................................oku ve yaz ... İNDİGO MEHDİ buRAK özDEMİR doğru söylüyor

16/12/2009

LEVH-İ MAHFUZ VE PİYASA KIYAMETLERİ

Kategori: YASAM

 

LEVH-İ MAHFUZ VE PİYASA KIYAMETLERİ

Levh-i Mahfuz çıkmadan önce sağlam bir işortağı temizliği yaptık. Gelir konusunda her zaman paylaşımcı olduk. Üç beş liraların hesabını hiçbir zaman yapmadık. Kitapçılar bol bol kazansınlar bizim kitaplarımızdan. Bol bol satsınlar, insanlara ulaşmamızda yardımcı olsunlar bunun da ödülünü bol bol alsınlar dedik hep.  Fakat birşey. Bu kitap içeriğinde ne kadar dik duruyorsa, piyasa içindeki duruşu da o kadar dik olmalı. İçeride bu kadar asalet taşıyorken, dışarıda ‘gel vatandaş gel’ tarzı bir pazarlama ve iletişim olamaz.

Duruşu ve  iş anlayışı,

duruş ve iş anlayışımıza uymayan

işortaklarından ne pahasına olursa uzak durmamız istendi.

Biz de öyle yaptık.

Bu kitaba dokunacak el, temiz olmalı.

Sözünün eri olmalı.

Piyasadaki çok satan kitaplardan

herhangi biri gibi bir muameleye tutulmamalıyız.

Fakat gelgelelim bu kitap neyin peşinde, tüccarlar neyin peşinde. O nedenle çizgi çektik bi yerlere. Kitabın çıkmak üzere olduğu günlerde, bize toplu alımlar ve nakit paralar teklif ettiler. Nakite aşırı derecede ihtiyacımız olduğu halde kabul etmedik. Geldiğimiz noktada bu tüccar amcalarımızın, Kitap&Müzikevi zincirlerine, Levh-i Mahfuz’un vitrinlerden çekilmesi konusunda baskı yaptıklarını duyuyoruz. ‘Dağıtımını bize vermediler vitrine koymayın’ sözleri bu mağaza zincirleri üzerinde etkili oluyor mudur, olmuyor mudur? Bilinemez. Lakin Levh-i Mahfuz’un bir günde bazı vitrinlerden indirildiğini biliyoruz.

Piyasalarda böyle soğuk savaşlar çok olur. Onlara göre olağan birşeydir. Amaç bizim ‘burnumuzun sürtmesi’ ve muhtaç bir vaziyette bu amcaların kapısını çalmamızdır. Acaba böyle birşey olabilir mi? :) Bazı kuşların etleri, diş döken cinstendir. Dökeceğimiz tüm dişler için şimdiden özür. Ha bir eksik ha bir fazla. Meydan okuduklarımızın arasına bir yeldeğirmeni daha katılmış olur birşey değişmez. Biz, ‘Bir ders de biz istiyoruz’ sözlerine çok sıcak bakıyoruz.

Kitabevi zincirleri…

Zincirler kırılmak içindir.

Aynı şuna benzedi. Medyamıza da bir şey öğreteceğiz, Levh-i Mahfuz olgusundan alacakları sektörel bir ders olacak. Hiç unutamayacakları bir ders. Dünyanın, bu kitabı konuştuğu günlerde -biri hariç- Türk gazetelerinden hiçbiriyle tek satır söyleşi yapmayacağım. Uganda, Malawi, Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa’nın bütün gazetelerinin hepsine ok. ‘Bizim’ gazetelere hayır. Türkiye’de, burunlarının dibinde yaşayan bir adama Malawi gazeteleri üzerinden ulaşacaklar. Ciltler dolusu röportaj versen, bundan daha çok şey söyleyemezsin.

Tanrı’nın doğum günü

çıkalı 1143 gün oldu.

1143 gündür uyuyorlar.

Uyumaya devam, Malawi gazetelerine selam.

Kitabevi zincirleri de buna benzer bir noktaya doğru ilerliyor. Dünyanın en çok okunan ve satılan kitabını, siteden okuyucu gibi sipariş edip satabilecekleri bir noktaya doğru ilerlemekteler. Bu arada kitap, kendisini hakkıyla sergileyen kitapçılarda an itibariyle 1 numara. Diğer bazılarının listesinde hiç yok. Başka söze gerek var mı? Bu listelerin, halkımızın hangi kitaplara ilgi gösterdiğini objektif olarak görüntülemek için hazırlanmadığımı çok iyi biliyoruz. Bu listeleri, bu tüccar amcalar ‘Bunlar çok satın alın’ diyerek hazırlıyorlar. Senden istediklerini yaparsan listedesin. Yoksa yoksun. Reyting listelerinde onların bize bahşedecekleri o koltukları istemiyoruz.

 

Daha önce söylemiştim.

Doğumgünü Kitapçısı,

http://www.burakozdemir.com/siparisim/index.php

 benim dizginlerini tutup, dostlarımızı hep başka kitapçılara yönlendirmeme karşın şu an Türkiye’nin 2. en büyük Lehv-i Mahfuz satıcısı. Şu sektörel dönmedolaplara bakınca, yeni kitap projesini,

Doğumgünü Kitapçısı’na

http://www.burakozdemir.com/siparisim/index.php

özel bir proje olarak tutma kararındayım.

Yeni proje, Levh-i Mahfuz satışlarına çok büyük hız kazandıracak. Çok az kaldı. Pek yakında önsiparişte, Ocak’ta kargoda.

 

2009 zor ama muhteşem bir yıl oldu.

Geleceğin temelini bu yılda attık.

 Kıyameti yaratacak kadim bilgiler

elimize bu yılda aktı.

Tüm bunların sonucunu

2010 yılında almaya başlayacağız.

Geri sayım başladı bile.

Hayırlı olsun herkese.

 

2… 1… 0…

BuRAK özDEMİR

 

 

http://www.tanrinindogumgunu.com/levh-i-mahfuz-hakkinda-aydinlatici-bilgiler/

http://www.tanrinindogumgunu.com

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 

 

 


10/12/2009

HAKİKATİ OKUYANLARIN YORUMLARI - 10 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

 

Ben yerimden kıpırdayamıyorum, kitap geziyor.

Adaletin bu mu dünya…:)bunlar bugunden bir kac foto…

resimdeki ufakliklar komsumun cocuklari Charlie ve Katie… Hayatimda tanidigim en muhtesem iki insandir kendileri… Charlie tam bir dehadir ve 11 yasinda, Katie de kendi dalinda yine inanilmaz bir insan…

bugun kar yaginca okul yok evdelerdi ve beni aradilar sabahtan…. oynayalimmi diye :) tabi bunlar kara ve soguga dayaniklilar ben iki dakka duramadim disarida birlikte… onlar saatlerce karin icinde oynadilar…

bu arada LEVH-İ MAHFUZ u gorduler ve wooow what a big book :) dediler… evet icindeki bilgi goruntusunden cok daha ote gigantic diyince iyice meraklandilar sicak kokolarini icerken… Kati hemen bende okuyabilirmiyim diye sordu ama Turkce diyince yuzunu eksitti… merak etme Ingilizcesi cikacak diyince rahatladi :)

…………….

Kitaplar ve defterler üzerine…

Okunan kitaplar , yazılan defterler.

Muhteşem Kitab’ı anlamaya başladıkça, insanın amacının; defterini yazmak olduğunu anlaması kadar güzel bir duygu olması tam amacına uygun bir mutluluk.

Geç anlayınca Kur’an’ı insan önce üzülüyor, bu kadar sene defterim boş kaldı diye, ama  defteri karaladıkça , boş zannetiğimiz defterin eski sayfalarıda bir bir aynı muhteşemlikte doluymuş.

Ne kadar hırslıymışız meğerse; hayatta sadece tek rol  varmış ve bizde sadece o başrolde oynamamız gerekiyomuş gibi hissetmişiz yıllarca.

Ama daha muhteşemi kendi yazdığın senaryonda bir kahraman olmakmış, boş rollerde oynamak isteyen yalancı ve korkak sahte kahramanları kurtarmakmış amacın, ben bu rolu daha çok sevdim buRAK bana defterimi yazdırmak adına vesile olduğun için Teşekkürler

…………………

Güzel insanlar…

Kitabın ismi “LEVH-i MAHFUZ” ilgimi çekti, elime aldım ilk açtığım bölüm “indigo mehdi” idi, herhalde hristiyan misyonerlerin propaganda kitabı diye düşündüm, sonra iki bölüm diye uyardı kitabevi görevlisi, ters çevirdim. “tanrının doğum günü.” önyargım kitabın saçma olduğuna hükmetti. Görevli çok satan bir kitap olduğunu söyledi. ne üzerine dedim, bilmiyorum, incelemedim dedi. bir kitapçının çok satan kitabı incelememesi garibime gitti. araştırayım dedim, kitabı bıraktım çıktım. ama içime bir kurt girdi, kemiriyor beni. nihayet dayanamadım, bir hafta sonra aynı kitapçıdan aldım kitabı. A yüzü 135. sayfadayım şuan. ellerine, beynine sağlık diyorum. sanki Yaradanla konuşuyor gibi hissediyorum kendimi. yazma amacın ne bilmiyorum, inançlımısın, değilmisin onuda bilmiyorum ve benide zerre kadar ilgilendirmez ama benim Yaradana olan inancımı dahada pekiştirdi. 1989 yılında Erzurumda bir arkadaşım Bakara suresindeki ELİF-LAM-MİM ne demek diye sormuştu bana, ben 1989 yılından beri fatihadan öteye geçememiştim. Ama sınırlarımın silikleşmeye başladığını farketmeye başladım. Sanırım kitabını bitirdiğimde artık ELİF-LAM-MİM’in ötesine geçebileceğim. Sana müteşekkirim. Kitabı bitirdiğimde tekrar yazarım. belki bir gün karşılaşma imkanımız olur (umarım), ama olmazsa verdiğin emek için hakkını helal et.

…………….

Işık…

selam! Levh-i Mahfuz’u 50 saate yakın bir sürede bitirdim. ne kadarını idrak ettim bu kısacık sürede? cevap olarak sadece yaklaşık her 10 sayfada bir hıçkıra hıçkıra ağladığımı söylebilirim sanırım. bu zamana dek allaha,kendime, hayata, dünyaya ve gayba dair içimde büyüttüğüm, yeşerttiğim her bir umudu birer hakikat olarak çiçek açtı sayenizde… benim o çılgın rüyalarım, bir kaç saat içinde gerçeğe dönüşüverdi. hala bir çok sorum var, yolun çok başındayım. ama artık tünelin sonundaki, hayal meyal görünen ışık, sanki, artık yanı başımda parlıyor. şükürler olsun:)

…………….

merhaba mı selam mı diye başlamalı?

sanki merhaba modern-elit sesleniş de, selam daha lakayt diye anlam yüklediğimi farkettim:)herşeye farkında olmaksızın ne kadar çok anlamlar yüklemiş, yüklendiğimiz ve/veya itiraz etmeden kendimize yüklettiğimiz kalıplarla yaşamış, aslında onlara hapsolmuşuz…TDG ile bu yaz karşılaştım, bir solukta okudum.TDG den önce kendi içinde mantığa oturtamadığım konular birden netleşti. Ve aylarca siteni takip ettim/ediyorum yeni kitap ne zaman çıkacak diye…Sonra Levh-i Mahfuz ile buluştum…B den başlayamadım, o kadar sabırsız bekleyişten sonra inanılmaz bir şekilde tekrar A sonra B yüzü…Kitap bitti geç bir saat, bütün bu yeni bilgiler, onları sorgulamak, ikna olmak/olmamak süreçleri derken yatıp uyudum…sabah kalktığımda bütün şüpheler bir şekilde yok olmuş ve ben tam nasıl bilmiyorum ama seziyorum ki bunların hepsi hakikat…bana sezdirme rehberi olduğun için sana ve seni sezdirme rehberim yaptığı için de TANRIMA sonsuz teşekkürler…

……………..

Öldüm öldüm dirildim…:)

Levh-i Mahfuz’u okuyorum şu anda, yeni başladım a yüzündeyim henüz. buRAK bey, öyle ilginç bir kitapki ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu kitabın kaynağı ne? Kur-an ayetlerini anlayacağımız dilde açıklamışsınız. Ama öyle şeyden bahsetmişsiniz ki mesela ölüm ne kadar acı verir’in cevabını yazmışsınız. Bir boğazlı kazağı çıkarmak ne kadar acı verirse ölüm o kadar acı verir demişsiniz. Bunu yaşamadan nasıl bilebirsiniz ki? Yanlış anlamayın kitap beni cezbetti. Yazdıklarınız çok güzel ama neye dayanarak bunları yazdınız. Kitabı inanarak okumam için sizden bir cevap bekliyorum.

 

http://www.tanrinindogumgunu.com

 

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 


10/12/2009

KİM DEMİŞ TARİH SIKICIDIR DİYE ?

Kategori: YASAM

 

Kim demiş

tarih sıkıcıdır diye?!

Bir dahaki sefer

ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz

gibi değilse eskiden İngiltere'de bu işlerin nasıl

yapıldığını düşünün!

 

1500'lerde

İngiltere'de işler şöyle

yapılıyordu:

İnsanların

çoğu Haziran'da evleniyordu Çünkü senelik

banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran'da

hala çok kötü kokmuyorlardı . Ama yine de kokmaya

başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan

kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek

taşıyordu.

 

Banyoların içi

sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu.. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına

sahipti. Ondan sonra oğullarıve diğer erkekler, daha

sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta

bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar

kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri

kaybetmek mümkündü. İngilizce'deki

 'banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın'

(Don't throw the baby out with the bathwater)

deyimi buradan gelmektedir.

 

Evlerin

çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor,

kamışların altında tahta bulunmuyordu. Burası

hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için

bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar

(fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu. Yağmur

yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar

kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizce'deki

'kedi-köpek yağıyor' (It's raining cats and

dogs) deyimi buradan gelmektedir.

Yukarıdan evin

içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu.

Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine

düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında

yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü

yataklar buradan gelmektedir.

 

Zemin topraktı.

Sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden

yapılmıştı. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri

buradan çıkmıştır.

Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar

kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu.. Bunu

önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardı. Kış

boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu

ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. Buna

mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası

konuyordu ki bunun adı 'thresh hold' (saman tutan;)

Türkçesi eşik idi.

 

Yemek pişirme

işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük

bir kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş

yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. Çoğu

zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni

yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca

soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye

devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda

kalıyordu.

Bezelye lapası

sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası

dokuz günlük' (peas porridge hot, peas porridge cold,

peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin

menşei budur. Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok

seviniyorlardı .

Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara

gösteriş yapıyorlardı. Birisinin eve domuz eti getirmesi

zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek

misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna 'yağ

çiğnemek' (chew the fat) adı

veriliyordu.

 

Parası olanlar

kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar

alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu

çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece

gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. Domatesler

buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık

400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu

düşünülmüştü.

Çoğu insanın

kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu.

Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı . Çoğu zaman

bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o kadar

bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu. Bunlar

hiçbir zaman yıkanmadığı için içinde kurtlar ve

küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek

yiyen insanların ağızlarında 'tabak ağzı'

(trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu.

Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanık

olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst

kabuğu alırdı.

 

Bira ve viski

içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim

insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette

tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunların

öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu.

Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne

yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek

uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna 'uyanma'

nöbeti deniyordu.

 

İngiltere eski

ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer

bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp

tabutları çıkarıyor, kemikleri bir 'kemik evi'ne

götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı . Tabutlar

açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta

kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların

diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm

olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi

tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. Bir

kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi.

Buna mezarlık nöbeti 'graveyard shift')denirdi.

Bazıları zil sayesinde kurtulur ('saved by the

bell') bazıları da 'ölü zilci' (dead ringer)

olurdu.

 

Gerçekler

bunlar:

Kim demiş tarih sıkıcıdır diye?!

Ortaçağda

Avrupa'daki rahibelerin yüz ve ellerinden başka

yerlerini yıkamaları kesin olarak yasaklanmıştı. Kastilya Kraliçesi İsabella bile 50 yıldan fazla süren hayatı boyunca iki kez banyo yapmıştı. Kirlilik adeti

Amerika'ya da bulaşmış Pennsylvania ve Virginia

eyaletlerinde ''banyo yapmayı yasaklayan''

ya da belirli kısıtlamalar getiren kanunlar

çıkarılmıştı. Philadelphia' da ise kanunla bir ay

içinde birden fazla banyo yapan insanlar cezaevine

gönderiliyordu.

 

Tuvaletle henüz tanışmayan Avrupa'da lazımlıkları sokaklara boşaltma adeti 17. yüzyıla kadar sürdü. Fransa krallarından 14. Louis, gününün belli bir zamanını lazımlığında oturarak geçirir, devlet işlerini de buradan yürütürdü.

1600'lerde İstanbul'a gelen İngiliz büyükelçiler, lazımlık kullanma ve bunu da pencereden boşaltma adetleri yüzünden şehirden uzak olan Tarabya'yaki bir konağa gönderilmişti. 19. yüzyıla gelindiğinde, kesin olarak tuvalet kullanma sözü vermeleri üzerine Taksim'e taşınmalarına izin

verilmişti...

 

TÜRKLÜĞÜMÜZLE ve İNSANLIĞIMIZLA

NEKADAR GURUR DUYSAK AZDIR.


10/12/2009

DR. KİLDE - GRİP AŞISI MİLYONLARI ÖLDÜRECEK

Kategori: YASAM

 

GRİP AŞISI MİLYONLARI ÖLDÜRECEK

Finlandiya eski Sağlık Bakanı

Dr. Rauni Kilde’den

domuz gribi hakkında çor cesur açıklama.

