oku ve yaz

3/7/2009

ATATÜRK'ün son sözleri ...

Kategori: YASAM

 
Atatürk’ün Son Sözleri


Her insanın karşılaşacağı ölüm gerçeğinin

son saniyeleri geldiğinde,

o sırada yanında bulunanlardan

Dr. Neşet Ömer bey

“Dilinizi göreyim efendim. Lütfen dilinizi dışarıya doğru çıkartın”

diye telaşlanırken,

Atatürk, Dr. Neşet Ömer beye bakarak

“VE ALEYKÜMÜSSELAM” diyerek gözlerini kapatmıştır.

(Kılıç Ali’nin Anıları Sh 659. Hulusi TURGUT)


Peki,

o sırada Atatürk’ün yanında bulunanlar

 telaş ve çaresizlik içerisinde kıvranırlarken

ve hiç gereği yokken Atatürk’ün

“VE ALEYKÜMÜSSELAM”

demesinin anlamı ne olabilir

 diye bir soru akla gelebilir.

Böyle bir sorunun yanıtını

 Kur’an ayetlerinden öğrenelim.

İşte Kur’an’ın söyledikleri:


“Rabbimiz Allah’tır” dedikten sonra dosdoğru yolu izleyenlerin ölümleri anında melekler yanlarına gelirler: ‘Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin. Dünya yaşamında da, ahiret yaşamında da biz sizin dostunuzuz. Cennet’te canınızın çektiği ve istediğiniz her şey, esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın bir ikramı olarak size sunulur’ diye kulaklarına fısıldarlar.”

(Fussilet Suresi 30,31,32)


“ İyiliklerini içeren kitabı sağ tarafından verileceklere, melekler: ‘SELAMÜN ALEYKE’ derler.”

(Vakıa Suresi 90,91)


İşte Atatürk’ün son sözünün ne anlama geldiğini anlamak isteyen ve istemeyenler için gerçek bir kanıt. Aslında Atatürk, hiçbir zaman açtığı çağın getireceği, sayısız siyasal, ekonomik, toplumsal ve dinsel sorunları kesin bir şekilde çözmüş olmak iddiasında bulunmamıştır.


O,

bizlere, çağdaş dünya koşullarında,

gelecekte neler yapmamız gerektiğinin

yöntemini” bir “miras” olarak bırakıp gitmiştir.

Bu mirasın 80 yıl öncesine değin bugünlere gelişi, konumuzu “Atatürk’ün dini nasıl anladığı” konusu etrafında yoğunlaştırarak izleyişimizin bize öğrettikleri, bu koşulları altında olmasa da, inanıyorum ki, gelecekte özel bir anlamı olacaktır.”

3/7/2009

AF ETMEK... KENDİNİZİ ÖZGÜRLEŞTİRİN...

Kategori: YASAM




 

AF ETMEK. ...! ( HADİ ÖZGÜRLEŞELİM )

 

Aslında ruhumuzu özgürleştirmenin ilk adımıdır

AF ETMEK .

Özgür bir ruh, öfkeden, üzüntüden, suçluluktan, intikam duygusundan, kendini kötü hissetmeden, birilerinin canını yakma duygusundan ve her türlü olumsuz düşünmeden uzak olur.

Kendimizden yada etrafımızdan bu yaşımıza kadar en az,

bir kez duyduğumuz bir cümle vardır,

 “ ASLA AFFETMEYECEĞİM “.

 

Bu cümleyi kullanan kişi,

aslında kendi kendisini cezalandırır böyle demekle.

Bu cümleyi kullanarak ,öfke ,

 suçluluk,kin,korku,nefret,kızgınlık gibi

bir çok olumsuz duyguyu bir kaya haline ,

bir duvar haline getirerek.

 

Aslında kendi mutluluğumuzun,

yarınlarımızla ilgili hayallerimizin

ve umutlarımızın önüne set çekiyoruz.

 

Af etmenin bir güçsüzlük şekli olduğunu söylemek ,

kendimize yapa bileceğimiz büyük yanlışlardan biri olacaktır.

Şimdi tüm okurlarımdan şu çalışmayı denemelerini isteyeceğim. Karşılıksız olarak , bu güne kadar affedemediğiniz birisini, bu yazıyı okuduktan sonra af etmenizi. Bunu yaparken de hiç kimsenin sizi onaylamasını yada yargılamasını beklemeden yapmanızı . En azından bunu bir denemenizi istiyorum.

Bakın sonrası ne kadar büyük bir rahatlık hissedeceksiniz .

Omuzlarınızdan büyük bir yük kalkacak.

Yaşayacağınız Ruhsal rahatlık,

( bir af bile) etrafınızda kendinize çektiğiniz seti,

duvarı daha bir geçilebilir,

aşılabilir hale getirerek size geri dönüşü de;

mutluluk, yaşamı sevme,

daha çok olumlu düşünme,

sıkıntılarınızı aşa bilecek çözümler üretme imkanları gibi

bir çok farklı şekilde olacaktır.

Çünkü sizin evrene gönderdiğiniz o muhteşem duygu

( af etme )

evrenin , size karşı Bumerang Yasasını

uygulaması ile sonuçlanacaktır.

 

Peki nasıl olacak bu iş diyorsanız; bunun bir çok yöntemi vardır.

Reiki, EFT, Hipnoz, Meditasyon vs.

Ben şimdi “ Af etme” konusunda yanınızda hiçbir uzman bulunmadan sadece kendi kendinize de yapa bileceğiniz bir yol anlatacağım.

 

AFFETME MEDİTASYONU     

denilen bu çalışma için, gereken şeyler.

Kişinin bunu istemesi, bu işi yapacağı ve rahatsız edilmeyeceği bir ortam. Bu meditasyona odaklanmanızı kolaylaştıracak bir müzik ( müziğin sözsüz olmasını öneriyorum) ve rahat kıyafetler. Hepsi bu.

ÇALIŞMAMIZA; Meditasyon pozisyonu alınıp, kendimizi çok rahat bir ortamda imgeliyerek başlıyoruz. Sessizlik içinde müziğimizi dinlerken diyafram nefesleri alarak önce rahatlanma sağlanır. Bundan emin olduktan sonra , kendimizi imgelediğimiz o rahat ortama ( bu ortam herkes için kendine özel olmalı) af etmek istediğimiz kişiyi oturtuyoruz. Uzun uzun onun gözlerine bakıp sonra ona neden kızdığımızı ve bunca zamandır neden onu affedemediğimizi anlatıyoruz. Bu duyguyu tamamen boşalttıktan sonra.

Onun kendisini savunmasına izin veriyoruz. Bu süre içinde mümkünse hep karşımızda ki kişinin gözlerine bakıyoruz. Savunmayı sonuna kadar dinleyip sonra ona şunları söylüyoruz.

* BEN SENİ AF ETMEYE NİYET ETTİM

* BEN SENİ ŞUANDA AF ETMEYİ KABUL EDİYORUM

* SENİNLE YAŞADIĞIM HER ŞEYİ OLDUĞU GİBİ KABUL EDİYORUM

* SENİNLE YAŞADIĞIM HER ŞEYİN BENİM YÜKSEK HAYRIMA OLDUĞUNU KABUL EDİYORUM

* BU DÜNYADA BENİM OYUN ARKADAŞIM OLDUĞUNU KABUL EDİYORUM

* BU YOLDA SENİ SEVGİYLE BIRAKIYORUM

* SENİ SEVGİYLE BIRAKMAYI SEÇİYORUM,

* KENDİMİ SENDEN ÖZGÜRLEŞTİRMEYİ SEÇİYORUM

* SENİ AF EDİYORUM, KENDİMİ AF EDİYORUM

Bu olumlamalardan sonra karşınızda ki kişinin üzerine pembe renk bir bulut gönderin ve o bulutun içinde , o kişiyi size teşekkür eden, gülen gözlerle imgeleyin. Ona sarılın ve meditasyonunuzu sonlandırın.

Unutmayın sevgili okurlarım ;

“ geçmişini af etmeyen, geleceğini kuramaz” .

