildi ve sohbet edildi. Giderken Abdülhalim Efendi yine bizi kapıya kadar uğurlayarak;

-Paşam eğer müsaadeniz olursa halıyı..... derken

Atatürk sözünü keserek mütebessim,

-Abdülhalim Efendi, onu sana emaneten bırakıyoruz. Her gelmemizde onu burada görmek ve üzerinde oturmak isteriz. Diyerek veda edip ayrıldılar.

Böylece Atatürk, Abdülhalim Çelebi Efendi'ye, kitapçıya bile belli etmemeye çalışarak ihtiyacı olan yardımı yapmış, fakat halıyı almamışlardı."

Bu ibret verici anı; O büyük asker, devlet adamı ve devrimci liderin, en az bu nitelikleri kadar büyük olan insanlığını anlatmasının yanı sıra onun, gerçek dindar ve üstelik bir tarikat  mensubu olan Çelebi'ye saygısını göstermek bakımından da ayrı bir önem taşıyor.

Ayrıca; Herkese açık sofrasını sürdürebilmek için halısını satan bir tarikat ehlinin, dini siyasete alet ederek para, mevki ve güce ulaşan, yurt içinde ve dışında saf ve eğitimsiz  vatandaşları sömürerek trilyonluk mal varlıklarının sahibi olup sefa süren günümüz din ve tarikat  bezirganlarından farklılığını da ortaya koyuyor.

Tabi anlayana ve anlamaktan yana nasibi olanlara !

 

“Paylaştığı için FİGEN Apaydın a teşekkür ederim”

« Önceki
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Siteni Ekle Hit Kazan