 

Domuz gribi aşısının bir aldatmaca olduğunu itirafa eden Dr. Kilde,

 Bu aşı ile mümkün olduğunca dünya nüfusunun çoğu öldürülmek isteniyor” dedi.

Bu düşüncenin eski ABD Başkanlarından Henry Kissinger’e ait olduğunu söyleyen Dr. Kilde, 14-15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Bilderberg toplantısında bu kararın alındığını belirtti.Dr. Kilde, bir televizyona yaptığı açıklamasında, “ABD, hiçbir maddi kayıp yaşamadan hatta milyarlarca dolar kazanarak dünya nüfusunu üçte iki oranında azaltmayı hedeflemektedir” diye konuştu.

Dünya Sağlık Örgütü’ne domuz gribinin ölümcül bir salgın olduğu yönünde beyanda bulunması için baskı yaptıklarını belirten Rauni Kilde,

Böylece aşıyı tercihli değil zorunlu yapmak istiyorlardı. Özellikle hamile kadınların ve çocukların ilk önce aşı ile zorunlu tutulması gelecek nesilleri hedeflediğini göstermektedir

açıklamasında bulundu.Finlandiya hükümetinin sınıflandırmayı kabul etmediğini ve hastalığın derecesini normal hastalık olarak gösterdiğini ifade eden Kilde sözlerini şöyle sürdürdü;

Hiç kimse aşının bir yıl, beş yıl ya da 20 yıl sonra ne gibi etkilerinin olacağını bilmiyor: Mutlak kısırlık mı? Kanser mi? Ya da ölümcül herhangi bir hastalık mı?

Dr. Rauni Kilde, “Amerikan yönetimi ileride bundan dolayı doğacak herhangi bir sıkıntıdan dolayı ilaç şirketlerine bir sorumluluk yüklenmemesi için şimdiden önlemini aldı ve onları tüm sorumluluklardan muaf tuttu.

Bu bile işin ciddiyetini göstermeye yeter” dedi.


10/12/2009

LEVH-İ MAHFUZ VE GÜÇ DENGELERİ...

Kategori: YASAM

Tahtirevalli ve güç dengeleri…

TDG ve LEVH-İ MAHFUZ okuyucuları gerçekten de çok iyi niyetli…

Köşebaşlarını tutmuş

 eli kalem tutan entelijansiyanın

TDG’den ve LEVH-İ MAHFUZ dan haberdar olmadıklarını

ve bu yüzden bu mucize hakkında

kalem oynatmadıklarını düşünüyorlar.

 Hayır dostlarım.

Hayatınızda belki daha önce hiç duymadığınız

ülkelerin gizli servisleri,

bendenizin kim olduğunu araştırıyorsa bugün,

artık herşeyi fazla hayra yorucu

bu bakış açısını değiştirmemizin zamanı gelmiş demektir : )

 İncik cıncık yayınların

minik köşelerini bile kaçırmayan,

tek işi okumak azıcık da yazmak olan bu kesimin,

Aktüel’deki o 6 sayfayı

görmediklerine inanmıyoruz artık değil mi?

Onlar TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’i belki de sizden önce okudular,

 kimdir bu adam diyerek hızla araştırdılar

ve diğer iki kitabı da

 “okudular” bile demiyorum “incelediler”.

Fakat bu iki kitap onları ürküttü.

İlerici ağırlığından ötürü.

 İslam onlara göre geçmişin konusuydu

ve öyle de kalmalıydı.

Fakat karşılarına çıkan,

geçmişin bir konusu olan İslam’a

açıklık getiren bu genç adam

aynı zamanda gelecekle ilgili de

haddinden fazla görüş sahibiydi.

 İşte orada durdular.

Şükürler olsun…

Bu iki kitap,

hayatımın kitabını

asla yıkamayacakları bir şekilde dengede tuttu.

Yüzbinlerce kere şükürler olsun.

Bu kitaplarda onları asıl ürküten şey

daha önce hiç karşılaşmadıkları tarzdaki

 mizah olgusuydu.

Mizahçılardan çok korkarlar bu adamlar.

Dikkat edin, entelektüeller herkesle polemiğe girerler,

mizahçılarla asla…

Adam bir çakar bir de yer çakar.

Bi laf yapıştırır üstüne kırk yıl uğraşsan çıkaramazsın.

Bkz. Can Yücel ile merhum bir kadın gazetecinin TV diyaloğu… 8 tane doktora tezi yazsan, bu kıvrak laflar kadar etkili olamazsın toplum indinde. Yıl 2binyüz2 ve TDDO, TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’un önünü kesmeye çalıştıklarında “kiminle dans edecekleri” konusunda onlara çok sağlam bir ipucu verdi. TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’u yok sayma stratejilerinin altyapısı budur. Çarpışmaya güçlerinin yetmeyeceğinin farkındalar çünkü daha önce hiç karşılaşmadıkları bir tarzla karşılarındayım ve bu nedenle kafalarına başaşağı devekuşu kaskı takma yoluna gittiler. Olay bundan ibarettir.

 

Evet, Aktüel sonrası süreç bizim için çok önemli, çok kritikti çünkü topluma yön verenlerin içinde TDG ve LEVH-İ MAHFUZ ’u bilmeyen, duymayan kalmadı. Okumayanlara da okuyanlar söyledi, eksikler tamamlandı. Bu sitede, bundan önce ve bundan sonra, kimi kesimlere karşı sesimizi bu kadar yükseltebiliyorsak bu, onlara davetimizi önceden çok açıkça sunmuş olmanın bize verdiği güvencedendir. 3. fazın denge noktası da, yolda bana güvercinlerin eşlik ettiği bu söyleşidir. İnsanlığın önüne baraj kuran fikir önderleri indinde “Ay bilmiyordum”u mazeret olarak kabul etmiyoruz çünkü onlara “söyledik”.

Bu arada şunu da söylemeden geçmemeli. Ülkemiz entelektüellerinin içinde elbette ki herkes TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’a karşı içten pazarlıklı düşünceler içinde değil. İçlerinde “öz”e yatkın, lakin TDG  ve LEVH-İ MAHFUZ saflarında yer alarak, İslam’dan yana taraf almış olmaktan korkanlar da var. Türkiye’nin iki kutuplu dengesi ve bu denge içinde durdukları yer itibariyle. Peki bizler bu durumu mazur görebilir miyiz? Hayır. Bu kadar korkularla doluysan, bu denli toplumun önünde olan bir meslek seçmemeliydin kendine. İyi bir entelektüel olmanın yolu, delikanlı olmaktan da geçer. Cesaretin yoksa, sahnede yerin de yok üzgünüm.

 

Bu noktada gözleri TDG ve LEVH-İ MAHFUZ hakkında “uzman görüşü” arayan dostlarımızın bir gerçeği bilmesinde de yarar var.

TDG ve LEVH-İ MAHFUZ,

uzmanlığı olmayan bir bilgi alanından geldi.

O yepyeni ve onun önünde herkes eşit.

Onun karşısında herkes birer fert ve herkes onunla kendi bireysel imtihanını yaşıyor. İnançlarını değiştirmek noktasındalar ve Tanrı yardımcıları olsun (r.k.). Onları yalnız bırakmamız şu aşamada en iyisi.

Artık, yüksek sesle konuşabiliyoruz. Şükürler olsun… Ve ben bu yeni cümlelerimizin keskinliğini yadırgayan dostlarımızın varlığından da haberdarım. Şunu sormak istiyorum. Bugüne kadar bizler Yaradanı neyle suçladık hep? “Yarattı, bıraktı, olan bitene seyirci kaldı”. Böyle olmadığını öğrendiğimiz için gönüllerimiz bu kadar coşkun. Yaratılan, yaradanını örnek almalıdır. Yaradanın yarattığı bu kitabın yaratıcısı olarak ben de bu eseri kendi haline terketme, “yaratıp-bırakma” lüksüne sahip değilim. Bu benim dünyevi anlamda işime gelir. Herşey orada der, geçerim, hayatımı yaşamaya bakarım. Ancak, bunu yapamam. Buna hakkım olmadığı için.

TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’la buluşmaya ihtiyacı olan lakin birileri tarafından kelepçelenmiş masum elleri de kurtarmak bu projenin bir parçası. Yazmak yetmiyor, onun okunabileceği ideal ortamı da hazırlamak gibi bir sorumluluk da söz konusu. Sizler, istediğinizi okumakta ve istediğinize inanmakta özgürsünüz. Fakat unutmayın ki Türkiye’nin dinsel, etnik ve idelojik gruplaşmalara dayalı sosyolojik yapısından ötürü, Tanrı’nın doğum günü’nü  ve LEVH-İ MAHFUZ u okuma “izni” olmayan milyonlarca hane var bugün bu ülkede. Bu kelepçelerin anahtarları her kimin elindeyse onları gidip alacağız. Ve işte tam da bu noktada ben, alışagelmiş “spritüel yolların sessiz-sakin-ağzıvardiliyok yolcusu” duruşunun dışına çıkmaktayım ki, yadırgandığım temel nokta da işte budur.

Bu dünya ve ötedünya. Yani ruh ve madde… Her ikisi de bizim görev alanmızın içinde. İnsanlığa sadece ruhsal huzurun yolunu sunmakla sınırlı bir görev içinde değiliz. Hiçbirimiz. Başımızda bir Kanlı Ortadoğu belası var ve görüp de anlatamadığımız bazı durumlardan ötürü acelemiz var dostlarım, bu kadarını bilin ve bana güvenin. Daha açık konuşmak korku saçmak olur ki, bu bizim hiç de içinde olmak istemediğimiz bir durumdur. Korku veren değil müjdeci olmak istiyoruz. Şartlar elverdiği ölçüde. Acelemiz var ve bu yüzden kimsenin kişisel ihtiraslarıyla zaman kaybetmeye tahammülümüz yok. Mektup çok sert oldu diye telefona sarılan sevgili Kamil Ağabey, böyle keskin şeyleri ileride söylersin diyor, ben ise ona pek de fazla ilerisinin kalmadığını anlatmaya çalışıyorum.

Zaten biz bu grupbaşlarından methiye falan da istemiyoruz. Yandaşlarına Tanrı’nın doğum günü’nü ve LEVH-İ MAHFUZ u okuma özgürlüğü versinler, bu insanlara bu seçeneği sunsunlar kendilerinden tek beklediğimiz budur. Bunu verirlerse, kardeşten de öte kardeş oluruz. Bu gün gelinceye kadar onlara kalp masajı yapmaya devam edeceğiz. Göğüs kafeslerine yükleniyor olarak görünsek de bir gün bunu yapmakla onlara ne kadar büyük bir hayır işlediğimiz ayan-beyan anlaşılacaktır. O güne kadar bana düşen, tüm yadırganmalara karşın sonsuz sabırdır.

Dindar partinin Ankara belediye başkanı, kendi başarısızlığını örtmek için topluma Tanrı’yı “öfkelerinizi yöneltmeniz gereken gerçek adres budur” diyerek hedef olarak sundu. Ne oldu? Belediye başkanı Tanrı’dan tekzip yedi. Kendisinin “iman durumu”yla ilgili ipuçları toplumun bilgisine sunuldu. Güç, sahiplerini sakın yanıltmasın. Artık bugün, gerçek güç, bilgide gizli. Hüküm altına aldıkları kendi küçük imparatorluklarında değil. Bahsi geçen kişinin partisine oy veren insan sayısıyla, Türkiye’de internet kullanan insan sayısı eşittir. Buradan tek tuşla yola çıkan, dostlarımızın eliyle her köşeye, her bucağa ulaştırılan bu yazıları küçümsememeleri kendileri için hayırlı olur.

Yayına girmek için seçimin ertesi gününü beklediğimiz “Biz buradayız” yazısının kodlarını da bu toplumun önde gelenleri iyi okusunlar. Bundan böyle hayatımızın gerçek mukaddeslerine; Allah, Tanrı, İslam, Muhammed kavramlarına -içeriden veya dışarıdan- el sürmeye cüret edecek herkes için tekrar söylüyorum ki; Biz buradayız. Çok iyi bilsinler ki, bizimki onların baş edebilecekleri türden bir muhalefet çizgisi olmaz. Unutmasınlar, biz nereye gidiyorsak bir elimizde Kur’an’ın Kerim Sırrı olur. Bizim muhalefetimiz Baykuşun öfkeli ama cılız muhalefetine de benzemez, sakın Dona’yı sınamak gibi bir gaflete de kaptırmasınlar kendilerini.

Kimse endişelenmesin diye konuşmuştuk aramızda 23 Temmuz’da ve dostlarımız endişelenmeyi gerçekten de bırakmıştı. Bilmenizi isterim. “Tehlikenin farkında mısınız?” türünden bir tehlike, bu ülkede gerçekten belirirse işte o gün bu bilgisayarı katlar bir köşeye koyarız. Gezdiğiniz televizyon kanallarının hepsinden ben çıkarım bunu bilin : ) Şu anda buna gerek görmediğimiz için yerimizdeyiz, bu kimseyi yanıltmasın. Meydan artık boş değil.

Yakında geçeceğimiz Sur’a takvimine ayarlı “kum saati” uygulamamız, güç odaklarını bu anlamda çok yakından ilgilendiriyor. Onlara dostluk elimizi uzatacağız. Onları bekleyen, kendi bireysel kıyametlerini kendilerine ve milletimize önceden haber vererek…

Bu arada, TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’un içinden cımbızla laf çekip, bunu kendi dünyasının söylemlerini güçlendirmek adına kullanmaya çalışan önde gelenler grubundan dostlarımız da var. Kozmik mekanizmanın buna müsadesi var mıdır? Hayır. Tanrı’nın doğum günü’nü ve LEVH-İ MAHFUZ u okurken elinde cımbız tutmak yasak olduğu için. Ya hep ya hiç sevgili dostum. Bu girişim kişiye arzuladığı geri dönüşü sağlayabilir mi? Gene hayır. Söz, söz almak için emanetinin gerçek sahibini beklediği için. Entelijansiya açısından TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’u çaktırmadan, bireysel olarak yaşamak gibi bir seçenek var mıdır? Buna da hayır. Yemek yediğin restaurant’ın güzel kürdanlarını bile okuyucularınla paylaşıyorsan, dişlerinizin arasına bu kürdanı sokmadan ölmeyin diye yazılar yazıyorsan, hayatındaki bu “küçük” detayı; TDG ve LEVH-İ MAHFUZ’u da paylaşmak durumundasın.

Bizim bunların hiçbirine ihtiyacımız olmasa da paylaşmalısın. Bugün Tanrı’nın doğum günü’nü  ve LEVH-İ MAHFUZ u yaşamakta olan en az 10bin dostumuz var. Bu kalabalık ailenin, haftada çok değil 100 insana eriştiğini düşünecek olursanız bizim, 1 milyon tirajlık Türkiye’nin gerçek ve en etkili medyasına emanet olduğumuzu görürsünüz. Şükürler olsun… Bizim “köşe yazarlarımız” kendi köşelerinde, elinden gelenin de fazlasını yapmakta.

Bu ülkenin en temel düğümü nedir biliyor musunuz dostlarım? Bizim düğümümüz, fikirlerimize, düşüncelerimize önderlik etmek üzere görevlendirdiğimiz kişilerin, bizim önümüzde olmak bi yana zihin olarak, vizyon olarak bizlerin ve çağın çok ama çok gerisinde olduğunu idrak edebilmemizdir. Bu anlamda içinde bulunduğumuz yalnızlığın ayırdına varmaktır. Çözümün gazete köşelerinde değil, kendi içimizde olduğunu bilmektir. Gazeteler iyidir. İddia oynuyorsan, internetin de yoksa, maç sonuçlarını verir sana. Yorumsuz haberleriyle dünyana renk katabilir. Fakat… Gazetelerde okuduğun yorumların halâ kurtarıcın olduğuna inanıyorsan, gazeteler senin için hiç de iyi değildir…

Bizim entelijansiyamızı meteoroloji müdürlüğüne benzetirim ben hep. Sen onu hava nasıl olacak, yarın üstüme ne giymeliyim’e dair sorularına yanıt almak için takip edersin. Zannedersin ki o bilimsel ölçümler yapmaktadır. Sana objektif bulgular sunduğunu zannetmektesindir. Gerçekte onun tek sıcaklık ölçüm cihazı, elindeki o sıradan derecedir. Sen onu havaya tuttuğunu sanırsın oysa o iklimin referans noktası olarak kendi poposunu almaktadır. Kıçından terlediyse o gün, havanın nem derecesi yüksektir.

“Püffff… Hava bugün ne kadar da sıcak, şiştim, yarın da böyle olmazsa iyi valla” diyen bir hava durumu sunucusu hayal edin. Ne dediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bu ülkenin hava durumu sunucuları, güneş altında kar maskeleriyle geziyor. Ve bu işte bir terslik var. Hem de büyük bir terslik.
buRAK özDEMİR

www.tanrinindogumgunu.com

www.burakozdemir.com

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com



 

9/12/2009

EVRENİN 10 MİLYAR YIL ÖNCESİ - HUBBEL dan

Kategori: YASAM


FARKINDA OLMALISINIZ...