 Af etmek kendi yükümüzden kurtulmaktır.

Ruhsal arınma , af etmekle başlar.

Sevgi ve ışıkla kalın.

04  Nisan 2009

Fahriye

http://www.fahriyekoc.com/yazilar.asp?id=50

 

 

22/6/2009

MERAK EDENLERE 28 EKİM 2011

Kategori: YASAM



MERAK EDENLERE  28 EKİM 2011

 

Bu perspektiften bakıldığında görüyoruz ki

döngüsel dönüşümlerin sonuna

ve evrenin en yüksek kuantum seviyesine yaklaşıyoruz.

Bu durumda mantıken yaşadığımız

ekonomik düşüş takvimin

daha önce ki Gecelerinde yaşadığımız gibi

sadece bir “durgunluk”

veya “geri çekilme” olmayacaktır.

Bu gerileme aslında

ekonominin döngülerinin sonunun başlangıcıdır.

Maya takviminin zaman döngülerini incelediğimizde

ve Gecelerde ki ekonomik daralmaları

göz önüne aldığımızda,

ekonomik döngülerin

nasıl sona ereceğine dair bazı tahminler yapabiliriz.

Büyüme ekonomisini

aşağı çeken ilk dalga

Beşinci Gece ile geldi ve büyümede,

borsa değerlerinde

ani bir düşüşe yol açtığı gibi

işten çıkarılmalar ve hacizler arttı.

Biz şu anda böylesi Geceler arasındayız,

Altıncı Gündüzde  aynı süreçler

daha yavaş bir hızda devam ediyor

ve hatta geçici olarak tersine dönebilir.

 

Altıncı Gecenin başladığı tarih olan

8 Kasım 2009’a doğru

ekonomik gerilemenin güçlenmesini

ve Amerikan Dolarının çökmesini

ve buna bağlı olarak dünyada kurulu

para sisteminin çöküşünü bekleyebiliriz.

Pek çok olay böylesi bir etkinliği tetikleyebilir

ama önemli olan bunu ne tetiklerse tetiklesin,

kaldı ki bu bir politik olay olabilir,

sonuçta Altıncı Gecenin enerjisinin

bir sonucu olacaktır.

Aklıma gelmişken bu Altıncı Gündüzün

ikinci yarısında ki

yeniden doğuş enerjisinin

neden bu kadar önemli olduğunu da açıklamaktadır.

Böylesi bir çöküşün ne anlama geleceğini

ancak hayal edebiliriz

ancak sanıyorum herkes

bunun günlük hayatlarımıza yansımasının

çok güçlü olacağı konusunda hemfikirdir.

Zorlukların çok fazla gelmesinden dolayı

pek çok insanın

Yaratılışa inancını kaybetmesi

veya cezalandırıldığımızı düşünmesi

sözkonusu olabilir.

Ben buna farklı bakıyorum:

Galaktik Altdünya’nın bilinci

gezegen için önceden planlanan

bir koruma mekanizmasını

uygulamaya koyuyor

ve öncelikle büyümeyi durduruyor,

tıpkı bir kanser doktorunun

bir iyileşme olmadan önce

yapması gerektiği gibi.

Şimdi belki fark ettiğiniz üzere

Maya takviminin son tarihi tartışması

önemli bir konu haline geliyor

çünkü gelecekle

nasıl bağımızı kuracağımız buna dayanıyor.

Bu ne saç yoldurtan türden

akademik bir tartışma

ne de sorumsuz bir Yeni Çağ fantezisidir.

Kanıt temelli Maya son tarihi olan

28 Ekim 2011’i savunanlar,

aslında Altıncı Gece ile gelecek olan

daha derin bir ekonomik kriz için

insanların hazırlık yapmasını öğütlüyorlar.

21 Aralık 2012 hakkında konuşanlar ise

mantıkları ile tutarlı bir şekilde

gelecekte ki bu fantezi sahnesine

yansıtma yapmaya devam ediyorlar.

Bu kişilerin aslında söyledikleri şey şu:

 “Kendinizi şimdi

Yeni Dünya için hazırlamayın!

 21 Aralık 2012’de

değişim gelene kadar bekleyin!”.

 Çünkü onlar bu tarihten önce ki

kuantum sıçramalarının farkında değiller.

Son tarihi tam olarak bilmek

insanlar için son derece büyük bir öneme sahip

çünkü bu şimdiki anda

hangi kuantum sıçramasını yaşamakta olduğumuzu

bilmenin tek yoludur.

21 Aralık, 2012 tarihini savunanlar

basitçe modaya ayak uydurup

 kendilerini öne çıkarma çabasındalar

(ve bir takım ürünler satma peşindeler).

Bence artık bu kişilerin yaptıklarından dolayı

başkaları için nasıl bir sorumluluk taşıdıklarını

fark etmeleri gereken zaman geldi.

Büyük ihtimalle bu yüzden

Maya takvimi ve 21 Aralık 2012 tarihi ile ilgili çekilen

ve kesinlikle insanların kafasını karıştırmak için yapılan

ilk Hollywood filmi

Kasım 2009’ta gösterime girecek,

yani Altıncı Gece başladığında.

Sonrasında hâkim olan medya

21 Aralık 2012 tarihini

gerçeği çarpıtmak için kullanacak

ve elbette ki bu oyuna katılmak isteyenler olacak.

Bu durumda Maya takvimini

onunla uyumlanmayı imkânsız kılan

geç bir tarihe yansıtmanın

kimin işine yaradığını görmek oldukça kolaydır.

 

Kurulu olan uluslararası para sistemi

Altıncı Gecede çöktüğünde

gidilebilecek iki yol olacak.

Birinci yolda bankalar,

kâr ve büyümenin olmadığı

sokakta ki insanın organize ettiği

yeni bir ekonomiye geçilecek

ve bu yenidünyada

hâkimiyetin yeri olmayacak.

Uluslar arası para sisteminin çöküşü

özellikle de tüm borçların

donmasına yol açacağından

gerçekten tamamıyla eşitçi,

gönüllü ortaklaşmaya dayalı

ve açgözlülüğün dünyayı yok etmeyeceği

bir dünyayı yaratma potansiyelini taşıyor.

Bu tabii ki bir azınlığın kârı için

organize edilmiş

 ve insanların ihtiyacındansa

soyut değerlere yönelinen

bir banka ve para sistemini dışarıda bırakıyor.

 

Yine de evrensel plana göre böylesi bir Yeni Dünya’nın uygulamaya konmasının dirençle karşılaşmamasını beklemek çok naifçe olur diye düşünüyorum. Bazı insanlar diğerleri üzerinde kurdukları güçlere tutunmak isteyeceklerdir.

Pek çok kişi için

mevcut olan

insanın insana hâkimiyeti düzeninin

düşüşü şoke edici olacaktır,

çünkü bu alışageldikleri güven içinde

yaşanan bir dünya deneyimini bozacaktır.

Bankacılar,

hükümetler,

medya kuruluşları

ve dünya çapında hüküm süren kurumlar

 tek bir yeni dünya para birimi

oluşturmaya çalışacak

ve egemenliklerini sürdürmeye çalışacaklardır

ve buna da çok iyi hazırlanmış olduklarını düşünüyorum.

Bilhassa insanlar

kanıta dayalı Maya takviminin farkında değillerse

ve bu zor dönemin

yeni bir dünya yaratmak için

gerekli sürecin bir parçası olduğunu görmezlerse

bu durum gerçek olacaktır.

 

Ancak ben yaklaşan

Evrensel Altdünyanın

yeni bir birlik bilinci getireceğini

ve sırf varoluşun mutluluğunun

ve var olan her şeyi

olduğu gibi kabul ederek

sevgi ve şefkat duyma halinin

geleceğine ikna oldum.

Yani belki her şey

eski ekonomi açısından

 “daha iyi” olmayacak,

ancak hayat daha eğlenceli olacak

çünkü daha yeni bir bilinç seviyesi sayesinde

dünyanın farklı bir şekilde algılanması

mümkün olacaktır.