8/12/2009

LEVH-İ MAHFUZ VE YAZARI HAKKINDA AYDINLATICI BİLGİLER

Kategori: YASAM

 

Levh-i Mahfuz hakkında aydınlatıcı bilgiler…

buRAK özDEMİR

1974 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirdi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde Endüstriyel Ürün Tasarımı bölümünde yüksek lisans eğitimi gördü. 23 yaşında fotokopileri çeken asistan çocuk olarak adımını attığı pazarlama iletişimi sektöründe, birkaç yıl içinde yönetim kademesine yükseldi ve ardından tam da hayal ettiği gibi, İstanbul Beyoğlu’nda kendi ajansını kurdu. ‘Hizmet vermek mi kitap yazmak mı?’ ikilemini, uzunca bir süre ‘ikisi birden’ olarak sürdürdükten sonra, 2004 yılında sadece yazarlığı seçti. Tanrının doğum günü 2006 yılında, ev ve ofisin kapatıldığı, hayatın tepeden tırnağa sıfırlandığı, anane evindeki küçük odaya geri dönüldüğü süreçte ortaya çıktı.
özDEMİR’in, Tanrı’nın doğum günü’nden önce yazılmış üç adet kitabı var. Yıl 2102 (2002, Remzi Kitabevi), Türklerim DDO (2006, Remzi Kitabevi) ve Elhamdülillah Hayvanım (Yayınlanışı 2008, Doğumgünü Kitapçısı). Tanrı’nın doğum günü Kişisel Devrim Kartları, okuyucularıyla 2008 yılında buluştu. İndigo Mehdi, Tanrı’nın doğum günü’nden 3 yıl sonra kaleme alındı.

Levh-i Mahfuz ‘Künye’

Bu kitabın düşünsel hazırlıkları, kaleme alınması, yayına hazırlanması, editörlüğü, yazım denetim ve düzeltimleri, sayfa düzeni, iç tasarımı, dış tasarımı, web sitelerinin tasarımı, web sitelerinin programlanması ve editörlüğü, yayıncılığı, kitabın bandrollerinin Kültür Bakanlığı’na gidilerek alınması ve yer yer bu kitabın kolilerinin kamyondan indirilmesi buRAK özDEMİR tarafından gerçekleştirilmiştir.

Okuyucu Aile

b@H@R özDEMİR’le evli olan yazar, 1 eş, 3 kedi, 1 anane, yenidoğmuş 1 tatlı yeğen [kitabın gelecek versiyonlarda bu bölüme ‘tatlı 1’ başkaları eklenebilir] ve yakın 1 aile ile kısıtlı ve genellikle evde geçen bir hayat sürmektedir.
Bu kitabın yazarı buRAK özDEMİR, hiçbir seminer, hiçbir konferans, hiçbir imza günü, hiçbir buluşma, hiçbir telefon görüşmesi, hiçbir oluşum, hiçbir tv programı, hiçbir gazete söyleşisine katılmamaktadır. Bu durum, herhangi bir tavır ya da tepkinin bir sonucu değildir. Bu durum, bu kitabın kendi yazarına yüklediği sorumlulukların bir sonucudur. Bu kitap, bu kitaba adanmış bir elden çıkmadır. Yazarı bu kitabın ‘zayıf karnı’ değildir, yazarı bu kitabın gövdesidir. Fikirleri değil kişileri tartışmaya eğilimli bir dünyada, aksini ortaya koymak isteyen herkes için yazar buradadır.

Bu kitap yaşanarak, her bir satırı iliklerde hissedilerek yazılmıştır. Bu kitapta okuduklarınızı hayata geçirmemek için hiçbir makul gerekçenizin olamayacağı gerçeğiyle başbaşasınız.
Tanrı’nın doğum günü bir çeşit oluşum değil, bir bilinç dalgasıdır. Okuyucularımız ilk günden beri, kitabın okunduğu ortamları aramak yerine, bulundukları ortamı kitaplandırma yolunu izlemişlerdir.
Hakikat felsefesinde, aynı düşüncelerde buluşan herkes, birbirlerini görmemiş olsalar bile, bir ailedir. Tanrı’nın doğum günü okuyucu ailesinin haberleşme adresi, Tanrı’nın doğum gün-lüğü’dür. Kitaba dair tüm istek ve bildirimleri sitede bulabilirsiniz.
www.buRAKozdemir.com

| www.buRAKozdemir.org

www.tanrinindogumgunu.com


Bu kitap, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanına yayılmış bir okuyucu ailenin sahipliği altındadır. İlk günden beri bu kitabı kanatları altına alan okuyucu ailemize teşekkürü borç biliriz.

Versiyon Mantığı

Levh-i Mahfuz, versiyonlar halinde kaleme alınmış bir kaynaktır. Yeni versiyon 2.0’da Tanrı’nın doğum günü’ne İndigo Mehdi eklenmiştir. Her yeni baskı, yeni bir versiyon değildir. 1.0.2’den 2.0’a geçiş 3 yıl aradan sonra gerçekleşmiştir. Yeni versiyonlarla amaçlanan, kitabın her yeni sürümünde ihtiyaca dönük yeni eklemelere yer vermektir. Tanrı’nın doğum günü’nün versiyon mantığında değiştirmeler, çıkarmalar yoktur, sadece eklemeler vardır. Hakikat, yalpalamayan, zigzagsız bir yoldur. Diğer yanda da hakikat, kendi içinde gelişim gösterir. Yeni versiyonlar için ‘tam zamanıdır’ işareti bizden değil, bizi çevreleyen zaman-mekân-insan faktöründen gelir.
Versiyonlar geriye değil ileriye atılan adımlardır. Önceki Tanrı’nın doğum günü sürümlerinde yer almış Dona pasajlarındaki her bir noktanın hükmü, geçerliliğini devam aynen ettirmektedir. Önümüzdeki yüzyıl boyunca da devam ettirecektir. Kitaptaki ‘Ben’ pasajları, subjektiviteyi temsil ederler ve herhangi bir hüküm içermezler. Zihninizde, Dona’nın karşısına kendi ‘ben’lerinizi yerleştirmekte tamamen serbestsiniz. Bu kitapta ben, sizsiniz.

‘Yanılma’ Payı

Bu kitapta bir ‘mantık hatası’ ile karşılaşacak olursanız, ara verin, tekrar, tekrar okuyun. Konu üzerinde daha yoğun ve daha derin düşünün. Hatanın ‘giderildiğine’ tanık olacaksınız. Bu kitapta bir ‘bilgi hatasıyla’ karşılaşırsanız, ara verin, tekrar, tekrar okuyun. Kalıplarınızdan bağımsız düşünmeye çalışın. ‘Bilgi’ dediğiniz şeyin, aslında ‘bilinegelmiş’in kısaltması olduğuna tanık olacaksınız. Bu kitabın ortaya çıkış sürecinde, en büyük zaman ve konsantrasyon, cümlelerin yazılmasına değil, yazılanların sağlamasının yapılmasına ayrılmıştır. Bu kitap, ‘inançsız’ bir elden çıkmadır. Bu kitap, düşünmenin, düşünmenin ve düşünmenin eseridir. 1 milyondan fazla tuşa basılarak yazılan, 288.000 kelimeden oluşan bu ktapta yazm düzeltmeleriyle karşlaşrsanız

www.tanrinindogumgunu.com/guncellemeler

 adresine bildirebilirsiniz.

Hedef ve Yol

Elinizde tuttuğunuz kitabın hedef kitlesi herkestir. Bu kitabın, bu nedenden ötürü, herkese ulaşmak ve herkes tarafından anlaşılmak, her yaş, her yaşam biçimi, her dünya görüşünün kitabı olmak gibi bir önceliği vardır. Bilgisayar programlama konularındaki teknik anlatımlar ya da Arapça dili ile ilgili teferruatlar, bu gibi konular her yüz kişiden yüzünün anlayabilmesi adına sadeleştirilerek anlatılmıştır. Manâ boyutuna değer katmayan hiçbir detaya, bu nedenle kitapta yer verilmez. Bu kitap, çok hızlı bir ritimde akar, temposu çok yüksektir. Bu kitap, okunmak için değil değiştirmek için yola çıkmıştır. Bitirmek için değil başlamak için okumanız tavsiye edilir.

Okuma Yolculuğu

Bu kitap, 100 saatte bitirilebilir. Yaşatacağı değişimin kana karışması bir ömür sürecektir. Lütfen kitabı okuma sürecinde kendinize aşırı yüklenmeyiniz. Anlayamadığınız konular olabilir. Hissedemediğiniz bölümler olabilir. Bu bölümleri not edin. Daha sonra hesaplaşmak üzere, bir sonraki konuya geçin. Kendinizi hazır hissettiğiniz anda, sorun yaşadığınız bölümün karşısına tekrar çıkın. Bu kitap, kademe kademe oluşmuş bir metindir ve her bir kelimesinin bir anda içselleşmesi beklenemez. Bu kitap, ondan alacağınız 1 kelimeyle dahi hayatınızı değiştirebilir. Bu durumda kitabın hedefi, o 1 kelimenin hangi 1 kelime olduğunu size buldurmak olacaktır.
Bu kitap, okuduğunuz diğer kitaplardan farklı bir okuma kültürünü hakeder. Elinizde tuttuğunuz Kur-an tefsiridir. Kur-an içermektedir. Dikkat, özen ve yoğun konsantrasyon gerektirir.
Hz. Muhammed’in Müslümanlara Kur-an okumadan önce abdest aldırmasının amacı, bir ritüel yaratmak değil ‘okuyucularının yüzüne su çırpmak’tır.
Bu kitabı okumakla, beyninizin işletim sistemini yeniden yapılandırmaya başlayacağınız konusunda sizi uyarmayı görev biliriz. Bu kitap, okuduğunuz kitapların bir yenisi değildir. Lütfen, okumaya karar verdiğinizde bu sürecin hakkını verin. Ondan en fazla verimi alacağınız düzeni oluşturun.
Kitabın örgüsü, bal peteği mimarisindedir. Kitaptaki her bir bilgi, kendi gelişim akışını izler. Kitabın bilgi diziliminin ana ilkesi ‘hazırlaya hazırlaya ilerlemek’tir. İlk okumalarınızı, kitabın kendi akışında yapmaya özen göstermelisiniz. A bölümünü okumadan B bölümünden başlatılan okumaların yaratacağı kafa karışıklığından bu kitap sorumlu değildir. ‘Kaç defa okumak’ tamamen kişisel ihtiyaçlarınızın bir kararıdır. Bu kitabı satın almakla, ömrünüzün sonuna dek hiç bitmeyecek bir okuma, düşünme ve yeniden yapılanma maratonuna başladığınızı bilmenizde yarar bulunmaktadır.
Bu sayfada ve diğer içkapak sayfasında yer alan tüm uyarı ve bilgilendirmeler, binlerce Tanrı’nın doğum günü okuyucusunun okuma deneyimlerinin 3 yıl boyunca birebir izlenmesi ve analiz edilmesiyle oluşan birikimin sonucudur. Bu kitabın, onu okuyan herkese ne verdiğini anlatabilecek ortak bir kelime varsa, o kelime DEĞİŞİM’dir. Bu kitap, tüm okuyucularının hayatına değişim getirmiştir. Bu kitap yeniden doğumdur ve her bir değişim önden kendi sancılarını gönderir. Arayışınızda samimiyseniz, buna hazır olmanızı öneririz. Bu yolun sonunda yaşayacağınız güzellikler, sancıların her türlüsünü çekmeye değecek güzelliklerdir.
Bu kitabın, sizi hayallerinizle buluşturması dileklerimizle.

BuRAK özDEMİR

http://www.tanrinindogumgunu.com/

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 

 

 


8/12/2009

RENKLERİN AKTİVASYONU - 13 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

RENKLERIN AKTIVASYONU

COLOURS ACTIVATION

 

13 aralik pazar gunu

saat 16:00 ile 17:30 arasinda

renklerin aktivasyonu

calismasi yapilacaktir.

Renklerin aktivasyonu son derece pozitif etki veren ve kullanimi cok kolay bir sistemdir.  10 rengin pozitif etkilerinin bilincli bir sekilde kullanilmasini saglayan bir calismadir. Aktivasyon sonrasinda 10 rengin enerjilerini kullanabileceksiniz.

Renk aktivasyonlarindan sonra renklerin asagidaki etkilerini kullanabileceksiniz.

Kirmizi:

Fiziksel enerji, guc, cesaret, dayaniklilik, cinsel guc, bedensel guc, dayaniklilik. Enerjisi bu konularda cok etkilidir.

Sari:

Bilgi, cabukluk,hafiza,zihinsel yetenekler, karar verme. Bu renk zeka ve kendine duyulan guvenin de rengidir. Enerjisi hayatiniza hizli ve dogru karar verme, zekayi etkili kullanma, hafizanin guclemesi ve kendine guven getirir. Hayattaki olumlu gelismeleri hizlandirir.

Yesil:

 Saglik, para, istikrar,guven ve dengenin rengidir. Enerjisi hayatiniza bereket, istikrar, denge ve guven getirir. Saglik sorunlarinda da faydalidir.

Mavi:

Uyum, sakinlik, iletisimde basari, ilham alma, adalet ve psikolojik rahatligin rengidir. Enerjisi hayatiniza uyum, basari, rahatlama ve iletisim yetenegi getirir.

Lacivert:

 Kararliligin, dikkat cekmemenin, huzurun ve duzenin rengidir. Enerjisi hayatiniza duzenlilik, sakinlik, kararlilik ve cevrenizdeki zararli insanlari uzaklastirma etkisi getirir.

Mor:

Manevi korunma, ruhsal gelisim, kendini ve baskalarini affetme, sakinlik ve ruhsal guc veren bir etkisi vardir. Psisik yetenekleri gelistirme konusunda da etkilidir. Enerjisi bu konularda cok etkilidir.

Beyaz:

 Saflik, korunma, arinma, ruhsal temizlik etkileri vardir. Enerjisi hayatiniza guven, negatif enerjilerden kurtulma, icsel olarak arinma etkisi getirecektir.

Pembe:

Sevgi, sefkat, iliskilerde uyum, romantizm ve askin rengidir. Enerjisi hayatiniza sevgi, uyum ve mutluluk getirecektir.

Altin:

 Iyimserlik, dikkat cekme, ticarette basari, maddi ve manevi gelisim etkisi vardir. Ruhsal olarak gelisimi etkiledigi gibi, dunyasal konularda da basari verir.

Gumus:

 Sezgiler, psisik yetenekler, astral seyahat yetenegi gibi yetenekleri veren bir renktir. Enerjilerle guclu calismayi da etkiler. Ayni zamanda kosulsuz merhameti, manevi yukselmeyi de etkiler. Enerjisi bu konularda cok etkilidir.

Renklerin enerjilerini nasil kullanacaksiniz?

- Auranin rengini hizli degistirmek

- Rengin enerjisini ilgili chakraya yuklemek

- Renklerin enerjisini sifa amacli kullanmak; Kendinize kirmizi renk enerjisini yukleyerek fiziksel gucunuzu arttirmak, baska birine pembe renk enerjisini gondererek duygusal sorunlarini sifalandirmak gibi.

- Renklerin enerjisini niyet calismalarinda kullanmak

- Renklerin enerjisi ile mekanlari sarj etmek: Arindirmak icin mor enerjisi ile bir mekani yuklemek yada refahi cekmesi icin bir mekani yesil rengin enerjisi ile yuklemek gibi

- Renklerin enerjisi ile ruh halini degistirmek

- Renklerin enerjisini nesnelere yuklemek

- 2 rengin enerjisini kombine kullanmak

Ornek calismalar;

- Sezgileri arttirmak icin gumus renginin enerjisini kullanmak

- Refahi hayatiniza cekmek icin yesil rengin enerjisini kullanmak

- Iliskilere uyum getirmek icin mavi rengin enerjisini kullanmak

- Cocugunuzun utangacligini yenmesi icin turuncu rengin enerjisini kullanmak

- Hafizanizi guclendirmek icin sari rengin enerjisini kullanmak

- Cevrenizdeki zararli insanlari uzaklastirmak icin lacivert rengin enerjisini kullanmak

- Negatif enerjilerden korunmak icin mor rengin enerjisini kullanmak

- Sevgiyi cekmek yada romantizm icin pembe rengin enerjisini kullanmak

- Sevgi dolu bir iletisim icin pembe ve mavi renklerin enerjisini birlikte kullanmak gibi...

 

Yukaridaki renk ozelliklerine bakarak listeyi uzatabilirsiniz. Ayrica renklerin saglik uzerinde de etkileri vardir. Bu konuda da egitimde bilgiler verilecektir.

Calismaya katilanlar 10 rengin aktivasyonunu alacaklardir.

Bu sekilde bu renklerin butun etkilerini istedikleri alanda kullanabilecekler. Etkisi hizli ve kolay fark edilir bir sistemdir. Ozellikle calisma yaptiginiz konularda destekleyici olarak veya diger enerji calismalari ile birlikte guclendirici olarak kullanilabilir. Bunun disinda tek basina da kullanilabilecek bir sistemdir.

Aktivasyon icin bir on sart yoktur,

reiki bilmeyenlerde katilabilir

ve 21 gun kurali yoktur.

10 rengin pozitif etkilerinin bilincli bir sekilde kullanilmasini saglayan bir calismadir. Aktivasyon sonrasinda 10 rengin enerjilerini kullanabileceksiniz.

Bu calismanin bir sene icinde tekrari planlanmamaktadir.

Egitimin ucreti 50 TL'dir.

Katilimci sayisi sinirli olacaktir.

Katilmak isteyenler isimlerini

info@reikiturk.com

 mail adresinden yazdirabilirler.

http://www.reikiturk.com/

 


8/12/2009

BOLLUK BEREKET REİKİSİ EĞİTİMİ - 13 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

BOLLUK - BEREKET REIKISI EGITIMI

( ABUNDANCE - PROSPERITY REIKI)

ve DIGER BOLLUK BEREKET ENERJI SISTEMLERININ

ETKILI NOKTALARI EGITIMI

 

13 ARALIK pazar gunu

Bolluk ve Bereket Reikisi

egitimi yapilacaktir.

Bolluk ve Bereket Reikisi (Abundance-Prosperity Reiki) Jane Peterson tarafindan kurulmus ve Bro. David Paul tarafindan gelistirilmis bir reiki frekansidir. Sistemin 3 tane sembolu ve etkili bir meditasyonu vardir ve tek bir uyumlanma kullanmak icin yeterlidir. Sisteme inisiye olmak icin baska bir enerji ile calisiyor olmak kosulu yoktur.

 

Bolluk - Bereket Reikisini kullanim alanlari;

 

- Bolluk ve bereket konusundaki butun negatif inanclari,

tutumlari, sartlanmalari temizlemek.

- Kisinin enerji alanini temizlemek

ve daha cok bereketi hayatina cekmesi icin

pozitif enerjilerle yuklemek.

- Daha fazla bolluk-bereketi hayatiniza cekmek.

- Size bolluk ve bereketin gelmesine

engel olan negatif blokajlari temizlemek.

- Bollugun evrensel yasalari ile sizi uyumlu hale getirmek.

- Hayatinizda basariya ulasmanizin

onundeki negatif blokajlari temizlemek.

- Ailenizden size gecen bolluk bereket ve basari ile ilgili blokajlari,

 negatif desenleri temizlemek.

- Maddi konularla ilgili endiselerden sizi arindirmak.

- Tikanmis mali akisi saglamak.

- Daha fazla mali basariya sahip olmanizin onundeki engelleri,

olumsuz duygulari ve dusunceleri temizlemek.

- Chakra - aura sisteminizde bulunan ve refahinizi olumsuz etkileyen,

olumsuz enerjileri temizlemek.

- Ozellikle yasadiginiz maddi sorunlarda,

sorunun nerede oldugunu bilmediginiz durumlarda,

bu sorunu bulmak ve temizlemek.

- Sizi bolluk bereket konusunda olumsuz etkileyen,

tum negatif enerjileri temizlemek.

 

BOLLUK VE BEREKET ENERJISINE INISIYE OLDUKTAN SONRA

NELER YAPABILIRSINIZ?

 

- Chakralari ve aurayi sifalandirmak ve refah enerjisine rezone etmek.

- Kendi hayatinizdaki mali sorunlari sifalandirmak ( borclariniza, banka hesabiniza, kazanciniza, islerinize bolluk-bereket reikisi ile enerji gondermek ve sorunlari sifalandirmak)

- Baskalarinin hayatindaki mali sorunlari sifalandirmak.

- Bilincaltinizdaki para ile ilgili olumsuz kayitlari temizlemek (para pistir, para zor kazanilir, ben parayi hak etmiyorum, param olursa basima kotu seyler gelir gibi olumsuz kayitlari temizlemek).

- Baskalarinin bilincaltlarindaki olumsuz kayitlari temizlemek.

- Basari ile ilgili konulara sifa gondermek. Bu sistem basariyi arttirmak icinde kullanilir.

- Baskalarinin basari ile ilgili sorunlarina sifa gondermek.

- Tikanmis ve cozulmeyen ekonomik sorunlari sifalandirmak. Akisi saglamak

- Daha fazla bolluk- bereketi hayatiniza cekmek icin sifa calismalari yapmak.

- Bolluk-bereket meditasyonunu ogrenmek ve sistemle birlikte uygulamak.

- Dunyasal endiselerden kurtulmak icin kendinize ve baskalarina sifa calismalari yapmak.

 

Egitime katilim icin tek kosul son inisiyasyonu en erken 21 gun once almis olmaktir. Daha onceden herhangi bir reiki egitimi almayan kisilerde katilabilir.

 

ONEMLI NOT: Egitim oncesi kura ile secilecek bir katilimci

Chakra-Aura goruntuleme cihazina sokulacaktir

ve chakralarinin-aurasinin durumu diger katilimcilara gosterilecektir.

 Egitim sonrasi tekrar ayni kisi Chakra-Aura cihazina sokularak,

 egitimin ve inisiyonunu aura ve chakralar uzerindeki etkisi gosterilecektir.

Ogretilecek sistem ve yapilacak diger calismalarin etkisinin

ne kadar hizli oldugu ve ne kadar kisa surede degisimi baslattigini

 hep birlikte gormus olacagiz.

 

KISISEL BILGI:

 

Abundance-Prosperity reiki yaklasik 4 senedir kullandigim bir sistem ve bir cok konuda etkili sonuclari oluyor ancak ozellikle sifalandirma surecinin uzun surmesi nedeniyle bu sistemi bu gune kadar ogretmedim. Yaptigim bir calismada 4 ay boyunca bir sorunu sifalandirdiktan sonra sonuc almis olmam, bir diger sorun icin 2 aydan fazla calismam benim icin yeterince tatmin edici olmamisti. Daha sonra bu konudaki tum enerji sistemlerini inceldim. Abundance flush, Allowing Abundance, Abundance & Success, Light of Prosperity gibi sistemlerle calistim ve hepsinin enerji frekansinin birbirine cok yakin oldugunu gordum. Arkasinda bu sistemin daha hizli calismasi icin farkli sistemlerin etkili yonlerini kullandim ve daha once 4 ay ugrastigim bir konudan cok daha zor bir konunun 1 hafta icinde cok etkili bir sekilde sifalandigini gordum.Daha sonra bir cok  denemde daha ayni basariyi saglayinca bu sistemi ogretmeye karar verdim.

(B.Ozcan Demir)

 

Egitimde klasik Bolluk-Bereket Reikisinin teorik egitimi verilecektir. Ancak bundan sonra SIFALANDIRMA SURECINI HIZLANDIRMAK VE DAHA ETKILI SONUCLAR ALMAK ICIN diger etkili tekniklerde ogretilecektir. Bolluk-Bereket reikisinden sonra ayrica ogretilecek bu teknik 12 adimlidir.

 

- Boslugun gucu

- Yazinin gucu

- Reikinin gucu

- Sukretmenin gucu

- Kelimelerin gucu

- Inancin gucu

- Kristallerin gucu

- Mantralarin gucu

- Nefesin gucu

- Suyun gucu

- Evrenin gucu

- Tutarliligin gucunu kapsar.

 

Bolluk-Bereket Reiki enerjisi ile 12 adimli teknigi birlestirerek verilecek program gercek anlamda bolluk ve bereket konusunda hayatinizi sifalandirmaniza yardim edecektir. Her ne kadar egitimde tek bir sistem ogretilecekse de, bu egitim bir cok sistemin en etkili noktalarini ve uzerinde calisilmis ve sonuclar alinmis bir sistemi icermektedir.

 

 

BU CALISMA BOLLUK-BEREKET WORKSHOP CALISMASINDAN COK FARKLIDIR. TEORIK EGITIM, INISIYASYON VE DIGER CALISMA YONTEMLERINI KAPSAR. Temelde bu bir enerji egitimidir ve bilincalti temizligi gibi yontemler degil, enerji ile calismalar ogretilecektir.

 

Calisma isteyen herkesin katilabilmesi icin

pazar gunu 2 farkli grupta yapilacaktir.

 Bu gruplardan

size uygun olani secerek basvuruda bulunabilirsiniz.

 Katilimci sayisi sinirli olacaktir.

 

1.GRUP: 10:00 - 12:30

2.GRUP: 13:00 - 15:30

Size en uygun olan grubu secerek, isim soyisim ve cep teli yazarak

info@reikiturk.com

 mail adresine mail atarak katilim basvurusu yapabilirsiniz.

 Basvurdugunuz anda istediginiz grubun katilimci sayisi uygun olursa, adiniz yazilacak ve gerekli bilgiler gonderilecektir.

 Calismanin yeri Istanbul- Kadikoy'dur.

 Egitimin ucreti 80 YTL'dir.

Abundance-Prospertiy Reiki Egitim Sertifikasi verilecektir.

 

Reikiturk.com

http://www.reikiturk.com

 

8/12/2009

USUI REIKI 1.ASAMA EGITIMI - 12 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

 


 
USUI REIKI 1.ASAMA EGITIMI

12 ARALIK cumartesi gunu

saat 10:00 ile 16:00 arasinda

Usui Reiki 1.asama

egitimi yapilacaktir.

 

Katilimcilarin dogal yasam enerjileri

ozel bilimsel bir alet ile tespit edilecektir.

Egitim yeri Kadikoy'dur.

Egitimin ucreti 80 YTL'dir.

Sertifika verilecektir.

Katilmak isteyenler isimlerini

 

info@reikiturk.com

 

mail adresinden yazdirabilirler.

Detayli bilgi mail ile gonderilecektir.

 

Egitime katilimci sayisi sinirli olacaktir.

Eger 21 gunden daha kisa bir zaman icinde

inisiyasyonlu baska bir egitim aldiysaniz

bu egitime basvurmayiniz.

 

www.reikiturk.com

7/12/2009

HAKİKATİ OKUYANLARIN YORUMLARI - 7 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

 

Almanya…

SELAM.27 Aydir TANRININ DOGUM GUNU elimde,kalbimde,beynimin en ucra kosesine kadar girdi. 2006′nin mart ayinda siddetli bir bel agrisiyla hastaneye kaldirildim ve ne olduysa ondan sonra oldu.kendimi bilmeye basladigim gunden itibaren bu yasima kadar neler yasadiysam bana bir film gibi gosterildi bu benim filmimdi ne olursa olsun yasdiklarimi tekrar tekrar gormeliydim eger ben bu hatalari yaptiysam karsiligini yasamaliydim dedim kendi kendime.(bu arada yasim 38)Yapmadigim pek birsey kalmamisti bir erkek olarak.TDG’eyle tanistirilmadan once sorgulamadan dinin gerekliliklerini yerine getirme arayisina girdim cok ama cok israrliydim beni hic bir guc bu yoldan cikartamaz diyordum kendimi O kadar kaptirmistim ki ezberleyemedigim dualar icin kendi kendime cezalar vermeye baslamistim.TANRIYA yakin olmak istiyordum fakat benim oyle bir istegim vardiki beni daha ilerlere goturuyordu ben de farkli bir sey vardi ama ne oldugunu bir turlu bulamiyordum yapiyor oldugum ibadetler bana istedigimi vermemeye basladi.2007′nin eylul ayinda evlenmek cin Turkiye’ye geldim(almanyada ikamet ediyorum)

Veee TDG’eyle karsilastim bir dostumu ziyaret ettigim sirada masanin uzerinde bir kitap hediye paketi seklinde ve TANRININ DOGUM GUNU yaziyor hic tereddut etmeden uzandim ve biraz goz gezdireyim dedim amanain oda ne aradigim hersey yaziyor sukurler olsun dedim aradigim iste burda beni oku pisman olmazsin dercesine ellerimdeydi,dostum hediyem olsun al dedi yuzum tutmadi vel hasil kitapcidan tedarik ettim.Yasadigim yerin nufusu 12 bin civarinda yaklasik 250 turk ailesi var 1.5 sene camiyle ic ice yasayan bir insanin birden herseyi kesip atmasi zor oluyor ama istersen gercekten oluyor bunu TDG’eyle yapabildim ve ben hala ayni yerde yasiyorum beni kimse arayip sormuyor sormasinlar ben ne yaptigimi simdi daha iyi idrak etmis bulunuyorum Mutluyum huzurluyum hic kimseyi yargilayamam bu bir zaman meselesi.Benim bunlari anlatmamdaki sebep ayni durumda olanlara ornek olsun diye B1z olmak icn daha ne bekliyorsunuz,ne olursa olsun Lev-hi Mahfuz’u okuyun okuyun okuyun kendinize bir sans taniyin::B1z’leri Yaradanimizla bulusturdugun icin sukrediyorum…Sevgili buRAK sana olan sevgim sonsuza dek surucek, sabrina,vermis oldugun emegine saglik,gozlerin’den ellerin’den opüyorum, yurekten destekliyorum ve ne yapmamiz gerekiyorsa yapmaya hazirm.Lutfen kendinize iyi davranin sizlere ihtiyacimiz var.TANRI b1zleri korusun…..Nesimi’nin bir siiriyle ile ayriliyorum.Sevgilerimle

Nesimi esrari fas etme sakin

Ne bilsin ham ervah likasin

Hakkin Hak’ki bilmeyene Hak olmaz yakin

Bizim Hak katinda elimiz vardir.

…………….

Kitabevi…

Daha önce çok kişisel gelişim ve bu tarz kitapları okuduğum için bu kitabı kitabevinden gördüğümde ilk olarak şüpheli olarak yaklaşmıştım ve daha önce hiç bir kitabı içime sindirememiş hatta bu tip kitapları okumayı tamamen bırakmıştım. Neyse ilk gördüğümde bunun secret tarzı yazılmış bir kitap olarak düşünmüştüm ama kitapevinde kitabı karıştırırken açtığım ilk sayfada

secret ve bu tarz kitaplar yazan kişilerin kendi kıyametlerini yaşayacağını ve okuyan kişilere evrensel gerçeklerle ilgili eksik bilgi verdikleri bunun bedelini ödeyeceklerini

okuyunca beynimden vurulmuşa döndüm ve böylece önyargımı kırıp kitapla tanıştım…

……………

Rüyalar…

Şunu bilmenizi isterim ki, Levh-i Mahfuz’u okumam sırasında rüyalarım değişti. Öyle ki bunları soranlara cevabım maalesef suskunluk olacaktır. Çünkü sözle anlatılır gibi şeyler değil bunlar. Saygılarımla

……………….

Zamanlar mekânlar…

‘Bir ses’lenmek istedim… dilerim oralara ulaşır ve birbirinden güzel eşsiz yankılanmalar oluşturur…

 

önce kitabımızdan bahsedeyim ( hemen de sahipleniveriirmişim aman…-şaka bir yana-) aylar önce karşılaştım kitapla ve zaten o günden beri sizin ifadenizle firedance mı beni buldu ben mi fire danstım ya da ne zaman az soluklu -fire’lı- yaşamışlığım oldu bilemem ama değişik bir dönemeçte uyantıdayım… yaklaşık:) 23 yaşımda olmama rağmen uyanışım ve çırpınışlarım çok öncesine dayanıyor.neredeyse reşit olduğum zamana… spiritüel dünyanına da tozunu yuttum; kendimi arama yolumda; yanlışlarımın tadını da; doğrularımın tarifsiz zevkini de… bana TANRININ DOĞUM GÜNÜ kitabı önerildiğinde sıkılgınlığımın spiritüel dalgası modunda olduğumdan pek bir ilgimi çekmedi.dikkatimim yöneltmedim ama okuduğumda ve okurken kendimi kitapta görmeye başlamamla birlikte kim olduğumu algılamalarla ilerleyen süreçte hayatımın önemli ve ARTIK beklediğim -içsel sesimin az kaldı nidalarıyla desteklediği- düzlemin startını aldığımda asıl fire-dansım başlamıştı… emeklerinize ve emekleri geçen bütün insanlığa sevgilerimle efem:):)

ikinci kitabı- levhu mahfuzu sipariş ettim ve çok bunalmşlı bir dönemimde size neden gelmedi diye kısa bir mesaj çekmiştim. o biraz kaba (en azından sıcak olmayan) mesajım için kusura bakmayınlarımı iletirim.çünkü gerçekten kolay anlarda değilim. düşünün ki bütün ailenizle; hatta komşu, akraba; sülanizle ruhsal etapta savaşıyorsunuz ve yalnızsınız. siz kıyam ettiğinizde etrafınızlakilerin kuyruğa girmiş; sizin üzerinizdeki sorumluluktan/zengizlikten habire parçalar kopardğını görüyorsunuz ve 22 yaşında yalnız; işi olmayan, sahipsiz denebilecek pozisyondasınız. evet sahipsiz; bereber yürüdüğüm hak yoldaşlarıma; işçsel seslerime; dostlarıma haksızlık gibi görünse de; haklılık payı da çok yüksek… zor bir dönemeç…

ikinci kitabı yarıladım bile… yavaş yavaş okumak kitabın içindeki frekanslara ve iletilere uyumlanmamı sağlıyor. o yüzden heyacnla beklesem de zaman- mekan kesişimlerine okuyorum kitabı…

……………..

Hepimiz birer vesileyiz…

Tanrının doğum günü kitabını okumuş ve beğenmiş birisiyim.Sizen özellikle teşekkür maili atmak istedim çünkü bende inanılmaz güzel değişimler sağladı.Şuan hayatımın gerçekten zor olan dönemlerinden birini yaşıyorum.Ve hiçbirşey benim ruhumun yaşadığı ızdırabı geçiremedi.Bir çok kişisel gelişim kitapları okusamda hepsi yüzeysel oldu.Ama yazdığınız eser inanın bana çok yardımcı oldu.Ve çevremde sizin bu kitabınızla tanışmamış insanlara da okuduklarımı anlatarak ,onlarıda rahatlatıyorum.Tabikidie bu kitapla tanışmalarına vesile oluyorum.İnanın size çok teşekkür ediyorum.Gerçekten insanlığa çok büyük bir iyilik yaptınız. Vicadaninizda bunun rahatlığını doya doya  yaşamanız dileğiyle…

………………

Nereden başlamalı anlatmaya…:)

halepçe katliamı ile ilgili araştırma yaparken nasıl olduğunu anlamadan bu siteye kadar geldim. bana burada neler olduğunu açıklar mısınız? ‘bi bakıp çıkacağım’ durumu yaşamak istemiyorum. anlamak istiyorum.

……………

Kıymalı makarna…

Biraz önce Levh-i Mahvuz okudum eksik kalacak yaşamısım ve okurken de yaşadım ve şimdilik bitti diyebileceğim.Bu ilkiydi.Sırada kızım var.Tekrar okuyacağım.Yaşamak derken kitabın son bölümüyle olanı sadece paylaşayım.İşim bittikten sonra kitabımı okuyacağım.Fakat yemek yemeyi unutmuşum.Ayıptır söylemesi kıymalı makarna yaptım.”Yesem mi yemesem mi?”Çünkü tok karınla okumak istemiyorum.Ama “hadi biraz yiyebilirim”İçimden yoğurt koymak geldi.İlk defa hiç yoğurtlu yemem normalde.O an yoğurdun pek çok şeyle yenilebilecek ilginç ve yalın bir şey olduğunu ve etle fazla arası olmayan biri olarak etkisini hoş bir şekilde azaltığını düşünerek yedim.Arkadan bir limonlu su alarak kitabımı okumaya başladım.Kitap ve YOĞURT bölümü.İçimden geçenler de yazıyor..Kendime gelmeye çalışıyorum hala…Ali ve Ayşe ve Hz. Muhammet. Evlilik ,aşk bölümünde koptum..Gözyaşlarım sel oldu..Yıllarca ateist arkadaşlarımın yargılarını dinlemiştim.Şimdi cevabım var..buRAKcan Nasrettin..sevgiyle..