Bu yüzden önümüzde ki yıllarda gerçekleşecek,

görünüşte çelişkili görünen gelişmelerin

kafa karışıklığı bizleri bekliyor.

Buna hazırlığın kritik bir parçası ise

en azından insanlara

evrimin ritmini isabetli bir şekilde gösterecek olan

ve 28 Ekim 2011’de biten,

kanıta dayalı Maya takvimi bilgisidir.

 

Bu yüzden önümüzde ki dönem için

ortaya çıkan vizyon ne

 dünyanın sona ereceği

ne de

 hepimizin mutlu şekilde uçacağıdır".

Bunun yerine biz

geleceği anlamak için elimizde ki

en iyi delillere dayanan

oldukça karmaşık bir senaryo görüyoruz.

Bunun Vahiyler Kitabında anlatılan

“Yeni Kudüsün” zorlu doğum senaryosu ile

çok benzerliği vardır.

 

Bu kitapta anlatıldığı gibi

Yeni Dünya herkes için değildir

 ve ona tahammül edebilmek için

kişinin kesinlikle manevi güce

ve bütünlüğe ihtiyacı vardır.

Bu tartışmaya

dini bir hava katmak istemiyorum

ama kesin olan bir şey var ki

bu yeni dünyaya adım atmak isteyen herkes

samimi bir şekilde hakikati aramalı

ve basite kaçan açıklamalardan kaçınmalıdır.

 
alıntı
derki.com

16/6/2009

ÖZÜR DİLERİM , SENİ SEVİYORUM...

Kategori: YASAM



ÖZÜR DİLERİM , SENİ SEVİYORUM...

Hayatındaki herhangi bir şeyi

değiştirmek istediğinde

bakacağın tek bir yer var:

kendi için.

 

2 yıl önce, Hawaii’de, bir koğuş dolusu akıl hastası suçluyu onları hiç görmeden tedavi eden bir terapist olduğunu duymuştum. Terapist, hastaların dosyalarını incelemiş ve sonrasında kendisinin bu kişilerin hastalıklarını nasıl yarattığını görmek için kendi içine bakmış. Kendisi geliştikçe, hastalar da gelişme göstermiş.

Bu hikayeyi ilk duyduğumda bunun bir şehir efsanesi olduğunu düşünmüştüm.

Biri, kendini iyileştirerek

başkalarını nasıl iyileştirebilirdi ki?

Bu kişi bilge bir kişi olsa bile

akıl hastası suçluları nasıl iyileştirebilirdi?

Anlamamıştım. Mantıksızdı. Ve hikâyeyi unutup gittim.

Ta ki hikayeyi bir yol sonra yeniden duyana kadar. Terapistin ho’oponopono adında bir Hawaii iyileştirme yöntemi kullandığını duydum. Daha önce bu yöntemi duymamıştım. Hikayeyi yeniden unutup gitmek istemiyordum. Anlatılanlar tümüyle doğruysa, hakkında daha fazla şey öğrenmeliydim.

 

Şu ana kadar “sorumluluk” kelimesinin anlamını, yaptıklarımdan ve düşündüklerimden sorumlu olduğum şeklinde anlardım. Daha ötesinden değil. Ve çoğu insanın da böyle düşündüğünü sanıyorum. Biz yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarının yaptıklarından değil. Birçok akıl hastasını iyileştiren Hawaiili terapist bana sorumluluğun ne demek olduğu konusunda yeni bir bakış açısı kazandırdı.

 

Adı Dr. Ihaleakala Hew Len. İlk telefon görüşmemiz yaklaşık bir saat sürdü. Ona hikayenin tamamını bana anlatıp anlatamayacağını sordum. Hawaii Eyalet Hastanesi’nde dört sene boyunca çalıştığını söyledi...

Akıl hastası suçluların bulunduğu koğuş oldukça tehlikeliymiş. Terapistler bir ay içinde istifa ediyorlarmış. Hastane personeli sıkça hastalık izni alıyormuş ya da istifa ediyormuş. Hastalar tarafından saldırıya uğrama korkusundan dolayı, koğuşta sırtlarını duvara çevirerek yürüyorlarmış. Kısacası burası yaşamak, çalışmak ya da ziyaret etmek için hoş bir yer değilmiş.

Dr. Len bana hastaları hiç görmediğini anlattı.

 Ofisinde oturup hastaların dosyalarını incelemiş.

Hastaların dosyalarına bakarken kendi üzerinde çalışmış.

Ve kendi üzerinde çalıştıkça hastalar iyileşmeye başlamış.

 

“Birkaç ay sonra, daha önceden ellerli kelepçeli dolaşan hastalara serbestçe dolaşmaları için izin verilmeye başlandı,” dedi bana. “Ağır ilaç tedavilerine maruz kalan hastalar ilaç tedavilerini bıraktılar. Serbest bırakılmaları konusunda hiç ihtimal olmayanlar serbest kaldı.”

Şaşkınlık içindeydim.

“Sadece bu kadar değil,” diye devam etti. “Ve personel işe gelmekten hoşlanmaya başladı. İşe gelmeme ve sıkça olan işten ayrılmalar bitti. Personel ihtiyaçtan daha fazla sayıda olmaya başladı, çünkü hastalar serbest bırakılıyordu. Personelin yapacak bir işi kalmamıştı. Bugün, bu koğuş kapalı.”

Ve işte en önemli soru:

Bu insanların değişimine sebep olacak ne yaptın?”

Onları yaratan kendi parçamı iyileştirdim sadece,” dedi.

Anlamadım.

Dr. Len hayatından sorumlu olmanın,

hayatındaki her şeyden

 sorumlu olmak olduğunu söyledi

 –aslında basit, çünkü her şey senin hayatında oluyor.

Tam manasıyla,

tüm dünya senin yaratımın.

Hmmm... Kolay sindirilebilir bir şey değil.

 

Söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmakla, hayatındaki tüm insanların söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmak farklıdır.

Gerçek şu ki eğer hayatının sorumluluğunu alıyorsan hayatında gördüğün, işittiğin, tattığın, dokunduğun ya da herhangi bir şekilde deneyimlediğin her şey senin sorumluluğun altındadır.

 

Çünkü hepsi senin hayatında olmaktadır.

Terör eylemleri,

 ülke yöneticileri,

 ülkenin mali durumu

ve hoşuna gitmeyen diğer şeyler,

hepsi şifalanmak üzere sana geliyor.

Onlar aslında yoklar.

Onlar sadece iç dünyanın birer yansıması.

Sorun onlarda değil, sende.

 

Onları değiştirmek istiyorsan,

kendini değiştirmelisin.

 

Bunu kabul etmeyi ve hayata geçirmeyi bir kenara bırak, kavramak bile kolay değil; biliyorum.

Suçlamak sorumluluk almaktan kolaydır. Fakat Dr. Len’le konuştukça onun kendisini nasıl iyileştirdiğini ve ho’opnopono yönteminin kendini sevmek anlamına geldiğini kavramaya başladım.

Hayatının gelişmesini istiyorsan,

onu iyileştirmelisin.

Eğer birini iyileştirmek istiyorsan

 -akıl hastası bir suçlu bile olabilir bu-

bunu ancak kendini iyileştirerek yapabilirsin.

Dr. Len’e kendisini nasıl iyileştirdiğini sordum.

 Hastaların dosyalarına bakarken ne yapmıştı?

Sadece, tekrar ve tekrar

 ‘özür dilerim’

ve ‘seni seviyorum’

dedim,” dedi.

Bu kadar mı?

Bu kadar.

 

Sonuç olarak,

kendini sevmek

kendini geliştirmenin en önemli yoludur

ve kendini geliştirdikçe dünyan gelişir.

Hayatındaki herhangi bir şeyi

değiştirmek istediğinde

bakacağın tek bir yer var:

kendi için.

“İçine baktığında, bunu sevgiyle yap.”

 

www.izmirliahmetkaya.com

 

- alıntı -

16/6/2009

THE RECONNECTION - TEKRAR BAĞLANTI

Kategori: YASAM



THE RECONNECTION – TEKRAR BAĞLANTI

RECONNECTIVE HEALING – TEKRAR BAĞLANTI ŞİFASI



Tekrar Bağlantı (The Reconnection™),

kendi öz gerçeğimiz ile   bağlantımızı yeniden oluşturan, varlığımızın tüm parçalarına   ulaşmamızı sağlayan ve tüm evrenle bağlantı kurmamıza yardım   eden beşinci boyut yeni enerji şifası'dır.

Uygulayıcı ellerini kullanarak beşinci boyut enerjisini alıcının   enerji bedenine aktarır, alıcıya dokunması gerekmez. Seans süresince kişinin akupunktur meridyenleri boyunca


Axiatonal çizgiler

hatlarının evrensel bağlantısını sağlayarak tüm sübtil/fiziksel


Enerji Bedenlerimiz 

bedenlerin şarj olmasına, negatif duygu ve düşünce kalıpların temizlenmesine, duygusal ve ruhsal düzeyde yenilenmesine yardımcı olur.

Tekrar Bağlantı Şifasını ® geliştiren ve dünyaya tanıtan Dr. Eric Pearl dür. Dr. Eric 2 ay ömür biçip ameliyat etmeye değmediğini söyledikleri pankreas kanseri olan bir hastanın Tekrar Bağlantı Şifasını ® uygulamasıyla tümörünün tamamen eriyip yok olma deneyimine aracı olan kişidir.

 

Tekrar Bağlantı Şifası ®, atletik performansın pekiştirilmesinde ve Olimpik rekabet düzeyinde iyileşme durumlarında kullanıldı. Birçok kişi Tekrar Bağlantı ® frekanslarına tabi tutulan sakatlanma ve yanıkların daha hızlı iyileştiğini belirtiyor.

Kirlian fotoğrafçılık yöntemi ve diğer ölçüm araçları, iyileşme sırasında güçlü önce/sonra enerji imza değişikliklerine işaret ediyor. Sadece 2 dakikalık bir seans sonrası kişinin aurasındaki


seans öncesi - seans sonrası

değişim şaşırtıcı derecede olumludur.

Çeşitli kanser türleri, AIDS-bağlantılı vakalar, Kronik Yorgunluk Sendromu, Multiple Sclerosis, epilepsi, eklem/mafsal rahatsızlığı, doğumdan kalma fiziksel bozukluklar, beyin felci v.b., bu frekansların gerektiği gibi uygulanması sonucunda iyileştiği bildirilen rahatsızlıklar arasında yer alıyor ama bunlarla sınırlı kalmıyor.

Şifa verilişi sırasında frekanslara ilişkin güçlü fiziksel kanıt var.

Çalışmalar, şifa verilişi sırasında, yüksek frekans enerji emisyonunun absorbe edildiğini gösteriyor. Şifa verilişi sırasında hastalar bir dizi irade dışı fiziksel tepki veriyor. Yürütülen çalışmalar, hastaların beyin dalga kalıplarının, şifayı veren kişinin kalp hareket kalıplarını değiştirdiği veya ona uyum gösterdiğini ortaya koyuyor

Bu frekanslarda yıllarca çalışmanın deneyimlerine göre, birçok kişi 1-3 seans arasında belirli bir derecede şifa alabiliyor. İyileşme Tanrı'nın lütfu olarak, uygun bir anda aniden gerçekleşebilir. O an tek bir seansla, seanstan bir gün sonra veya bir ay sonra da gelebilir. En iyi sonuçlar, aralarında en az bir gün olmak üzere üç seans sonrasında elde edilebilir. Seanslar arasında birkaç gün bırakmak, şifanın tam biçimini alması için uygun bir alan sağlar.

Şu da var ki, birçok insan sadece tek bir seansta da yeterince şifa alabilmektedir.

 

Özel Seans:

Size özel tekrar bağlantı şifası terapistiniz ile teke tek yapılan seanstır. 30-45 dakika sürer. Ücret: 99 USD

 

Kişisel Bağlantı :

Tekrar bağlantı (The Reconnection )  uygulaması mevcut akupuntur çizgilerimizin doğrudan üstbenlik ile bağlantılı açık uçlu hatlara ( aksiyatonel hatlar ) uzatılmasına yönelik bir çalışmadır.. Uygulama birbirini takip eden birer günden toplam 2 günde tamamlanır. Seanslar 40-60 dakika sürer.

Ücret: 333 € (Euro)

 

 

 

Önemli not: Bu çalışma kapsamında The Reconnection ve Reconnective Healing’le ilgili kişiler sağlık problemlerinin teşhisi yada tedavisi konusunda hiç bir iddiada bulunamaz, söz yada garanti veremez. Tıbbi tedavi ve kontrollerinizi takip etmek sizin sorumluluğunuzdadır.

 

 

 

Ahmet Kaya

TEKRAR BAĞLANTI ve TEKRAR BAĞLANTI ŞIFASI uygulayıcısı

Tel: 0555 310 00 70 reconnection@izmirliahmetkaya.com
www.izmirliahmetkaya.com

2/6/2009

KRISTALLER VE DOGAL TASLARIN FAYDALARI

Kategori: YASAM



KRISTALLER VE DOGAL TASLARIN FAYDALARI

TASLARIN ETKILERI

Kristalleri ve dogal taslari

 temizlemenin en bilinen iki yolu

toprak ve deniz tuzudur.

 

Ametist:

 Ametist, endokrin ve bagisiklik sistemini kuvvetlendirir, kani temizler ve enerji verir. Bilinc seviyelerini aktive eder, yatistirici etkisi vardir. Meditasyonda etkili olarak kullanilan bir tastir ve tepe chakra ile ilgilidir. Aktivasyon alanlara bu tasi temizlik ve pozitif enerji icin kullanmalari ve baskalarina da bu ozellikleri icin enerjisini gondermeleri onerilir.

Kuvars Kristali :

Duygusal olarak dengeleyici etkisi vardir. Beyin fonksiyonlarini uyarir ve dengeler. Kisinin cevresinde olusan negatif enerjiyi yok ettigi gibi pozitif enerji toplar,aktive eder, biriktirir, gecirir. Korunma,nazar, cep telefonunun ve bilgisayarin yaydigi radyasyondan etkilenmemek amaciyla da kullanilir

Sari Yesim:

Sindirim sistemine iyi gelir, bagimliliklardan kurtulmak icin faydalidir. Keyif ve mutluluk getirir. Zeytin Yesimi:

 Romatizma, migrenler, uyku sorunlari ve yaralara iyi gelir. Bedenin enerji dengesinin saglanmasina yardim eder.

Bal Yesimi:

 Pasif insanlara harekete gecme gucu verir, neseyi arttirir ve yorgunlugu alir.

Beyaz Yesim:

 Gozlerle ilgili sorunlara iyi gelir. Bir konuda en iyi karari vermeniz icin yardim eder.

Mavi Yesim:

 Sabir verir, sinirlardan kurtulmaya ve ozgur hissetmeye yardim eder. Gevseten ve sukunet veren bir tastir.

Yesil Yesim:

 Korku ve endise duygularina iyi gelir.Toksin maddelerin vucuttan atilmasini saglar. Denge ve sifa verici etkileri bilinmektedir.Adalet,cesaret ve mutevazilik verdigine inanilir.

Lavanta Yesim:

 Duygusal acilari ve hayal kirikliklarini iyilestirmek icin kullanilir. Kisinin kendisini sevmesine yardim eder.

Siyah Yesim:

 Ureme organlari ile ilgili sorunlara iyi gelir. Zekayi ve algiyi arttirir. Eski Maya ve Aztek kulturlerinde cok kullanilan bir tastir.

Sitrin:

Tedavi edici enerjinin meydana cikmasini saglar. Kendine guveni guclendirir.Bobrek, kolon, cigerler, hazim organlari ve kalp icin yararlidir. Enerji vermek ve canlandirmak icin kullanilir. Refah ve zenginigi cekmek icin programlanarak kullanilir.