……………….

Öncülük ve Levh-i Mahfuz

Okuyucu… başlıklı yazı benimde hislerimin tercumanı oldu. Senin peygamber olduğunu, eğer Tanrı birine bunları yazdırıyorsa o peygamberdir dediğim günlerde sen, ben öncüyüm demiştin. Bende o kendini peygamber mi sanıyor diyenlere hayır buRAK bir öncüdür demiştim. Fakat şimdi kitabımızı da okuduktan sonra senin Peygamber hatta bütün herkesin peygamber olmak üzere tekamül etmesi gerektiğini anladım. Hz. Muhammedin son peygamber olduğunu bilmek beni biraz geriyordu, kitabın başlarında bu şüphe beni yedi bitirdi ama kitabın sonlarına doğru Hz. Muhammedin ANA peygamber olduğunun açıklanması içime nasıl sular serpti anlatamam sana. Bu kitaba iman ettim, ama iman ettim diye salıverileceğimi düşünmüyorum :)) Gelecek günler güzel olacak buna canı gönülden inanıyor ve sabırsızlıkla bekliyorum. İyiki varsın buRAK. İyiki bu kitap var.

……….

Aslında …

söze kitabınla diye başlamak üzereydim ama kelimenin doğrusu bu yazdıkların sana ait değil. bunlar bizim oldu. sen sadece gönlünün ve aklının akışını tam olarakda bilemediğim bir gerçeklikle ortaya koydun. yazdıklarınla ilgili amanda ne güzel içim aydınlandı gibi şak şaka gerekde yok. okuyan insan yada okumasını bilen birazda açılmış kapılardan adım atmaya cesareti olan her kişi muhakkak kapıların arkasına yada yatakların altında saklanmaktan vazgeçecek cesareti bulacaktır. lafın özü şudurki medyalarda maymun olup bütünlüğünü bozmadığın için sana teşekkür ediyorum. sen bir vesile oldun gerçi ama inan çok özelsin ( her insan kadar tabiki )

…………….

Kedigiller ve Levh-i Mahfuz

Biz kitabı toplu sipariş edenlerdeniz. Ancak kitabı ben değil arkadaşımıza organize ettirdik. Kitaplar geldiğinde kitaplardan ikisininin imzalıymış (sonradana öğrendik). neyse 8 kitaptan 2’si imzalı olunca hak geçmesin diye kitaplar ortaya karışık dizildi. Benim için imzalı olup olmaması aslında o kadar önemli değildi, önemli olan muhteviyatıydı kitabın. Neyse. Ben de evin en geveze dört ayaklı canlısı sofiyi çağırdım. Önce kitapları soldan sağa doğru kokladı, inceledi (üzerine çıktığı kitabı seçilmiş kitap olarak adledecektik). Sonra tam ortadaki kitabın üzerine çıktı. Kitap tarafınızca imzalıydı. Bu arada sofi evin vazgeçilmez kedisidir.

Kitabın gerçekten çok yoğun bir enerjisi var, ve bu enerji öyle kelebek gibi hafif değil. İnanırsınız ya da inanmazsınız ama iki gün boyunca başım ağrıdı. Evde olmayacak yerlerde ışık oyunlar belirdi. Güzel ve yorucu bir enerjisi var.

………………

Mucize bağımlılığı…

tekrar sevgiler…burada olan yorumları okudukça gözlerim doluyo…LEVH-İ MAHFUZ’un insanlara ulaşması ve hakikati görüp ve hissetmeleri bir mucize…birde diğer yanı var tabi…kardeşimle kitap üzerine tartışıyorduk..o genelde din konuların da her zaman olduğu gibi ön yargılarını ne yazıkki kıramıyor…kitabın içindekileri bilmeden içindekilerin doğru olmadığını savunmakta..kardeşime bu kitabın bir mucize olduğunu anlatmaya çalışsam da o BAŞKA MUCİZELER bekliyo…MESİH’İN mucizeler yapacağını duymuş gözleriyle görmedende başka türlü inanmayacakmış..yani sen birşeyi tavşana yada herhangi birşeye çevirdiğinde onun için mucize o olacakmış:))…bide kardeşim gibi düşünen, eskilere bağımlı, okuyup araştırmak, sorgulamak yerine,körü körüne korku düzleminde olan eski bilgilere inanmayı tercih eden İNSANLAR olacak..bunlarla başa çıkabilmek ve konuşabilmek bile inanki çok zor..yolumuz zorlu bir yol..yılmadan en zoruda sinirlenmeden bunları aşabilmek gerçekten zor..içimden kaç defa “YA SABIR” ÇEKTİĞİMİ BİLEMEZSİN:))…ama yola herzaman devam..belki birgün fikrini değiştirip EN AZINDAN kitabı okumayı başarabilir..SEVGİYLE KALIN….

……………..

Yer kısıtından dolayı…

Bu mucizevi kitapla ilgili olarak söyleyebileceğim birşey yok, defalarca boş kaldığımda tekrar tekrar okuduğumda bile sürekli farklı birşey öğrenebildiğim müthiş bir kitap sürekli tatilde bile yanımda dolaştırıyorum. Benim sadece küçük bir önerim olucak, eğer kitap geçen konuların bir indexini bundan sonraki basımlarda ekleyebilirseniz, kitaptan bir konuyu istediğimiz zaman kolayca bulabilmek gerçekten çok yararlı olur, böylece bir konuyu arkadaşlarımızla tartıştığımız zamanda bulmammız kolaylaşır herkesin işine yarayacağına inanıyorum.

…………..

Saygı…

merhaba buRAK özDEMİR. ben istanbulda okuyan bir öğrenciyim. kitabınız alkım’da inklap’ta defalarca dikkatimi çekti. Bin yılın kur’an tefsiri… herneyse. ogün bugündür kitabı almakla almamak arasında gidip geldim ve ogün bugündür araştırıp duruyorum. ekşi sözlükte çeşitli internet sitelerinde ve hemen hemen bütün yorumları okudum. hepsi olumlu yönede. daha okumadım kitabı ama dikkatimi çeken birşey var madem ki kur’an tefsiri neden tengriden gelen tanrı kullanılıyorda “Allah” sıfatı kullanılmıyor inanın çok merak ediyorum. şekilci müslümancılardan değilim. evet müslümancı diyorum çünkü bağnazlıkla hiç birşeyi sorgulamayan ve müslümanım diyenleri müslüman saymayıp müslümancı olarak adlandırıyorum. bende sizin gibi genç bir yazar olmaya çalışıyorum. tevrat ve incilin tahribatı hakkında araştırmalarım sürüyor umarım ileride benimde kitabım ve/veya kitaplarım sizinkiler kadar ses getirir. her neyse kendimden bahsetmeyeyim. ne diyorduk heh ben tabiri caizse materyalist bir müslümanım:) daha sonra bu tanımı dilerseniz açıklayabilirim. her neyse. ayrıntılara fazla taktığımdan dolayı ön yargılarımı kaldıramıyorum. kitabınızı ilk elime aldığımda bir neoateizm hareketi olduğunu düşündüm inanın. çünkü Allah ile chat düşüncesi aklımı başımdan aldı. ama burada yazılanları okuyunca kendimden geçtim. ve nasıl bir hata yaptığımın farkına kısmende olsa vardım. ama şüpheciliğimden vazgeçemiyorum. sonuçta yorumlar siz ve sizin yandaşlarınızda yapmış olabilir değil mi? bunu suçlama olarak algılamayın lütfen. sadece şüphemi gidermek istiyorum. velhasılı kelam böyle bir önyargıya düştüm. umarım önyargımı kırmaya yardımınız dokunur. Ki bende bu önyargıdan kurtulur kurtulmaz aşk ile kitabınızı almaya koşturabileyim.. umarım cevap verirsiniz. emeğinize saygı duyuyorum. teşekkürler…

……….

En güzel soru kendinden cevaplı sorudur…:)

Biliyorum, imza günü falan gibi şeylerden hazzetmediğini söyleyeceksin. Haklısın da… Ama biz okuyucular da seninle sohbet etmek, tanışmak, paylaşmak, soru sormak, ya da yüzümüzde tatlı tebessümlerle ve sevgiyle sana (kendimize) sadece bakmak istiyoruz. Seninle BİR olmak istiyoruz.(Biliyorum Kitap aracılığla tüm bunları yapıyoruz) Ama… yine de … Olabilecek mi buluşma?

Çocuk coşkusu taşıyan kardeşinden Sevgiler.

 

http://www.tanrinindogumgunu.com/

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 

 

 


5/12/2009

Bu yazıyı bilgisayarınızın bir köşesine kaydedin ve unutun.

Kategori: YASAM

 


 

Umut iyi birşeydir…

buRAK özDEMİR

 

Az önce bitti film… Harika birşeydi. Adını söylemeyeceğim. Çünkü bu bana, filmin sonunu anlatma özgürlüğünü verecek. “Umut tehlikeli birşeydir”… Buna inanan, bunu yaşayan, ümitsiz bir kalabalığın ortasına düşmüş yetişkin bir yaramaz… Hayata bu yazının başlığındaki gibi bakıyor. Bunun mücadelesini veriyor. Mücadele ne kelime… Bu yolda dayak yiyor, aşağılanıyor hatta tecavüze uğruyor. Defalarca…

Yaşadığı onca şeye karşın bu adam tek birşey biliyor;

 “Umut iyi birşeydir”.

Ortasına bırakıldığı o karanlıkta, bir yolunu bulup, Mozart dinliyor. İşkence görmeyi göze alarak… Haftalar geçip de, kalabalığın arasına döndüğünde ona “Değdi mi?” diyorlar. “Çektiğin ceza birkaç dakikalığına o berbat müziği dinlediğine değdi mi?”

Ben o müziği birkaç dakika dinlemedim. Kalbimdeydi… Beynimdeydi… Beni cezalandırdıkları sırada ben içimden Mozart’ı dinliyordum. Müzik… Onu dinleme hakkınızı elinizden kimse alamaz…

Umut iyi birşeydir.

Bu yaramaz ruhlu Mozart aşığı, lağımların içinden yüzdü durdu ve sonunda tertemiz sularla buluştu. Gördüğüm en güzel “mutlu son” filmiydi… Kendimi doğrulanmış hissettim. Ve bundan daha önemlisi olumlu düşüncenin “atası” olarak kabul edebileceğimiz Polyanna’daki eksik şeyin ne olduğunu sonunda buldum: Zeka!!

- Hayırlı bir hayaliniz varsa…

- Bunu ayakları yere sağlam basan bir projeye

dönüştürecek bir zekaya sahipseniz…

- Ve de en önemlisi; Sizi, lağımlı sularda yüzdüğünüz sırada hayata bağlayıp, sizi daracık-sıkışık o tünelde, bedeninizi olmasa da ruhunuzu ayakta tutacak “umudunuz” varsa, rahat olun, dünyadaki bütün pis artıkların döküldüğü “o” yere doğru gitmektesiniz: Tertemiz sulara…

 

Tanrı’nın doğum günü sizlerle buluşalı, yaklaşık 36.5 ay oldu.

Yazdığım şeyi yayınevine teslim ederken,

Meleklerim sağolsunlar hayatımı film şeritleri halinde

gözümün önünden geçirdiler.

 “Lağımla dolu bir tünelin içine girmek üzeresin.

Emin misin? Hazır mısın?” …

cevabım;

“Hazır mıyım bilmiyorum ama

emin olduğumdan eminim” olmuştu.

 

Benim korku tüneline girmem size İnternette bir gün şöyle bir paragrafla karşılaşmak olarak yansıdı: Elif, Lam, Ra… Bu harflere dikkatli bakın. Yakında onlar dünyayı değiştirecekler…

“Allah Allah… Gençten bir çocuk acayip acayip laflar ediyor. İslam’ı dünyaya sevdirecekmiş. Medeniyetler Savaşı tezine, karşı bir projeyle İki Denizin Kardeşliği projesiyle çıkıyormuş. Bak bak… Bunu modern zamanların Kur’an tefsiri olduğunu iddia ettiği kitabıyla yapacakmış… Kitabın adı da acayip birşey. Tanrı’nın doğum günü! Haşa! Sümme haşa! Tanrı doğmamıştır, doğurulmamıştır! Neler saçmalıyor bu çocuk!”

Tuhaf bir arka kapak yazısı olduğunda sizinle hemfikirim. Nasıl olmam ki? Benim hayatım baştan aşağı tuhaftı zaten. Oldum olası… Ömrüm haldır haldır birşeye hazırlanmakla geçti… Neye hazırlandığımı bilmeden. İnsanları, hayvanları, bitkileri hep sevdim. Sokakta bir köpeği severken, sevgimin ona iyi geldiğini görmek beni ağlamaklı hale getirmeye her zaman yeter. Herkesi ve herşeyi severim yani. Ama bu dünyadan da nefret ediyorum! Spritüelizme sonuna kadar inanıyorum. Ama evinde birbiri ardınca tütsüler yakıp, kendini meditasyonlara adayıp, kendinle ve hayata fazla barışık olmayı da kendi kendimize söylediğimiz bir başka yalan olarak görüyorum. Öyle huzursuz, mazlumların o kadar çok mağdur edildiği bir dünyada yaşıyoruz ki, bu kadar huzurlu olmaya inanın bana hakkımız yok. Kendimizi paralamadan, huzursuz kalabilmenin yollarını bulabilmeliyiz. Bu bize, evren için, insanlık için birşeyler yapma enerjisi verir. İşte bunun için, sadece bunun için meditasyon yapmalı insan.

 

Bu düzende bir yanlışlık var.

Böyle olmamalı.

 Bunların hepsi değişmek zorunda.

Bu sıkıntılar bizim kaderimiz değil,

 olmamalı da. Neden? Çünkü;

 “Umut iyi birşeydir”.

 

33 yıl, yediğinin tadını almadan, yaşadığının hazzına varmadan “hazırlıkla” geçmiş bir ömür benimkisi. Hep şunu düşündüm durdum “hazırlık” yıllarım boyunca; “Benim beynimde dünyayı değiştirecek bir güç var. Bunun farkındayım. Beni acaba kim keşfedecek? Beynimi birşeye adamalıyım. İyi de o şey ne olacak? Ben bir hayalim. Ama bir gün, yemin ederim bir gün gerçek olacağım…”. Hayat gerçekten sürprizlerle dolu. Beni, benim sevgili Tanrımın keşfedeceğini hiç ama hiç düşünmemişti o müthiş beynim!

Herkes kendi içinde Tanrısıyla konuşur. Kimisi ona şükreder. Kimisi anlamını bilmediği kelimelerle ona dua eder. Kimisi de ona içinden başkaldırır hatta küfreder… Kimi insan ise Tanrısına sadece sitem eder. Benim de bir Tanrım var elbet ve bizim de aramızda birşeyler geçiyor. Doğal olarak… Ben kendimi -yüzde yüz sürpriz birşekilde- onun insanlar tarafından doğru anlaşılmasına, yeryüzündeki Tanrı imajının değişmesine adadım. Benim Tanrım beni işe aldı, bu projeme sponsor oldu. İçimdeki o, volkanlar dolusu dünyayı değiştirme arzuma ortak oldu. Ve bana kendimi adadığım, dünyevi beklentilerden tümüyle arınarak çıktığım bu zorlu yolda çok ama çok sağlam bir dayanak verdi;

 Bugüne dek saklı kalmış gerçek İslam özü…

Bunu bulmayı bana evet, küpeli, Maserati hastası, rock müzik hastası olan bana nasip etti. Yüzde yüz sürpriz bir biçimde…

 

Elif, Lam, Mim… Bu harflere dikkatli bakın. Çünkü onlar yakında dünyayı değiştirecekler… Gerçekten… Gerçekten onlara iyi bakın. Onlar dünyayı gerçekten değiştirecekler. İster inanın, ister inanmayın. İster bana destek olun, ister köstek… İsterseniz benim kendini peygamber zanneden bir manyak olduğumu düşünün, isterseniz de beni iyi niyetli ama fazla hayalci bir genç olarak görün. Bunların hiçbirinin benim için bir önemi yok. Çok ama çok hayırlı bir hayalim var… Kişisel reklama inanmadığım için sıfatını boş bırakacağım ….. bir zekam var. Geriye bir tek şey kalıyor bana gereken:

Umut iyi birşeydir…

 

Bu yazıyı neden yazıyorum? Aslına bakarsanız neden yazdığımı da tam olarak bilmiyorum. Neden yazmadığımı biliyorum sadece: Destek istemek için değil.

Hakkımda ne düşünürseniz düşünün benim yolum tertemiz bir denize doğru açılıyor… Evet, galiba ne için yazdığımı buldum. Ben, Tanrı’nın doğum günü onurunu benimle paylaşacak insanlar arıyorum… Bu çok büyük, bir kişinin taşıyabileceğinden fazla büyük bir onur. Benim satırlarımı benimle yaşayın, bu onuru benimle paylaşın. Tek istediğim bu.

 

Gençten bir çocuk… Bir kitap yazmış… Kendi adını taşıyan sitesinde birşeyler karalamış. Site dediği de günde en fazla 80-100 kişinin ziyaret ettiği bir yer…

 

Tanrı’nın doğum günü, tarih yazacak dostlar. Sizin, şu anda bu satırları okuyan sizin, yukarıda özetlediğim bu başlangıç aşamasında olacak- bitecek olandan haberdar olmanız… Bu onuru benimle paylaşmaktan kastım tam da bu. Öyle değil mi? Ortada fol yok, yumurta yok.

 

Sen ne megaloman bir adamsın?

Dünyayı değiştirmek sana kalmış? Tövbe tövbeee….

Deli midir nedir?

 

Hatırlatmak isterim… Google da bir zamanlar delilik derecesinde kaçık bir fikirdi. Ama bugün, az önce ona girdiniz. Hatta belki buRAKozdemir.com’u da google’dan buldunuz… Cep telefonu diye birşeye yatırım yapmak bir zamanlar manyaklığın daniskasıydı. Ama şimdi? Gelin itiraf edin, sizin de bir cep telefonuz var öyle değil mi?

 

Burası Tanrı’nın doğum günü’nün resmi sitesi ve şu anda ben, siz, hepimiz, Google’ın bir evin garajıda geliştirilmekte olduğu yıllar önceki sıradan günlerden birindeyiz. Bunu bilmenizi istiyorum. Ortada fol yok-yumurta yok ve ben sizinle fazlasıyla büyük bu hayali paylaşıyorum. Bir gün, bu hayal mutlaka ama mutlaka gerçek olacak. İşte o gün, kendi hayaliniz için size ilham ve güç vermek, bu en büyük hayalimden de büyük bir hayal benim için. Bir gün… Adını tuhaf birşekilde yazan, buRAK özDEMİR isimli bu çocuğun hayalinin gerçekleşmeye başladığını gördüğünüzde, lütfen ama lütfen kendi hayalinizin de aynı benimki gibi gerçek olabileceğine inanın. Ve harekete geçin…

 

Bilgisayarlar,

onlara kaydettiğiniz dosyaların

kaydedilme tarihini de kaydederler.

Gelin, beni dinleyin.

 Bu yazıyı bilgisayarınızın bir köşesine kaydedin ve unutun. İleride bir gün tekrar bulmak üzere…

 

Beni çok seven, benim de kendisini çok sevdiğim bir okuyucum bana bir mail gönderdi geçenlerde. Şöyle yazmıştı:

buRAK sana inanıyorum. Kitabına da… Ama benim gözlerimin mucize görmeye ihtiyacı var…

 

Biliyor musunuz? Az önce aynada kendimi görmek daha doğrusu bir mucizeye tanık olmak üzere banyoya gittim. Yaşadığım mucizeyi nasıl tarif edebilirim bilmiyorum, elimden geleni yapacağım bunu başarabilmek için. Bana ister inanırsınız, ister inanmazsınız. Ama ben bunu yaşadım. Evet aslında, benim gözlerimin de mucize görmeye ihtiyacı var. Bu kadar büyük bir hayal… Bunun gerçekleşmesi için ihtiyacım olan şey tam da okuyucumun benden beklediği şey: Bir mucize!

Aynanın önünde durdum. Gözlerimi kapattım. Derin bir nefes aldım. Sağ elimi aynanın karşısına gelecek şekilde havaya kaldırdım. Tıpkı Hazret-i Musa’nın elinde parlayan ışık topunun aynısının elimde olduğunu ve o karanlık banyoyu aydınlattığını hayal ettim. Düşüncenin sınırsız gücüne sığındım. Dua ettim. Tanrım lütfen dedim… Ve ne oldu biliyor musunuz?

Hiçbirşey!! Tanrım bana ne dedi peki bunu biliyor musunuz?

“Şu saçmalığa bir son ver ve işinin başına dön artık!”

E ama hani mucize? Bir dakika… Omuzumda parlayan şu küçük ışık tanecikleri de ne? Yoksa?? Offf… Onlar benim stres meyvesi dediğim şeyler… Siz onlara kepek diyorsunuz! Mucizem olmadığı gibi… O kadar ıkınmışım ki bedenimden fışkıra fışkıra ölü kafa derisi hücreleri fışkırmış! Çok kasmışım kendimi anlayacağınız… Allahım ben ne kadar fani, ne kadar sıradan bir canlıyım… En iyisi fazla ısınıp dizüstümü haşlayan fani bilgisayarımın başına dönmeli ve sıradan hayatıma devam etmeliyim. Bilmem yaşadığım mucizeyi tam olarak anlatabildim mi…

 

Benden mucize bekleyen o okuyucuma

verdiğim yanıtla bitiriyorum sözlerimi…

Şimdilik…

İnsanlar iki gruba ayrılır;

Mucize bekleyenlerle…

Mucize yaratanlar…

Tanrı’nın doğum günü,

LEVH-İ MAHFUZ 

mucize bekleyenlerin değil,

o mucizeyi yaratacak gücü kendinde bulanların kitabıdır.

 

Bekleyenlerin değil,

yaratanların arasında olmanızı diliyorum tüm kalbimle.

Çünkü;

Umut iyi birşeydir dostlar…

sevgiyle

buRAK özDEMİR

http://www.tanrinindogumgunu.com/

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 


4/12/2009

LÜTFEN İHTİYACI OLANLARA İLETİN...

Kategori: YASAM

 

LÜTFEN İHTİYACI OLANLARA İLETİN

İstanbul Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı olarak

12 yaş altı işitme problemi olan, maddi durumu kötü, hiçbir sağlık güvencesi olmayan maddi durumu yetersiz olan küçük dostlarımız için

çok önemli ve güzel bir destek çalışması başlattı,bu çalışmada ,küçük dostlarımızın tedavisi ve kullandıkları işitme cihazını ücretsiz karşılayacaklar.

Sizlerden ve değerli yüreklerinizden önemli ricamız,çevrenizde bu yönde desteğe ihtiyacı olan küçük dostlarımız bulunuyor olabilir bu nedenle bu bilgiyi kendilerine ulaştırabilirsiniz ,çevreniz ve bağlantılarınızla , güzel çalışmanın duyumunu sağlayabilirsiniz ,değerli yüreklerininzin tüm çabası ve destekleri için şimdiden teşekkür ediyor ,en güzel mutlulukların yüreklerinizden hiç eksik olmamasını diliyorum,

Sevgi ve Saygılarımızla

 

Bağlantı kurulacak yetkili :

SEMA ONAY (Rektör Asistanı)

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yurtiçi Yayın Koordinatörü

Cep Tel: 0543 291 65 65

0532 504 02 22

 


4/12/2009

ANLAYANA ,ANLAMAKTAN YANA NASİBİ OLANLARA...

Kategori: YASAM


 

SEVMEK İÇİN, TANIMAK VE ANLAMAK GEREK;

İşte;

Her gün geçtiği yolunun üzerindeki iğde ağacının kesildiğini görünce ağlayan,

-Çok sevdiği köpeği Foks öldüğünde matemini tutan,

-Yalova'da köşke zarar veren ağacın dalı kesilmesin diye köşkü kızaklarla kaydırtan,

-Savaş sonrası Çankaya'da ücretle çalıştırılan ve ayrılışlarında çantalarında Gazi markalı sigara çıktığı için görevli personel tarafından dövüldüklerini gördüğü Yunan esirlerinden  özür dileyerek sigara ve para ile onları uğurlayan,

-İçki içmeyen ve beş vakit namaz kılan Mareşal Fevzi Çakmak yemekte olacağı zaman masaya içki koydurmayıp limonata ile yetinen,

-Ramazanlarda Hafız Yaşar Okuyan'a, gündüzleri Hacı Bayram Veli ve Zincirlikuyu camilerinde şehitlerimizin ruhu için hatim okutan, akşamları da huzurunda okuttuğu sureleri derin bir hazla dinleyen,

-Ankaralılar tarafından kendisine hediye edilmek istenen Çankaya'daki evin tapu tescilini, 1.İnönü savaşını kazanan orduya bağışlanmak üzere M.S.B'ye yaptıran,

-Yurt gezilerinde, Kara Fatma, Satı Kadın gibi Kurtuluş Savaşı'nın kahraman Türk kadınlarını buldurup ellerini öpen, vefalı, şefkatli, merhametli, inançlı, saygılı, dürüst, yüreği sevgi dolu bir insan olan Atatürk.

Her şeyimizi borçlu olduğumuz böyle bir Önder nasıl sevilmez ?

Onun; parasal yardım yaparken dahi, ne kadar zarif bir tutum sergilediğini Yaveri Muzaffer Kılıç'ın aşağıdaki anısı ne güzel anlatıyor.

"Bir gün Atatürk'le beraber Abidinpaşa'dan gelip Samanpazarı yoluyla Ulus'a geçiyorduk. O zamanlar Samanpazarı'nda bulunan üç beş dükkan dan birisi Ali Efendi isimli kitapçıya aitti. Kitapçı dükkanının kepenklerinde, nefis bir halı asılmış duruyordu. Harp yıllarının  sonu olduğundan hiçbir yerde, hele Ankara'da böyle güzel bir şey görmek pek şaşırtıcı olduğu için bu halı Atatürk'ün de dikkatini çekti. Hemen arabayı durdurup indik.

Beraberce dükkana yürüdük. Kitapçı Ata'yı görünce, "Buyurun Paşam" diyerek heyecanla bir Emri olup olmadığını sordu. Paşa da bu halıyı çok güzel bulduklarını ifade ettiler.

Kitapçı;

-Paşam, bu halı bir müşterimin. Paraya ihtiyacı olmuş, satılması için bana bıraktılar. Benimle bir ilgisi yok dedi.

Atatürk, böyle güzel bir halının çok kıymetli olduğunu, bunu halı sahibinin nereden almış olabileceğini öğrenmek istediler. Kitapçı ezile büzüle;

-Paşam, emanet koyan isminin söylenmemesini özellikle rica ettiler, müsaade ederseniz ismini söylemeyeyim dedi.

Bu sefer Atatürk daha çok merak edip,

-Çocuk, belki halıyı almak isteyeceğiz. Kimin ve kaça olduğunu öğrenmek isteriz dediler.

Kitapçı;

-Paşam 40 lira istemişlerdi deyip yine halı sahibinin ismini vermedi.

Atatürk halı sahibini iyice merak edip ısrar edince de, kitapçı istemeyerek ve sıkılarak;

-Abdülhalim Çelebi Hazretlerinin Paşam dedi.

Abdülhalim Efendi, Mevlana sülalesinden gelmiş, Konya milletvekili olarak Meclis'te görev yapıyordu. Kapısı herkese daima açık, cömert, gayet güzel konuşan, Mevlevi kalpağı ile gezen,  akıllı, sevimli, hoş sohbet, özü sözü doğru bir kişiydi.

Atatürk, bu cevabı alınca çok duygulandı ve bana dönerek dükkana 40 lira bırakmamı emretti.

Hemen parayı bıraktım. Kitapçı halıyı koşarak indirip paket yapmaya koyuldu.

Bu arada Atatürk, Abdülhalim Efendi'nin kişiliğinden övgüyle bahsederek;

-"Abdülhalim Efendi, evde halısını satacak kadar parasız kalıyor ama, kapısını kimseye kapamıyor"diyerek onu övdü. Sonra da kitapçıya dönerek;

-“Bana bak, halıyı biz alıyoruz. Fakat halıyı Abdülhalim Efendi'nin evine yollayınız, biz oradan aldırırız. Akşamüzeri de kendilerine bir kahve içmek için geleceğimizi söyleyiniz” dediler.

Kitapçı bu davranışa şaşırmış bize bakarken, arabaya binip uzaklaştık. Aynı akşam Abdülhalim Efendi'nin evine gittik. Kendisi bizi avlu kapısında karşıladı.

Eve girince baktım halı, kapı arkasında paketli olarak duruyordu. Mütevazı evinde minderlere oturuldu, kahveler içildi.

Abdülhalim Efendi;

-Paşam halıyı almışsınız. Fakat halı evime geri geldi.  Müsaade ederseniz, arabanıza koyduralım” dedi.

Atatürk de;

-Abdülhalim Efendi halı yine bizim olsun. Biz arada sırada sana kahve içmeye geldikçe onun üzerinde kahvemizi içeriz” diyerek halıyı açtırdılar ve odaya serdirdiler.

Kahveler içildi ve sohbet edildi. Giderken Abdülhalim Efendi yine bizi kapıya kadar uğurlayarak;

-Paşam eğer müsaadeniz olursa halıyı..... derken

Atatürk sözünü keserek mütebessim,

-Abdülhalim Efendi, onu sana emaneten bırakıyoruz. Her gelmemizde onu burada görmek ve üzerinde oturmak isteriz. Diyerek veda edip ayrıldılar.

Böylece Atatürk, Abdülhalim Çelebi Efendi'ye, kitapçıya bile belli etmemeye çalışarak ihtiyacı olan yardımı yapmış, fakat halıyı almamışlardı."

Bu ibret verici anı; O büyük asker, devlet adamı ve devrimci liderin, en az bu nitelikleri kadar büyük olan insanlığını anlatmasının yanı sıra onun, gerçek dindar ve üstelik bir tarikat  mensubu olan Çelebi'ye saygısını göstermek bakımından da ayrı bir önem taşıyor.

Ayrıca; Herkese açık sofrasını sürdürebilmek için halısını satan bir tarikat ehlinin, dini siyasete alet ederek para, mevki ve güce ulaşan, yurt içinde ve dışında saf ve eğitimsiz  vatandaşları sömürerek trilyonluk mal varlıklarının sahibi olup sefa süren günümüz din ve tarikat  bezirganlarından farklılığını da ortaya koyuyor.

Tabi anlayana ve anlamaktan yana nasibi olanlara !

 

“Paylaştığı için FİGEN Apaydın a teşekkür ederim”

2/12/2009

HAKİKATİ OKUYANLARIN YORUMLARI – 2 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

 

HAKİKATİ OKUYANLARIN YORUMLARI – 2 ARALIK 2009

 “ok.” dediğim öğretiler… Bayıldım bu söze…:)

size teşekkür etmem gerek tanrının doğum günü ve levh-i mahfuz kitapları için. bu ıkı kıtap bana büyüklerimden,çevremden akratılan tüm aklıma mantıgıma sıgmadıkları halde “ok.” dedıgım ögretılerı yıktı yerle bir ettı. an oldu ben dedıgım benı sorguladım, an oldu ısyan ettım,an oldu abi budur işte ya dedım

diğer milletlere bakış açımı, devletımin yönetım şekline bakış açımı,islama bakış açımı değiştirdi (bunlar sadece ufak bı kısmı).  ama en önemlisi tanrı ya karşı oldu .

şimdi geçmişe dönüp baktıgımda ne salakça bi tarzmış benım ki dıyorum.

bana kelımelerle ıfade edemeyecegım kadar çok şey ögrettınız. teşekkür ederım çok teşekkür ederım.

not: insan sıtenın içinde  bır yere( kocaman bır yere )maıllerınızı  şu adrese atın dıye yazar ki. adres sıkıntısı yaşamayalım.

http://www.tanrinindogumgunu.com/

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 

………..

Okuyucu…

Sevgili Dostlarım…

Bir okuyucu olarak kitapla ilgili görüşlerim ve okumam şudur;

her iki kitabı da okudum…

Okuduğunuz kitap için, okumayanlar için ise derimki; Bu iki kitap aslında Tek kitaptır,

bir talep ve ihtiyaca yöneliktir,

Bu talep asırlara gebe olup,

İçlerindeki Ruhun sesine ve rengine aç ve susuz kalmış; tüm insanlıktır,

çıkış noktası sıçrama parendesi Türkiye’dir, okuyucu kitlesi herkestir,

Bu ihtiyaç tüm insanlığın dile ve söze gelmiş özüdür,

Yalnız islam alemine değil diğer tüm insan kardeşlerinize indirilmiştir,yazdırılmıştır,

Hakkın sözü olup; Rabbin tercümesidir, yorumudur,

Rabbin tercümesi olduğundan, kendi özünüzde yoğurmak ve hazmetmek ise sizlere düşer,

Bu hazmetme her ruh varlığının kendi tekamül derecesi ve ihtiyacı ile doğru orantılı olacaktır.

kuran lafzı asırlar boyu hiç bir zaman böyle dile gelmedi, (çünkü apaçık)

gelmeyecekte, son söz ve son nokta yani mim.

bu kitapla apaçık ortaya konulmuştur.

kitap özlere ve nefislere ve diğer boyut varlıklarına yönelik dile gelmiş olup, kaleme alınarak, satır satır kitaba döküldü;

Özün sesi olup, Kurtarıcı ipinizdir…

,,, Allah’ın gönderdiği ipe sıkı sıkı sarılın deriz,

Yüce ve Hak Rahman olan Allah’ın eli ve gözü olan Rabb’niz tarafından yazdırılmıştır,

Hakk olan Rabb arza sevgili Hz.İsa ile indi,

Aydınlanmanın öğretmeni Hz.İsa ve aydınlanmanın öğretmeni olan Hz. Muhammed

Bu kitapta bir araya iki kod olarak geldi, (Rabb)

Her ikisi de Yaratıcı olan Allah’a simge olan bu iki değerli “usta” aydınlanmanın öğretmenleridir,

Kitab…Rahman ve Rahim kodunda olup, insan daki tek olan Rabb’e işaret eder,

Kitap aslında şunu der; Rabb yani öğretmeniniz içinizde,

Arada aracı yok en yakın Rabb içinizde, “d/ona” “doğrudan ona” ulaşınız bu gerçeğe işaret eder,

Dona ne bir bayan ismidir, ne de bir yabancı isimdir,

öz ve öz Türkçedir, kopya değildir,

Öğretmeniniz içinizdedir, Dış öğretmen içinize işaret etmek için geldi,

öğrenci ve öğretmen aynı sınıftadır, bizbizeyiz yani,

Bakalım Rabb’niz size içinizde ne diyecek, sesini unuttuğunuz Rabbiniz size bir kitap ile seslendi, sesini duymadınız, yüzyıllardır sesini duymadığınız özünüz

sizinle son çare bir kitap yazdırarak konuşuyor, çokça mı şaşırdık,

Emeklerinden dolayı buRAK kardeşinize Yüce ve Hak Rahman olan Allah’ın

huzurunda teşekkür ediyoruz,

o görevini yerine getirdi,

şimdi sıra sizlerde,

Kendiniz için, kitabtaki bilgileri içselleştirerek özümsemeniz önerilir,

Kitabın yazdırılma öncesi ve sonrası mucizeler ile doludur,

Kitabın kendisi bir mucizedir, sizlere müjde olup; Bir hediyedir,

Kurdale o yüzdendir,

Kendi doğum gününüzü yaşamanız için müjde ve hediyedir,

açın kapağını ve okuyun,

okuduğunuzda kendinizi okuyun,

kendi doğum gününüzü kutlayın,

ancak doğum günleri tek başına değil hep birlikte kutlanır,

Bir cümle bir kelime doğmak isteyene ebedir,

doğum günü gelmiş olana her şey bahane olur,

bir kelime bir cümle, onu bir anda onu doğuruverir,

Bu bakışı yakalamanızı dilerken,

Yakın zaman ne getirir,

onu da hep birlikte göreceğiz,

önümüzdeki dönemde inançlarda, dinlerde ve insanlarda

önemli ve büyük değişimler,  bizleri bekliyor

mistik/Ruhani devrim kapıyı çok şiddetli çalıyor,

………..