Bantli Agat ( Banded Agate):

Negatif enerjilerden korunmak, stresten kurtulmak ve enerjiyi yukseltmek icin kullanilir.

Siyah Agat:

 Kemik iligi ve allerjiler icin faydalidir.Menepozda yardimcidir.Hamilelik ile ilgili sorunlara iyi gelir.  Negatif enerjileri ve kotu sansi uzaklastirmak icin kullanilir.

Blue Lace Agate:

 Bogaz,akcigerler ve deri ile ilgili sorunlarda kullanilir. Ofkeyi azaltir,iletisim yetenegini arttirir, sezgileri gelistirir. Iletisimde incelik, akicilik ve guclu hitabet verir.

Sari Agate:

 Mide ve sindirim sistemi sorunlarina iyi gelir. Denge,canlilik ve keyif verir. Kendinizi desteksiz ve yalniz hissettiginiz zamanlarda kullanabileceginiz bir tastir. Eski caglarda bu tasin cocularin daha erken yurumesini ve ogrenmesini sagladigina inanilirdi. Geceleri iyi ruya gormek ve iyi uyumak icin de kullanilir.

Yesil Agate:

Sevgi, uyumluluk, kalp sorunlarinin iyilesmesine destek olucu etkisi vardir.

Moss Agate:

 Hayatinizdaki gercek hazineleri kesfetmek icin kullanilir. Insani kontrol eden derin ve korku ve blokajlari temizler. Bu tas yeni baslangiclarin tasidir. Lenflerle ilgili sorunlara, gripal problemlere iyi geldigine inanilir.

Kirmizi agate:

Kan ile ilgili hastaliklarin iyilesmesine yardim eder. Yasaminizda degisim yapmak istediginiz zamanlarda sizi desteleyen bir enerjisi vardir.

Lapis Lazuli:

Zihinsel olarak aciklik ve berraklik ve veren bir tastir. Hafizayi guclendirir ve kisiye guven verir. Iletisim yetenegini guclendirir ve sosyal fobi durumlarinda etkilidir.Iskeleti kuvvetlendirir, tiroit bezlerini harekete gecirir.Tansiyon dengeleyici etkisi vardir.

Seraphinite:

Aurayi ve meridyenleri temizler. Ozellikle kalp chakrasina cok iyi gelir. Bu tas melek taslari kategorisindeki taslardan biridir. Beyin ve sinir hastaliklarinda faydalidir.

Apatite:

 Kemikler, kikirdaklar ve disler ile ilgili saglik sorunlarda faydalidir. Yuksek tansiyon icin kullanilir. Karmasa, hayal kiriligi ve ofkeye iyi gelir. Diyet yapanlarin istahlarini keser.

Kaplan Gozu:

 Sindirim sistemine cok iyi gelen bir tastir. Ayni zamanda sinirsel olarak olusmus agrilari azaltir ve sinirleri yatistirir.Dalak, pankreas ve kolon icin faydalidir.Kisinin bagimlilik duygularini azaltir. bir ortamadaki gerilimi ve stresi azaltir. Odaklanma ve konsantrasyona iyi gelir. Is arkadaslari ve calisanlarla iliskilerin guzel olmasina yardim eder.

Howlite:

Bedende kalsiyum dengesinin saglanmasina yardim eder ve disler icin iyidir. Gevseme, sakinlik ve uykuda derinlik verir. Programlandigi zaman basarili olmak icin etkili olarak kullanilan bir tastir.

Lepidolite:

 Bagisiklik sistemini kuvvetlendir, sinir sistemini yatistir ve DNA'i yeniden yapilandirmak icin kullanilabilir.O, alerjileri rahatlatabilir, alzeimer,siyatik, uyusma gibi sorunlar icin kullanilabilir. Ayrica elekromanyetik kirlilik icin kullanilir. Lepidolite, olumsuzlugu dagitir, bogaz, kalp, ucuncu goz chakralarini aktif hale getirir. Bu tasin enerjisi cok etkili ve gucludur.

Aventurin:

Aventurin tasi hucre yenileyici ve genclik verici etkilere sahip bir tastir.Hayal kuranlarin tasi olarak da tanimlanir ve kisinin hayallerini gercege tasimasinda etkilidir. Yaslilikla savasmakta etkilidir.Aventurin nese sacici bir tastir ve kullanimi ile hem kullanan kisiye hem de onun cevresine nese duygulari getirir.

 Hematit:

Kan dolasimi duzeninin saglikli olmasina yardimcidir. Enerji verici ve canlandirici etkisi vardir.Anemi, kalp, bobrek ve karaciger hastaliklari, cardio-damarlarla ilgili zayiflik, adet kramplari,uykusuzluk, bacak kramplari gibi sorunlarda faydalidir. Cesaret veren hematit kararsizlik cekenler icin cok faydalidir.

Pembe kuvars:

 Kalp ile ilgili sorunlarda yardimcidir. Duygusal acilari iyilestirmek, hayal kirikliklarini asmak ve korkuyu azaltmak etkileri vardir. Duygusal sifa icin en etkili tastir ve kalp chakrasini aktif hale getirir. Dogru programlandigi takdirde sevgiyi hayatiniza cekmenize yardim eder.

Kiwi Tasi:

Astral seyahat icn faydalidir. Elektromanyetik ve cevresel kirlilik icin etkilidir. Yin- yang dengesini kurar.

Unakite:

 Nekahat doneminde destekleyicidir. Cildin yenilenmesine ve saclarin uzamasina yardim eder. Kronik hastaliklarda destekleyicidir. Imgeleme yetenegini gelistirir ve odaklanmaya yardim eder. Hastaliklarinizin,sorunlarinizin gercek nedenini anlamaniza ve bu nedeni sifalandirmaniza yardim eder.

Obsidyen:

Depresyona ve karamsarliga iyi gelir. Kaygiyi azaltir ve bilincaltindaki negatif duygulari temizler. Stresi azalttigi ve bagirsaklara iyi geldigi de bilinmektedir.

Ay tasi:

Ay tasi, 'Yin''in enerji titresimine sahiptir. Kadinlarla ilgili her turlu saglik sorununda kullanilabilir (kisirlik, adet sorunlari, cinsel hastaliklar gibi) Eski caglardan beri, bircok insan, bu tasin ayni sekilde, verimlilik ve cocuk dogurmayla yardim ettigine inanmistir. Dogru programlama ile bu amac icin etkili olarak kullanilmaktadir. Esneklik, hosgoru ve disillik verir. Sezgileri guclendirecek etkisi vardir.

Sodalit:

 Sezgileri arttirici ve ilham verici etkisi vardir. Nazardan ve negatif dusuncelerden koruduguna da inanilir. Sakinlestirici bir tastir ve bas agrilarina iyi gelir.

Kirmizi lal:

 Insana zindelik veren ve kundalini enerjisini etkileyen bir tastir. Kadinlardaki regl duzensizliklerine ve sorunlarina iyi gelir. Kani temizler ve kan dolasimini hizlandirir.

Kirmizi Kalsit:

Kirmizi kalsit enerji verme ve beden temizligi tasidir. Kirmizi Kalsit stres ve yuksek tansiyonu azaltir, yorgunluk ve yorgunlugu olusturan dengesizlikleri giderir. Kirmizi Kalsit yardimlari, sevgiyi ceker ve  kapali bir kalbi acmaya yardim eder.

Turkuaz:

 Barisin ve ahengin tasidir. Tasiyan kisilerin sifa yeteneklerini arttirir.Bagisiklik sistemine iyi gelir. Iletisimleri kolaylarlastirici etkisi vardir. Etkili konusmaya ve sarki soylemeye yardim eder.Psychic Saglik, Sezgileri gelistirme icin de kullanilir. Bunalima, strese ve kafa karisikligina iyi gelen bir etkisi vardir

Malakit:

Kisiye guclu oldugu duygusu verir. Fiziksel acilardan kurtulmak icin kullanilir.Nese ve canlilik veren etkisi vardir. Bedene uyum verir, organlarin ahenk icinde calismasina yardim eder ve bas donmesinde olumlu etkiler yapar. Eski caglarda kazalardan koruduguna inanilirdi. Dogru programlama ile iste terfi etmek ve basarili olmak konusunda da kullanilabilir.