Komşulara da Levh-i Mahfuz…:)

Çok sıkıntı yaşadığım ve sürekli durduk yere ağladığım bir dönemdeyim ve az evvel Levh-i Mahfuz’dan rastgele bir sayfa açtım. ‘İnsan gülerken değişmez. İnsan ancak ‘ağladığında’ değişir’ ile karşılaştım sayfada. Çok istediğim Büyük değişim için hazırlık aşamasındayım anlayabildiğim. Söylemek istediğim çok şey var aslında fakat anlatamıyorum şu an. Biraz da nasıl anlatacağımı bilmiyorum sanırım. Zaten TDG’ yi ilk okuduktan sonra, teşekkür etmek için bir şeyler yazmalıyım, diye düşündüğümden beri 1 buçuk yıl kadar oldu, şimdilik böyle bir girizgâh yapmış olayım hiç değilse=) Tek söylemek istediğim şu an, algılayabildiğim kadarına şahit olduğum için bile kendimi çok şanslı hissediyorum ve sana hepimiz gibi çok teşekkür ediyorum.

PS: Yine kitaptan bir sayfa açmıştım dün ve saçlarım çok fazla döküldüğü için harıl harıl iyi bir dermatolog arayışı içindeydim bu aralar. Sayfada gözüme çarpan ilk şey ‘Sur-a hücrenin saça ‘ÇIK’ emridir’ oldu. Mesaj alındı tabi=)  Evde kimsenin olmadığı bir an bekliyorum şimdi doya doya bağırabilmek için =)

………..

5…

Selam buRAK ve tüm dostlar..

Ve evet LEVH-İ MAHFUZ bir kere okununca öyle anladım deyip bırakılacak kitap değil,bir daha,birdaha her defasında düşüncede devrimler yaratıyor.Ben biraz değil çok tezcanlı biriyim ve bu sabırsızlığım benim en zayıf noktam.

buRAK kitabı nerdeyse 10 ayda tamamladı ,bizlere iletinceye kadar onca uğraş,onca emek,

ve dahi yazım aşamasında yaşadığı onca heyecan ve yorgunluk.

Ben ne yapıyorum kitabı alıp heyecanla bir kere okuyup ukalaca yorumlara başlıyorum,

buRAKcan senden göstermiş olduğum sabırsızlıktan dolayı özür diliyor ve LEVH-İ MAHFUZ’u

enaz 5 defa okumadan düşüncelerimi yazmayacağıma söz veriyorum.

Mutlu ve sağlıkla kalın.Sevgim ve saygım sizinle

……..

Muhteşem bir dua…

Birşeyler yazmak istiyorum ama toparlayamıyorum.Ben gerçekten seni çok merak ediyorum.Bu kadar bilgi insanı ne hale getirir bunu bilmek istiyorum.Kendimi henüz bu kadar bilgiyi içselleştirmiş bulmadığımdan soruyorum.Tanrının doğum günü bu sene elime ulaştı.Nasıl olmuşta bunca zaman duymamışım görmemişim.Kaldı ki ilgi alanıma giren konular.Ama kitapları okuduktan sonra bunun tesadüf olmadığını bana ulaşma şeklini de gözönüne alarak zamanının o zaman olduğunu biliyorum artık.Kitapları hem tavsiye ediyorum hem edemiyorum.Ediyorum içimdeki coşkuyu ve hafifliği herkesin yaşamasını istediğimden.Edemiyorum çünkü anlamayan,idrak edemeyenlerin veya alışageldiklerini aşamayanların negatif enerjilerini yaymalarını istemediğimden.Yaşadığım müddetçe kendimde farkettiğim olaylara alışılagelmiş tepkiler vermememin,anormallik değil düşünmek ve ikna olmak/olmamak açıklaması ile anlam bulması yüreğimi ferahlatıyor.Yaşam deneyimlerim,bugüne kadar el yordamı ve deneme yanılma yolu ile edindiğim bilgilerime ilave yalnız olmadığım gerçeği bana güç veriyor.BİZ büyük bir aileyiz.

Kitap okuma sürecinde yaşadığım bir şeyi paylaşmak istiyorum.Okuyorum,anlıyorum, anlayamıyorum,karışıyorum.Dua etmek istiyorum,ne diyeceğimi bilemiyorum.Birkaç gün sürekli böyle düşünerek gezdim.Ve bir gün evde dolaşırken birden ağzımdan şu sözler dökülüverdi.

Tanrım bana okuduklarımı anlama,anladıklarımı idrak etme,

idrak ettiklerimi de uygulama gücü ver.

Belki basit bir şey ama benim için çok anlamlıydı….

Sevgili buRAK kendine çok iyi bak,sen bize lazımsın.Yüreğin,beynin her daim açık ve berrak olsun.Biliyorum ki sen özel birisin.Sevgi ve saygıyla selamlıyorum seni……

 

buRAK ın notu:

Levh-i Mahfuz’un nasıl bir frekansla temas sağladığının çok güzel bir örneği de, ağızdan dökülen bu muhteşem dua cümlesi. Tanrısal öz güzel söylemiş gerçekten de:

Tanrım bana okuduklarımı anlama, anladıklarımı idrak etme,

idrak ettiklerimi de uygulama gücü ver.

…….

Levh-i Mahfuz devrim…

Levh-i Mahfuz’u bugün bitirdim. Yoğunluğu ve derinliği çok fazlaydı. Sen her açılımın sonunda “inanamıyorum” diye bağırıyordun, ben de hala şaşkınlık içindeyim, boşluktayım. Bu kadar bilgiyle yüklendim, ama hayat yine dışarıda eskisi gibi devam ediyor… Bu da ayrıca çok şaşırtıcı ve inanılmaz. 2007 yılının Ocak ayında bir kıyamet yaşamıştım. Kendimim adadığım “şey” birden bire çöktü, kendimi yanlız ve boşlukta hissettim. Etrafımdaki enerjiler değişti. O günlerdeki hislerim bunlardı. Sonra Tanrının Doğum Gününü okudum. Daha önce de görmüştüm ama bizim bilgilerimizin bu kitapta yazılanlardan daha üstün olduğunu düşündüğümden okumayı tercih etmemiştim. Okuduğumda çok yakın ve tanıdık geldi her şey. Daha önceki bildiklerimle örtüşen pek çok bilgi vardı içinde. Ama fazladan bir şey; özgür iradenin değerinin “sözde” değil “öz”de teslim edildiği bir anlayış… Tanrının sonsuz merhametini hissediş… Bilge ve hayatın tam ortasında olan bir Tanrıyla tanışma… Kendi yolumu kendimden başkasına emanet etmemeye kesin bir karar veriş… Levh-i Mahfuz’un da yarısını gözyaşları içinde okudum. İkinci yarısını ise şaşkınlıkla ve şükürle. Bu kitap gerçek bir devrim. Herkesin içine dahil olabileceği ve süreçte yer alabileceği bir devrim. Birlikte yaratmanın gücünü göreceğiz inşallah. İçindeki/içimizdeki Tanrıya şükürler olsun. Bizlere bu günleri görmeyi nasip etti. Hep kötülüklerin gözümüze sokulduğu günlerde, yaşadığımız dönemin güzelliklerini görebilmeyi nasip etti, kötülüklerden çıkan iyilikleri görebildik. Gönlüne, gücüne, yüreğine sağlık. Sevgiler…

 

http://www.tanrinindogumgunu.com/

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 


2/12/2009

E-KİTAP ve LEVH-İ MAHFUZ

Kategori: YASAM

 

Elektrikli kitaplar üzerine

Kitabı, kağıttan okuduğunuzda ekranların o tiz frekansıyla başınız nasıl olduğunu anlamadığınız şekilde şişmez. Gözleriniz bozulmaz. Manyetik dalgalarla retinanızı kavurmazsınız. Kağıttan 200 saatte okunacak birşeyin bilgisayar ekranının ışınlarının arasında en az 300-400 saat süreceğini de unutmayalım.

Tüm hayatı bilgisayarlı sistemlerle kurgulanmış biri olarak söylüyorum: Kitap, dokunduğunda hışırdayan şeydir. Kitabın kendi gövdesi, kendi dokusu vardır, insan okuduğu kitapla temas edebilmelidir. Kitap, bir bilgisayar dosyasından öte birşeydir. Yazdıklarıma matbaadan çıkmış birer kitap olarak ilk dokunduğumda hep hissettiğim birşeydir bu. Bir kitap, bir text dosyasından çok öte birşey. Dokunma duygusunun, görme duyusunu pekiştirdiğini ve idrakı hızlandırdığını düşünüyorum. Söz konusu olan, taramalık, ‘bir gecelik ilişki’ kitabıysa onu bilemem. Ben ‘evlenmelik’ kitaplardan bahsediyorum :)

Bu elektronik kitap konusu birkaç kere daha sorulmuştu. Hemen cevap vermek yerine, yaklaşık 2 senelik bir test süreci oluşturdum. Dünyada bu konunun gittiği yerleri gözledim. Harcamalar yaptım. Sonunda çok net bir karar vardım. Hayır…

Bu yaz tatile gittik malum. Sonunda bir tatile çıkabilmiş olmamız tüm yurtta, dış temsilciliklerde ve kuzey kıbrıs türk cumhuriyetinde kutlanacak noktaya gelmişti :)

Gittiğimiz yerde tonton bir amerikanyalı amca ile tanıştık. New York kütüphanesinin müdürüymüş. Emekli olmuş. Kitap aşığı. Oradaki masalardan birinde Tanrı’nın doğum günü’nü görünce, bana küçük bir nutuk çekti :) ‘Kitabın çok kalın’ dedi. Ve sonra bana, teknolojinin ne harika birşey olduğundan falan bahsetti :) Ben tabi, hiç bilmem teknoloci meknoloci tebessümle dinledim. ‘Sana ne göstereceğim diyerek çantasını açtı ve dünyada yeni yeni ortaya çıkan elektronik kitap okuma cihazlarından birini gösterdi. Siz Türkler geriden geliyorsunuz muhabbeti oldu biraz. Amca tonton olmakla birlikte hafiften de kibirliymiş, sonradan diğer amerikalılar söyledi. Bana elindeki avuç büyüklüğündeki elektronik kitap okuma aygıtını tanıtıyordu. Dinledim, dinledim ve hiçbirşey söylemeden Bahar’a bizim odanın anahtarını uzattım. Gözleriyle el değiştiren anahtarı takip ederken, nutuğuna devam ediyordu. Bahar geldi. Çantam da… Ben çantayı gülerek açtım ve nutuk şu cümleyle kesildi: ‘Oh my god!!’ :)  O avuçiçi kadar olan aletin aynı markasının birebir kitap ölçülerinde olan yeni modeliydi bizim çantadan çıkan :) ‘Ben Amerika’dan bugün geldim. Ben gelirken yoktu. Sen bunu nereden buldun!!?’ dedi. Haklıydı. Amerika’da henüz piyasaya çıkmamıştı :) İnternetten önsiparişle alan ilk kişilerden biriydim. Bunu bana sat dedi durdu sonra. Zor kurtardım cihazı. Hayatta vermem, milli mesele olmuş bi kere :)

Bu cihazlar geleceğin kitap devriminin başlangıcı olarak kabul ediliyor. Nedeni şu. Bilgisayar ekranının ışıma şekli, gerçek bir kitap okuma deneyimi yaşamana izin vermiyor. Tüplü monitör olsun, LCD olsun, LED ekran olsun çok fazla ışınlara maruz kalıyorsun. Gözlerin aşırı yoruluyor. Bu aletlerin özelliği ise, elektronik mürekkep denilen bir teknolojiyi kullanması. Siyah beyaz ekran. Aydınlatması yok. Işık yoksa lambayla okuyorsun. Ekran tekniği eski casio saatler gibi. Onun kare kare olmayanı. Wireless özelliği var. Oturduğun yerden kitap satın alıp, hop havadan transferle okuyabiliyorsun falan filan.

Elektronik kitap isteğinde bulunan dostumuz bu cihazdan edinebilir. 486 Dolar karşılığında. Gerçekten de gözleri yormuyor. Kitabın son okumalarını bu cihaz üzerinden yaptım ve yararını gördüm. Bilgisayara kıyasla arada korkunç fark var. Fakat size şunu söylemek isterim. Değil yerini tutmak, bunlar kitabın tırnağı bile olamaz. Hangi teknoloji çıkarsa çıksın, kitabın ömrü, dünyanın ömrü kadar. Kutsal ‘kitap’ların kerameti midir bilmiyorum. Geçersiz kitapların geri dönüşüme verilmesi koşuluyla, kağıttan kitaplara sonuna kadar evet diyorum.

Elektronik kitapların teknolojik, ciltli kitapların ilkel olduğu algısı da bir başka batıl inanç. Levh-i Mahfuz, 600 bin Euro’luk teknoloji harikası bir basım makinesinden çıktı. Kumbaramda 600 bin euro olduğuna ilk yapacağım iş o aletten almak. Muhteşem bişi. Hele kitabın kapağındaki o hologramik efekt. Baktığında kendini ve temsilî nuranı gösterebilmek için bilgisayar sektörünün hesaplarıma göre 10-15 yılı daha var.

Levh-i Mahfuz, A sınıfı, sıfır sarfiyatlı kitap :)

BuRAK özDEMİR

 

“Bu kitap “Binyılın Kur`an Tefsiri” ise neden sitenizde ücretsiz bir e-kitap’ı yok?”

E-kitapların ücretsiz olduğuna dair bir itikad mevcut toplumumuzda. Ve bu, batıl bir itikad. Ve evet, bu kitap ‘Binyılın Kur-an Tefsiri’.

Çok basit bir hesap yapalım hemen. En iyimser tahminle Levh-i Mahfuz’u çalışırken 200 saat zamana ihtiyacınızın olduğunu düşünelim. 200 saat diyorum, süpersonik bir zekâya sahip olduğunuzu varsayarak. (200 saatte bu kitabın içinden çıkacak süpersonik özelliklere şahsen ben sahip değilim.)

E-kitap, elektrikli kitap… Bir bilgisayarın saatte 200 watt elektrik harcadığını gözönüne alalım. 200 saat x 200 watt.  O ayki elektrik faturamızda 40 kilowatt’lık ekstra bir tutarın oluşması demektir bu. Bir kilowatt elektrik 0.25 kuruş… 200 saat elektrikli kitap okuma macerasının sadece elektriksel faturası o ay 10 lira’dır. Bu 10 lirayla siteden bir tane yasal Levh-i Mahfuz satın alabilir hayatınızın sonuna kadar istediğiniz milyon saat okuyabilirsiniz.

Sevgiyle

BuRAK özDEMİR

http://www.tanrinindogumgunu.com/

mektup@dogumgunu-kitapcisi.com

 


1/12/2009

PIRAMIT ENERJI AKTIVASYONU - 6 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

 

PIRAMIT ENERJI AKTIVASYONU

PYRAMID ENERGY ACTIVATION

6 aralik pazar gunu

saat 16:00 ile 17:30 arasinda

Piramit Enerji Aktivasyonu yapilacaktir.

Piramit enerji aktivasyonu oldukca guclu bir tekniktir ve bir cok konuda etkili olarak kullanilabilir. Ozellikle enerjiyi cok yukselten ve guclendiren bir etkisi vardir. Kullanimi cok genis bir alana yayilmistir.

Aktivasyonun faydalari;

Sifacilik yetenegini arttirmak

Yaptiginiz butun enerji calismalarinda enerjinin gucunu 10 kat yukseltmek

Arindirma ve temizleme

Aurayi cok guclu hale getirme

Ortamdaki negatif enerjileri temizleme, pozitif enerjiyi yukseltme

Suyu ve dogal taslari yuksek pozitif enerji ile yukleme

Chakralari temizleme

Sifa enerjisi gonderme

Nesneleri pozitif enerji ile yukleme

Guclu enerji alanlari olusturma

Negatif enerjilerden korunma

Yiyeceklerin enerji titresimini yukseltme

3.goz ve tepe chakrasini aktif hale getirme

Buyuk olaylari sifalandirma

Ve daha bir cok calisma

 

Egitimde Pyramid Matrix in kullanilmasi ogretilecektir.

Bu matrix ile sifa calismalarinizi cok daha etkili yapabilecek ve kendi enerji frekansinizi yukseltebileceksiniz. Eger yuksek frekansta enerjiler sizi rahatsiz ediyorsa bu aktivasyon katilmayiniz. Reiki masterlarin yada master olmak isteyenlerin mutlaka katilmalari gereken bir calismadir.

Piramit Terapi bilmeseniz bile bu calisma ile es deger fayda elde edebileceksiniz.

Calisma aktivasyon ve kullanim teknigini kapsar. Katilim icin on kosul herhangi bir sifa sistemi ile calisiyor olmaktir. Usui reiki, kundalini reiki, violet flame reiki gibi herhangi bir sifa enerjisi ile calisan insanlarin katilabilecegi bir sistemdir. 21 gun kurali yoktur.

Bu calismanin bir sene icinde tekrari planlanmamaktadir.

Egitimin ucreti 60 TL'dir.

Katilimci sayisi sinirli olacaktir.

Katilmak isteyenler isimlerini

info@reikiturk.com

 mail adresinden yazdirabilirler.

http://www.reikiturk.com/

info@reikiturk.com

 


1/12/2009

MELEK TERAPISI EGITIMI - 6 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

 

MELEK TERAPISI EGITIMI

6 aralik pazar gunu

Melek Terapisi Egitimi yapilacaktir.

Egitimde oncelikle Angelic Light isimli sisteme inisiye olacaksiniz.Sistemde 4 farkli inisiyasyon vardir.

3.goz uyumlamasi tepe chakrasi uyumlamasi,kalp chakrasi uyumlamasi ve melek uyumlamalari. Bu uyumlamalarda ilgili chakralarin melek enerjisi ile calisabilecek titresime getirilmesi amaclanir. 4 uyumlamanin hepsi birlikte yapilir.

Daha sonra Angelic light ile kendinize ve baskalarina sifa vermeyi ogreneceksiniz. Melek meditasyonlari ile kendinizi arindirmayi, pozitif enerjinizi artirmayi,melekleri hissetmeyi ve rehberlik almayi ogreneceksiniz.

Ayrica angelic Light sistemini ve diger melek enerjisi calismalarini yaparak kendinize baskalarina Melek Terapisi yapmayi ogreneceksiniz. Yani egitimde sadece Angelic Light sistemi ogretilmeyecektir, bu sistemin disinda yasaminizda genel sifalandirma icin temel melek terapisi teknikleri de ogretilecektir.

Egitim 2 farkli grupta yapilacaktir. Size en uygun grubu secerek katilim icin mail atabilirsiniz. Basvurdugunuz anda istediginiz sinifin katilimci sayisi uygun olursa, adini yazilacak ve gerekli bilgiler gonderilecektir.

10:00- 12:30 - 1.grup

13:00- 15:30 - 2.grup

Bu calismanin tekrari 6 ay olmayacaktir ve katilim icin herhangi bir on kosul yoktur. Ancak son inisiyasyonunuzun uzerinden 21 gun gecmediyse basvurmayiniz. (aktivasyon yada yetkilendirme alanlar basvurabilirler ancak son 21 gun icinde inisiyasyon alanlar basvuru yapamazlar.)

 egitimde katilimci sertifikasi verilecektir.

Egitimin ucreti 70 TL'dir.

Katilimci sayisi sinirli olacaktir.

Katilmak isteyenler isimlerini

info@reikiturk.com

 mail adresinden yazdirabilirler.

 


1/12/2009

ESKI SOZLESMELERI SILME AKTIVASYONLARI- 5 ARALIK 2009

Kategori: YASAM

 

 

5 aralik cumartesi gunu

yapilacak olan calismada

butun olumsuz ruhsal sozlesmelerin

temizlenmesi icin 3 tane aktivasyon verilecektir.

Her birimiz bazi ruhsal sozlesmelere sahibiz ve bunlarin bir kismini biz olusturduk, bazilari ise ruhsal anlamda sahip oldugumuz derin niteligi olan sozlesmelerdir. Bu sozlesmeler gecerli oldugu surece hayatimizi onemli olcude etkileyebilirler hatta istedigimiz seylere ulasmamizi engelleyebilirler. Ruhsal sozlesmede genelde kisinin bilincaltinin ikna olacagi sekilde kendisine soz vermesini gorebiliriz. Bu karari kabul eden bilincalti icin artik bunu uygulamak her kosulda gecerlidir. Bunun disinda bizim kontrolumuz disinda olusan ruhsal sozlesmelerde vardir. 10 tane bizi etkileyebilen spirituel ve bilincalti duzeyde sozlesmeden soz edebilir

Bunlar;

1- Baska insanlarla bilincsizce yaptigimiz sozlesmeler:

Bu kategoriye ornek vermek gerekirse, cocuk kucukken annesine bakar ve asla senden ayrilmayacagim anne der. Bunu cok icten ve inanarak soylemistir ve bu inancla artik ruhsal bir sozlesme yapmistir. Bu sozlesme buyudugu zaman evlenmesine, kendine ait bir yasam kurmasina, ozgurlesmesine engel olabilir. Bu sadece bir ornektir bunun gibi farkli insanlarla, farkli konularda bilincsizce ruhsal sozlesmeler yapmis olabilirsiniz.

2- Atalardan gelen ruhsal sozlesmeler:

Ozellikle bazi ailelerde bir olayin nesillerce tekrari gorulmektedir. Ailedeki kadinlarin mutsuz evliligi, belli bir hastaliktan olumler, ailenin belli sorunlari nesillerde surekli yasamasi gibi. Bu bir ailenin sahip oldugu ruhsal sozlesmenin nesilden nesile aktarilmasi ile ilgilidir. Bu durum degistirilmedikce hayatinizi etkileyebilir ve ayni sorunlarla siz de yuzlesmek zorunda kalabilirsiniz.

3- Duygusal iliskilerle ilgili ruhsal sozlesmeler:

Ozellikle kisi yasaminin bir doneminde bir insani her zaman sevmeye yada bagli kalmaya dair kendi kendisi ile ruhsal bir sozlesme yapmis olabilir. Bu sozlesmeler cogu zaman farkinda olmadan yapilir ve kisinin bir anlamda baglilik yemini etmesiyle baslar. Daha sonra bu kisi ile ayrilabilir ama ruhsal sozlesme iptal edilmedigi surece varligini koruyacaktir. Bu durumdaki kisi yeni bir iliski kurmak, evlenmek, baska biri ile mutlu olmak konularinda sorunlar yasar. Ozellikle yeni bir iliskide hersey iyi giderken aniden sorunlarin cikmasi, nedensiz ayriliklar ve kiside yada karsi tarafta nedensiz sogumalar cok sik gorulur. Eski ruhsal sozlesme iptal edilmeden kisinin duygusal hayatta mutlu olmasi cok zor olacaktir.

4- Eski isteklerle ilgili sozlesmeler:

Hayatinizin bir doneminde bir seyi cok istediyseniz ve bununla ilgili kararlar verdiyseniz, bilincli calismalar yaptiysaniz yada sadece yogun bir istek enerjisi urettiyseniz bu istediginizle celisen diger isteklerinize ulasmaniz cok zor olacaktir. Buna soyle bir ornek verebiliriz, bir arsa almak ve uzerine ev yapmak isteyen bir insan dusunelim. Bu arsayi almistir ama daha sonra uzerine ev yapamadan satmak zorunda kalmistir. Ancak arsasina bir turlu alici cikmamaktadir. Arsasini satmak icin her turlu calismayi yapabilir ama bu konudaki sozlesmesi arsanin uzerine ev yapmak oldugu icin, bu evi yapmadan satisi cok zor olacaktir. Elbette her istedigimiz ruhsal bir sozlesme sayilamaz. Ama bir seyi gercekten cok istediyseniz, bilincsizce bununla ilgili bir ruhsal sozlesme yapmis olabilirsiniz. Bunu iptal etmeden bu istekle celisen diger isteklerinizin olusmasini engelleyebilirsiniz. Bu durumda bu sozlesmelerin ortadan kaldirilmasi gereklidir.

5- Auradaki ruhsa sozlesmeler:

Bu sozlesmeler auramizin ozellikle zihinsel ve duygusal alanlarinda enerji blokaji olarak olarak kendilerini gosterirler. Herhangi bir ruhsal sozlesmeyi yok ettikten sonra, auradaki etkilerini de temizlemek gereklidir. Eger bu islem yapilmiyorsa sozlesme yok edillmis bile olsa, enerjetik olarak kisiyi etkilemeye devam edecektir. Tum ruhsal sozlesmelerin aurada enerjilerinin bulundugunu dusunursek auradaki ruhsal sozlesme enerjilerinin temizlenmesinin onemini anlayabiliriz.

6-  Eski ve negatif inanclarla ilgili sozlesmeler:

Su anda sahip olmasaniz bile eskiden sahip oldugunuz bazi inanclari ruhsal bir sozlesme haline getirmis olabilirsiniz. Ornegin bir yasam doneminizde; butun erkekler yada butun kadinlar kotudur, param olmasa da olur, asla iyi bir is bulamayacagim gibi herhangi sinirlayici bir inanc siz farkina varmadan ruhsal bir sozlesmeye donusmus olabilir. Burada bilincaltindaki hatali kayit ile ruhsal sozlesme farkli kavramlardir. Ruhsal sozlesme artik sizin icin kesinlesmis ve omrunuzun sonuna kadar korunmasi gerektigine inanilan bir kavramdir ve klasik bilincalti temizligi ile bunlardan kurtulmaniz cok zordur. Eger eski bir patern, ruhsal bir sozlesmeye donusmusse bundan kurtulmak icin mutlaka ozel bir temizlik yapmaniz gerekecektir.

7- Astrolojik etkilerden kaynaklanan ruhsal sozlesmeler:

Bu alan kisinin iradesinin cok disindadir, kisinin dogdugu anda kozmik olarak acilimlari bazi ruhsal sozlesmeleri beraberinde getirmis olabilir. Bunlarin negatif etkisi olanlarinin temizlenmesi gereklidir.

Bu 7 tanenin disinda;

Karmik Sozlesmeler

Karmik Iliski Sozlesmeleri

Derin Ruhsal Sozlesmeler  

olmak uzere 3 farkli ruhsal sozlesme daha vardir. Bunlarin da mutlaka temizlenmeleri gereklidir.

5 aralik cumartesi gunu yapilacak olan calismada butun olumsuz ruhsal sozlesmelerin temizlenmesi icin 3 tane aktivasyon verilecektir.

Bunlar sirasiyla;

Spirituel Sozlesmeleri Silme Aktivasyonu

Karmik Sozlesmeleri Silme Aktivasyonu

Enerji Sozlesmelerini Silme Aktivasyonu

Bu 3 tane aktivasyon yukaridaki her durum icin etkilidir ve kullanimlari cok kolaydir. Isteyen herkes bu calismaya katilabilir. Aktivasyon yapilacagi icin, onceden reiki bilmek gerekli degildir ve 21 gun kurali yoktur. Aktivasyonlarin kullanimi oldukca kolaydir ve aktivasyon kullanma teknikleri calismada ogretilecektir. Bu 3 aktivasyon ayni anda alinacaktir ve yukaridaki butun sozlesmelerin iptal edilmesi icin bunlari kullanmak yeterlidir. Bir cok insanin kendisini baglayan ve olumsuz etkileyen ruhsal sozlesmeleri oldugu icin bu calismaya herkesin katilmasi uygundur.

Calisma cumartesi gunu

saat 15:00 ile 17:00 arasinda yapilacaktir.

Bu calismanin tekrari 1 sene planlanmamaktadir.

Egitimin ucreti 80 TL'dir.

Calismaya reiki egitimi olmayanlarda katilabilir.

Calismanin yeri Istanbul- Kadikoy'dur.

Egitime katilmak icin isim-soyisim ve cep telefonunuzu yazarak

 info@reikiturk.com

 mail adresine mail atabilirsiniz.

Basvurdugunuz anda, katilimci sayisi uygun olursa adiniz yazilacak ve gerekli bilgiler gonderilecektir.

 

 


1/12/2009

SPIRITUEL HEDIYELER HAZIRLAMA - aktivasyon ve WORKSHOP - 5 ARALI

Kategori: YASAM

 

SPIRITUEL HEDIYELER HAZIRLAMA

 AKTIVASYON VE WORKSHOP

5 aralik cumartesi gunu

 son derece keyifli bir egitim yapilacaktir.

Egitim workshop niteligindedir

ancak ogrendiklerinizi kolay uygulamaniz icin

bir aktivasyonu da icermektedir.

Bu egitim temelini samanlarin kullandigi dogum gunu ruhsal hediye gonderme tekniginden almakla birlikte bundan daha genis bir alani kapsamaktadir. Cunku dogum gunu sembolu ile ruhsal hediye gondermek sadece dogum gunlerinde yapilabilir, ancak bu aktivasyonla birlikte bu her zaman mumkundur. Sonuclari ise samanik sisteme gore daha sasirtici olabilmektedir. Ayrica samanik sistemde hediyenin mahiyetini secememekteyiz oysa bu calismada baskalarina gondereceginiz hediyenin mahiyetini secme sansiniz vardir. Bu sistemde kendiniz icin de ruhsal hediyeler hazirlayabileceksiniz.

Ruhsal hediye herhangi bir enerjiyi kisiye belli bir amacla bir hediye olarak yonlendirmeniz demektir.  Ayrica kisiye ayni anda birden fazla ruhsal hediye gonderebilirsiniz.  Kisi gercekten ihtiyaci oldugunda ya da bunun icin hazir oldugunda ruhsal enerjinizi alacaktir. Ayni sekilde kendiniz icin de ruhsal hediyeler hazirlayabilirsiniz. Ayrica geri donus yasasi geregi, evrene gonderilen pozitif enerjilerin 10 kat guclu olarak gonderen kisiye geri dondugunu dusunursek gondereceginiz her pozitif enerjinin size cok onemli faydalari olacaktir.

Egitime katilanlara

Spiritual Gifts Activation verilecektir.

Bu aktivasyon ruhsal hediyeler hazirlamanizi kolaylastirmak icindir ve son derece etkili bir aktivasyondur .

Workshopda ise asagidaki konular ogretilecektir.

- Dogru ruhsal hediyeyi secme

- Ruhsal Hediye tasarimi

- Ruhsal hediyeyi dogru zamanda gonderme

- Olasi sonuclari ve etkileri

 

Calismanin Faydalari;

1- Sevdiklerinize sans, basari, mutluluk, korunma, huzur, sevgi, keyif, arinma, konsantrasyon, kendine guven ve zihinsel yetenekleri kullanma gibi konularda ruhsal hediyeler gonderebileceksiniz.

2- Kendinize de yukaridaki konularda yada baska alanlarda ruhsal hediyeler gonderebileceksiniz.

3- Baska insanlara gonderdiginiz guzel pozitif enerjiler size hayatinizda daha buyuk hediyeler olarak geri donecektir.

4- Yeni yil oncesi sevdiklerinize gonderebileceginiz hediyeler, vereceginiz maddi hediyelerden daha degerli olacaktir. 2010 senesi icin hediyeler hazirlayacak ve gondereceksiniz.

5- Karsinizdaki insanin neye ihtiyaci oldugunu bilmiyorsaniz da buna uygun ruhsal hediyeler gonderebileceksiniz. Ayni sekilde neye ihtiyaciniz oldugunu bilmiyorsaniz, buna uygun sekilde kendinize ruhsal hediyeler hazirlayabileceksiniz.

6- Farkindalik, inanc gelistirme, travmalari temizleme, enerji baglarini temizleme, duygusal saglik gibi konularlarda da ruhsal hediyeler hazirlayabileceksiniz. Ancak bunlari karsinizdaki insan hazir olunca kabul edecektir.

 

Kisisel Bilgi:

Ruhsal hediye hazirlama ile ilgili kisisel bir deneyimimi anlatmak istiyorum. Bir akrabamin isiyle ilgili sorunlari vardi ve bir yeni yil oncesi refah ve basari icin bir ruhsal hediye gondermistim. Bunu ona soylemedim ve bir hafta sonra yeni bir is teklifi aldigini ve calismaya baslayacagini duydum. Bunun arkasindan bir ay sonra hic dusunmedigim bir sekilde 2 farkli yerden ilginc is teklifleri aldim. Evrendeki geri donus yasasi her zamanki gibi islemisti ve baska bir insanin hayatini sifalandirmak icin yaptigim bir calisma bana fazlasiyla geri donmustu. Bu sistemi kendime hediyeler hazirlamak icin cok az kullandim, baska insanlar icin calismanin benim hayatima her zaman iyi ve guzel seyleri cektigini gordum. Kendime daha cok guzel bir surpriz icin ruhsal hediye hazirliyorum ve bu sistemin surprizli tarafini seviyorum.  B.Ozcan Demir

OZEL HEDIYE:

Bu calismaya katilan herkese onceden surpriz ruhsal bir hediye tasarlanacaktir. Hangi alanda oldugunu ise gelince ogreneceksiniz.

Calisma cumartesi gunu 2 farkli grupla yapilacaktir.

Size en uygun grubu secerek katilim icin

info@reikiturk.com

mail atabilirsiniz. Basvurdugunuz anda istediginiz sinifin katilimci sayisi uygun olursa, adini yazilacak ve gerekli bilgiler gonderilecektir.

Calisma gruplari

10:00 - 12:00 - 1.grup

12:30- 14:30 - 2.grup

Bu calismanin tekrari 1 sene planlanmamaktadir.

 Egitimin ucreti 80 TL'dir.

Calismaya reiki egitimi olmayanlarda katilabilir.

Calismanin yeri Istanbul- Kadikoy'dur.

Egitime katilmak icin isim-soyisim ve cep telefonunuzu yazarak info@reikiturk.com

 mail adresine mail atabilirsiniz.


« Önceki
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Siteni Ekle Hit Kazan