Aragonite:

 Duygulari dengeler, eski acilarin ve bilincaltina atilmis acilarin sifalanmasina yardim eder. Solar pleksus chakraya iyi gelir. Kisinin enerji alanindaki dengesizlikleri giderir.

Amazonite:

Sezgi, psisik gucler, yaraticilik, akil gucu ve psisik yetenegi arttirir. Sinir sistemini sakinlestirerek stresi azaltir ozsaygiyi gelistirir. Duygusal rahatsizliklari iyilestirme ve duygusal travmanin etkilerini giderme etkileri vardir.

Labradorite:

 Olumlu degisimi baslatir, endise ve kuruntulara iyi gelir. Illuzyonlarin arkasinda gercegi aciga cikarmakta gucludur. Hayal gucunu uyarir ve fazla aktif bir akli sakinlestirir. Metabolizmayi duzenler, hormonlari dengeler ve adetle ilgili sorunlari rahatlatir. Aktivasyon alanlar yukaridaki tum alanlarda etkili olarak bu tasin enerjisini kullanabilir veya baskalarina gonderebilirler.

Fluorit:

 Dusunceleri netlestirir,zihni dinlendirir. Rahatsizlik veren mantiksiz dusuncelere iyi gelir.Projelerin gerceklestirilmesi icin destek verir.

Kirmizi Jasper:

Seks,sindirim ve bosaltim sistemi hastaliklarinda sifa verici etkisi vardir. Kok chakra ile ilgili bir tastir. Cesaret verir ve yasamimizdaki zorluklarla savasmamizi saglar. Stresi azaltici etkisi vardir.

AQUAMARINE:

 Bobrekleri kuvvetlendir, karaciger, dalak, tiroit sorunlarina iyi gelir.  korkular ve fobileri gidermekte etkilidir. Ilham, sakinlik ve rahatlik duygulari verir.

Charoite Stone:

 Charoite, bir "Donusum tasidir. Ofke ve korku gibi negatif duygulari, pozitif duygulara donusturur. Bas agrilari, karaciger problemleri, alkolun yol actigi sorunlar,kalp problemleri, goz problemleri ve sinirlerle ilgili sorunlarda faydalidir

Chalcopyrite:

3.goz aktivasyonu icin kullanilan bir tastir. Vizyon gorme ve 3.goz ile ilgili butun yetenekleri arttirir.

Pyrite:

Pyrite, mukemmel bir enerji kalkanidir. Negatif enerjileri kullanan kisiden ve evinden uzak tutar. Asagilik komplekslerini yenmeye yardim eder ve kisiye degerlilik duygusu verir.   Melankoliye ve zihinsel bunalimlara iyi gelir.  Fiziksel olarak,Pyrite, enerjiyi artirir ve yorgunlugu yener.

 Rhodonite:

 Merkezi sinir sistemi, tiroit bezi, vucut refleksleri, hipofiz bezi ve pankreasa fayda saglar. Hafizayi gelistirir ve zihinsel uretkenligi arttirir. Kalp ve kok chakralarini dengeler. Fiziksel ve duygusal her turlu travmayi rahatlatir.

Sugulit:

 Beyin yarimkurelerini dengelenmesine yardim eder ve kalbi kuvvetlendir. Bu tas, psisik yetenekleri arttirir, yuksek benlik ile baglanti ve ruhsal rehberlik almak icin faydalidir. Kendini affetmek,kendine inanmak ve dusmanligi gidermek icin kullanilabilir.

Serpentine:

Kundalini'nin yukselisinde yardimci olabilir.Bedenin enerjisini yukseltir ve sifa kanalini genisletir. Seker hastaliginda yardimci olabilir.

Chrysocolla:

Kan sorunlari karaciger, bobrek, ureme organlari, dalak, kas kramplari gibi sorunlarda faydalidir. Kisinin kendisini ve baskalarini sevmesine ve anlamasina yardim eder. Meditasyon icin cok verimli kullanilabilir.

Angelite:

 Sakinlik, guvenlik duygusu ve rahatlik veren bir tastir. Ogrenmek konusundaki yetenegi arttirir. Melek calismalari yapanlarin kullandiklari bir tastir. Manevi gelisim ve yukselme konusunda yardim eder.

Selenite:

Melek taslarindan biridir ve melek baglatilari icin kullanilir. Tepe ve 3.goz chakralarini dengeler. Sakinlik, huzur ve rahatlik verir. Psisik bilgi almayi saglar, ruyalarda yardimcidir. Meditasyon icin cok ideal bir tastir.

Kyanite:

 Negatif enerjiyi giderir, sadakat, durustluk ve mutlulukla kullanan kisinin yasamini doldurur. Ofke ve kargasayi engeller,sinirleri sakinlestirir, kotu dusunceleri engeller. Parlak ruyalar ve imgeleme yetenegi verir.

Pietersit:

 Gerektigi zaman hayir demeyi ogreten bir etkisi vardir. Hayattaki firtinali donemlerde, bu donemlerin kolay atlatilmasi icin destekleyici etki yapar.

Moldavit:

Empatiyi, merhameti ve anlayisi arttirir. Manevi butumeye ve ruhsal gelisime destek olur. Yasamda olumlu degisimler olusturur ve surprizler hazirlar.

Black Tourmaline:

Kok chakrayi dengeler, elektromanyetik alanlari temizler. Eski caglarda kara buyuleri geri puskurmek icin insanlar uzerinden tasilardir. Simdi ise aura temizligi ve negatif enerjilerden korunmak icin kullanilmaktadir.

Dumortierite:

Hafizayi arttirir, zihinsel gelisimi destekler ve yeni bir seyler ogrenmede yardim eder. Ayrica disiplin ve kisa zamanda cok sey ogrenmek icin kullanilir.

 

Reikiturk.com

http://www.reikiturk.com

 

1/6/2009

TEMMUZ DA KİTAPÇILARDA....

Kategori: TDG


 

TANRI’NIN DOĞUM GÜNÜ

Yeni versiyon…

 

Yeni versiyon çıkana kadar, eski versiyonun tekrar basılmamasına karar verdim dostlarım. 1 ay kadar piyasada kitap sıkıntısı yaşanabilecektir çünkü kitaplar hemen hemen tükenmiş durumda. Gemileri yaktık iyice. Daha iyi böyle. Ara ara, kitaba eklenenler konusunda bilgi vereceğim. Yer kaldığı ölçekte, ‘örtü’ gibi yazılar kitapta, yeni versiyonlarıyla yer alacaklar. Birçok kişiden sorular istemiştim. Soru-cevap konusu, benim kontrolümde yürümüyor.

 

Yani, zihnim  içeride yer alan

konubaşlıklarına hakim değil.

Çok sürpriz konular,

hiç düşünmediğim konular giriyor.

20-25 sayfa sadece Dona’nın anlatımıyla

 Cumhuriyet tarihi var…

Bugün içinden geçmekte olduğumuz

siyasi süreç konusunda

müthiş rahatlattı beni.

Bugün dedim ki,

haldır haldır yazıyorum olmaz,

oturup kendim okuyacağım

tadını çıkaracağım biraz…

Sonra da şöyle demek zorunda kaldım.

 Bunları okuyunca hazdan pelte gibi oluyorum.

En iyisi ben yazmaya devam ediyim :)

 

Aklıma gelenlerden,

Daha önce günlükte konusu geçmişti,

 kitapta Eşcinsellerle ilgili

şok açıklamalar var.

Öyle böyle değil.

Kitabı okurken

küçük dillerimizi bağlamamız gerekebilir.

Bu yeni bilgilerde

çok farklı bir zekâ katmanı var.

Herkesin geçmiş 19 Mayısı kutlu olsun ben kaçtım :)

 

BuRAK özDEMİR

 

1/6/2009

MÜSLÜMAN MISINIZ ? ABD-İ MEMLÜK MÜ ?

Kategori: YASAM



Müslüman mısınız ?

abd-i memlûk mu ?

 

BAŞLIĞI şöyle de atabilirdim:

"Abd-i memlûktan

özgür bireye geçmedikçe..."

"Abd-i memlûk" tâbiri,

Kur'an'ın en hayatî

kavramlarından biridir.

Kur'an'ın, insan onuruna

aykırı bularak eleştirdiği

 "abd-i memlûk olmak" nedir?

 

Abd-i memlûk; sözlük anlamıyla,

"birilerine mülk olmuş,

eşyalaşmış köle kişi" demek.

Eşyaya dönüştürülmüş,

 kullaştırılmış insan demek.

 

Daha doğrusu, abd-i memlûk,

 insan kılığında eşya demek.

 

Abd-i memlûk'un iğretiliği, bönlüğü,

yaratıcılıktan, özgürlükten,

isyan ve direnişten uzaklığı

bakın nasıl eleştirilmiş:

"Allah şöyle bir örnekleme yaptı: Hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının eşyası durumunda bir kul/köle ile bizden bir güzel rızıkla rızıklandırdığımız ve ondan gizli-açık dağıtan bir kişi. Bunlar aynı olur mu?!"

"Allah şöyle bir örnekleme de yaptı: İki adam; birisi konuşmaz; hiçbir şeye gücü yetmez; efendisi/yöneticisi üstünde sadece bir yük. Efendi onu nereye gönderse hiçbir hayır getiremez. Şimdi bu adam, dosdoğru bir yol üzerinde bulunup adaleti özendiren kişi ile aynı olur mu?"

(Kur'an, Nahl, 75-76)

 

İslam dünyasının biricik derdi ve belası bu:

Kula kulluk.

 

Ve daha büyük belası da şu:

 Kula kulluğu

Allah'a kulluk sanmak...

 

İslam dünyası, abd-i memlûk olmaya tahammülü kader bilen bir buçuk milyarlık bir kitle. Parası var, nüfusu var, toprakları çok değerli, tarihi, kültürü zengin, dini mükemmel... Ama kahır ve sefaletten kurtulamıyor. Boyunduruk altında. Ezik ve perişan...

 

Neden? Sebep tek:

 İslam dünyası,

abd-i memlûk olma illetinden kurtulamıyor.

Bu illet, acayip bir illet.

 Bir illet ki, devası, sadece ona tutulanın elinde.

 Derdi çekenin kurtulmaya,

acı ilacı içmeye karar vermesi şart.

Aksi halde, dünyanın hiçbir doktoru,

isterse lokman hekim olsun, çare bulamaz.

 

Kula kulluğu din yapanların

din diye dayattıklarını

 uygar dünya ilkellik,

barbarlık olarak görüyor.

Sonra da siz kalkıp bu dünyadan

"Bize ve dinimize saygı gösterin!"

diye talepte bulunuyorsunuz.

 

Aklımızı işletmediğimizin bir kanıtı da bu...

"Gerçek şu ki, Allah, bir toplumun yüz yüze geldiği şeyleri, onlar, birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmez." (Kur'an, Ra'd, 11)

 

İslam'ın

"Allah dışında hiçbir kuvvete

 ve kişiye teslim olmamak"

anlamına geldiğini

ve bunun her şeyden once

 tarikat şefi sahtekârlara teslimiyeti

sona erdirmek olduğunu kitleler kavramadıkça

 herhangi bir "değişim"den söz etmek,

hayalden öteye geçemez.

Cumhuriyet esasen budur,

sadece bilgisayarı bol okullar açmak değil.


Yaşar Nuri Öztürk

21/5/2009

ÖZGÜRLÜĞÜN HİKAYESİ - ŞEMSİYE MARTİN...

Kategori: YASAM



Plaj Şemsiyesi Marti’nin

Özgürlük Hikayesi…

 

Şimdi, size Maldiv’lerde dilden dile yayılmış bir bir halk masalı anlatacağım. İlginçtir, Maldiv adaları diyince akla hep deniz, güneş ve kum gelir. Oysa, orada müthiş bir kültürel zenginlik vardır. Gidenler iyi bilir. Birazdan anlatacağım hikaye, ben anlatıyorum diye söylemiyorum müthiş bir hikaye. Bir kumsal masalı olmasına rağmen, dokunaklı bir mesajı var.

 

Efendim hikayemiz, Maldiv’in ünlü Rosemba kumsalında geçmekte. Dünyanın tek kaplıcalı kumsalı olan Rosemba,  insanların taptıkları bir ortamdır. Bir insan kendini kuma gömdüğünde, kumun altında kendisine masaj yapan doğal bir jakuzi bulduğunda tapmaz da ne yapar?

İşte bu müthiş, daha doğrusu dışarıdan öyle görünen ortamda büyümüştür Marti. Bir plaj şemsiyesidir o. “Büyüme”sinden kasıt da, kumsal müşterilerinin onun boyunu bir uzatıp, bir kısaltmasıdır. Anlayacağınız, gerçekte ne uzayan ne de kısalan bir hayatı vardır plaj şemsiyesi Marti’nin. Doğma büyüme Maldiv’lidir ve cennet gibi bir ortamda cehennem hayatı sürmektedir.

Mutsuz bir şemsiye çocuktur o. Tek ideali, tek rüyası gömüldüğü kumdan kurtulmak ve bir sörf yelkeni olmaktır. Yıllardır seyrettiği o denizin nerelere uzandığını o kadar merak ediyordur ki oysa… Özgür olmak. Tek isteği budur. Kavurucu Maldiv güneşinin altında kendisi sıcaktan erirken, aşağısında uzanan zengin kadınları soğutma görevini yerine getirmiştir hayatı boyunca.

Hem mutsuz olduğu bir işi yapmakta hem de dimdik ayakta durmak zorundadır. Çünkü, gölgeliği biraz sarktığı anda, aşağıdakilerden biri onu yönetime şikayet edecek ve Marti’yi depoya kaldırtacaktır. Bu da sörf yelkeni olma hayalinin karanlığa gömülmesi demektir. İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte kollarını uzatırcasına kasmaktadır kendini. Zavallı plaj şemsiyesi Marti. Özgürlük uğruna sabretmektedir o…

Diğer plaj şemsiyeleri onunla bol miktarda dalga geçmekte ve onu deli etmek için ona martı demektedir. Masalımızın idealist kahramanı bu plaj şemsiyesi, bir gün özgürlüğe hayatında hiç olmadığı kadar yaklaşır. Ayağına pranga gibi vurulan su bidonuna benzer tüp, birgün sürtünme yüzünden delinir. Delinince damlata damlata su kaybetmeye başlar. 2 ay sürer içindeki suyun boşalması. Marti, kimsenin bu durumu farketmemesi ve tüpü değiştirmemesi için dualar etmektedir. Tüp boşalınca, prangalarından kurtulacak ve serbest kalacaktır zira. Hava karardığı anda, kendini Maldiv’in sert gece meltemine bırakacak ve denize açılacaktır.

Herşey yolunda gitmektedir. Sonunda tüp boşalır, akşam olur ve sert rüzgar sahneye çıkar. Marti, denize doğru yaklaşır. Yavaş yavaş… Sessizce. Tıpkı bir sörf yelkeni gibi. Denize 3 metre yaklaşmıştır artık. Çığlık atmamak için kendini zor tutmaktadır.

İşte tam o anda plaja, 120 kilo ağırlığında bir adam gelir. Şezlongunun üzerinde soğuk sandviçini unutmuştur. Marti’ye ilişir gözü. Durumu farkeder ve görevlilere ihbar eder hemen. İnsaniyet namına. Kumsal sorumlusu derhal gelir. Marti’yi boğazından tuttuğu gibi o karanlık şemsiye mezarlığına götürüp atar. Yıllarca orada kalır zavallı şemsiye. Birgün kumsala çıkacağının hayalini kurarak. O gün bir türlü gelmez. Maldivlerde müebbet hapis yatmaktadır artık o. Öldüğünden kimselerinin haberi bile olmamıştır…

 

[Kıssadan hisse:

 

Tutsaklığın öyküsü, insanı etkiler, hüzünlendirir.

Kendi özgürlüğünün yasını tutuyor olduğu için.

İnsan Marti’lerde kendisini görür.]

 

buRAK özDEMİR

www.burakozdemir.org

 

21/5/2009

ANLAMLI BİR ÖYKÜ... FARKINDA MISINIZ ?

Kategori: TDG

 

Ateş ve insan… Anlamlı bir ÖYKÜ…


Yüzyıllar önce, dünyanın ücra köşelerinden birinde bulunan bir adaya ateş, geç de olsa gitmişti. Bu adada dört ayrı kabile bulunuyor, adanın dört köşesinde birbirlerinden kopuk yaşamlarını sürdürüyorlardı.
Adaya yakın bir kara parçasında öğrencileriyle birlikte yaşayan bir bilge bu adaya gezi düzenlemeye karar verdi. Bir gemiye bindiler, zor bir yolculuktan sonra adaya ayak bastılar.

Birinci kabileye ulaştılar.
* Bu kabilede ateşi sadece rahipler kullanabiliyordu. Bunun kendilerine verilmiş bir kutsal armağan olduğuna diğerlerini inandırmışlardı. Sadece rahipler ısınıyor ve sıcak yemek yiyordu, diğerleri donuyor ve çiğ et yiyordu. Bilgenin öğrencilerinden biri “ben burada kalacağım ve bütün insanların ateşten faydalanmalarını sağlayacağını” dedi. Bilge ve diğer öğrencileri onu orada bırakıp yollarına devam ettiler,

ikinci kabileye geldiler.
* Bu kabiledeki insanlar ateşin ilahi bir güç olduğuna inanmışlardı ve ateş yakmaya yarayan bütün araçlara tapıyorlardı. Ama ateş yakan yoktu.Bir öğrenci “ben de burada kalıp bunlara ateş yakmayı öğreteceğim” dedi, orada kaldı, diğerleri yola devam edip

 üçüncü kabilenin yaşadığı yere geldi.
* Bu kabilede, bir zamanlar ateşi adaya getiren adamın totemleri yapılmış ve her yere yerleştirilmişti. Halk ona tapıyordu. Birkaç kuşak öncesi ateşi görmüş, getiren adamın tanrı olduğuna karar verilmiş ve bu inanç yerleşmişti. Ama sonra kimse ateş yakmaya teşebbüs etmemişti.Öğrencilerden biri de ben burada kalacağım dedi,

diğerleri dördüncü kabilenin köyüne yöneldi.
* Dördüncü kabile de ateş yakmıyor ama ateş hakkında yayılmış abartılı söylentilere inanıyordu. Ateşin kendisi bir tür tanrı yerine konulmuştu. Ateş yakmayı kimse bilmiyor ama hep ateşin gücü hakkında hikâyeler anlatılıyordu.Başka bir öğrenci de bu köyde kalmak istedi.


Bilge ve öğrencileri adayı biraz daha dolaşıp dört köyde kalan öğrencileri almak için tekrar aynı yolu izleyerek geri döndüler.
Birinci köydeki öğrenci konuşmaya başlar başlamaz rahiplerce suçlanmış, bir yabancıya inanacağına kendi rahiplerine inanan halk da öğrenciyi yakalayıp yakmıştı.


İkinci köydeki öğrenci, halkın tapındığı aletleri kullanarak ateş yakar yakmaz halk korkmuş, tapındıkları nesnelerin böyle kullanılmasına infial göstermiş ve öğrenciyi öldürmüşlerdi.


Üçüncü köydeki öğrenci, bir insanın totemine tapmanın yanlışlığını belirterek söze başlayınca hemen öldürülmüştü.


Dördüncü köydeki öğrenci de ateşin gerçekte ne olduğunu anlatmaya başladığı anda öldürülmüştü.
Bilge ve kalan öğrenciler gemiye döndüler, denize açıldılar.

Bilge bu ada gezisinin sonucunu şöyle özetledi:

 


“Öğretmek bilmekten çok daha zordur.

Bilmek istemeyenlere,

bilgiye direnenlere bir şey öğretmek de en zorudur.

Cahiller bildiklerine inanırlar

ve yeni bilgilere direnirler.

Ama aynı zamanda bir huzursuzluk içindedirler,

bu yüzden de gerçekten bilen insanlardan nefret ederler;

onları yakarlar, öldürürler…”



THE RECONNECTION
www.izmirliahmetkaya.com
BİLGİ İÇİN ZİYARET EDİNİZ



Ahmet KAYA

17.10.1955  de İzmir’de dünyaya geldi.

İlköğrenimini Tuğsavul İlkokulun’da ve Şirinyer Ortaokulu’nda tamamladı.

Daha sonra Gökçeada Öğretmen Okulu’ndan 1975 yılında mezun olarak ,

ilk görev yeri Erzurum / Tortum’ a gitti. Çanakkale / Yenice ve Muş / Bulanık’ ın köylerinde çalıştıktan sonra 1980 askeri darbesinin ardından İzmir / Torbalı’da ve Merkez köylerinde görev yaptı.

11 yıllık öğretmenlik yaşantısını sonlandırarak , 1986 yılında meslekten ayrılıp

dayısı Ahmet Hamdi Tınmaz’ın desteği ile – elektronik malzeme satışı, otamasyon ve yazılım ile ilgili – HATEL Ltd. Şti.’ yi kurdu.

Hala şirkette üretim müdürü olarak görev yapmaktadır.

1978 yılında evlendiği ruh eşi Deniz Kaya ile yaşamını sürdürmektedir.

Onur Uğur Kaya ( Kamu yönetimi ) , Öner Kaya ( Bilgisayar Mühendisi ) ,

 Nurhan Özlem Kaya ( öğrenci ) olmak üzere üç çocuk sahibi olup ,

bir de gelini Özge Kaya’dan olma yaşam pınarı Ayhan Ege Kaya adında torun sahibidir.

2000 yılından buyana ezoterik ve şifa yöntemleri konularına ağırlık vermiş

ve Ruhsal yaşam ile ruhsal yaşantı üzerine araştırmalar yapmıştır.

NEDEN “ Sorusunun cevablarını buRAK özDEMİR’in yazdığı

Tanrı’nın Doğum Günü kitabında ,

NİÇİN  “ sorusunun cevabını Dr. Micheal Nevton’un yazdığı 

Ruhların Yolculuğu kitabında ,

NASIL “ sorusunun cevabınıda Dr. Eric Pearl’ün yazdığı

Tekrar Bağlantı – TheReconnectionkitabında bulmuştur.

2007 yılında üç kez üst üste okuduğu Tekrar Bağlantı kitabının etkisiyle

İstanbul’dan Nilgün Sarar ile tanışımış, yazışmış ve seminer ile ilgili ilk bilgilere ulaştıktan sonra İstanbul’da yapılan Doug De Vito ve Nilgün Sarar’ ın sunduğu

2009 – 9-10 mayıs Tekrar Bağlantı Şifası I., II. aşama  ve 11- 12 mayıs The Reconnection-Tekrar Bağlantı III. aşama seminerlerine katılarak

hem Tekrar Bağlantı Şifasını hem de Tekrar Bağlantıyı uygulayan

uygulayıcılar arasına katılmıştır.

Tekrar Bağlantı Şifası ve Tekrar Bağlantı seminerlerinde başta Doug De Vito olmak üzere Nilgün Sarar, Claudine Y. Kurtz, Adam Seavey ve Dr. Bronwyn Lakay’dan eğitim almış ve çok büyük destek görmüştür.


En çok beğendiği söz:

BAZI ŞEYLERİ ANLAMAK ZORDUR,

MUCİZELER KENDİNİ ANLATIR.

www.izmirliahmetkaya.com

 

« Önceki — Sonraki »
Siteni Ekle Hit Kazan