
MERAK EDENLERE 28 EKİM 2011

Bu perspektiften bakıldığında görüyoruz ki
döngüsel dönüşümlerin sonuna
ve evrenin en yüksek kuantum seviyesine yaklaşıyoruz.
Bu durumda mantıken yaşadığımız
ekonomik düşüş takvimin
daha önce ki Gecelerinde yaşadığımız gibi
sadece bir “durgunluk”
veya “geri çekilme” olmayacaktır.
Bu gerileme aslında
ekonominin döngülerinin sonunun başlangıcıdır.
Maya takviminin zaman döngülerini incelediğimizde
ve Gecelerde ki ekonomik daralmaları
göz önüne aldığımızda,
ekonomik döngülerin
nasıl sona ereceğine dair bazı tahminler yapabiliriz.
Büyüme ekonomisini
aşağı çeken ilk dalga
Beşinci Gece ile geldi ve büyümede,
borsa değerlerinde
ani bir düşüşe yol açtığı gibi
işten çıkarılmalar ve hacizler arttı.
Biz şu anda böylesi Geceler arasındayız,
Altıncı Gündüzde aynı süreçler
daha yavaş bir hızda devam ediyor
ve hatta geçici olarak tersine dönebilir.
Altıncı Gecenin başladığı tarih olan
8 Kasım 2009’a doğru
ekonomik gerilemenin güçlenmesini
ve Amerikan Dolarının çökmesini
ve buna bağlı olarak dünyada kurulu
para sisteminin çöküşünü bekleyebiliriz.
Pek çok olay böylesi bir etkinliği tetikleyebilir
ama önemli olan bunu ne tetiklerse tetiklesin,
kaldı ki bu bir politik olay olabilir,
sonuçta Altıncı Gecenin enerjisinin
bir sonucu olacaktır.
Aklıma gelmişken bu Altıncı Gündüzün
ikinci yarısında ki
yeniden doğuş enerjisinin
neden bu kadar önemli olduğunu da açıklamaktadır.
Böylesi bir çöküşün ne anlama geleceğini
ancak hayal edebiliriz
ancak sanıyorum herkes
bunun günlük hayatlarımıza yansımasının
çok güçlü olacağı konusunda hemfikirdir.
Zorlukların çok fazla gelmesinden dolayı
pek çok insanın
Yaratılışa inancını kaybetmesi
veya cezalandırıldığımızı düşünmesi
sözkonusu olabilir.
Ben buna farklı bakıyorum:
Galaktik Altdünya’nın bilinci
gezegen için önceden planlanan
bir koruma mekanizmasını
uygulamaya koyuyor
ve öncelikle büyümeyi durduruyor,
tıpkı bir kanser doktorunun
bir iyileşme olmadan önce
yapması gerektiği gibi.
Şimdi belki fark ettiğiniz üzere
Maya takviminin son tarihi tartışması
önemli bir konu haline geliyor
çünkü gelecekle
nasıl bağımızı kuracağımız buna dayanıyor.
Bu ne saç yoldurtan türden
akademik bir tartışma
ne de sorumsuz bir Yeni Çağ fantezisidir.
Kanıt temelli Maya son tarihi olan
28 Ekim 2011’i savunanlar,
aslında Altıncı Gece ile gelecek olan
daha derin bir ekonomik kriz için
insanların hazırlık yapmasını öğütlüyorlar.
21 Aralık 2012 hakkında konuşanlar ise
mantıkları ile tutarlı bir şekilde
gelecekte ki bu fantezi sahnesine
yansıtma yapmaya devam ediyorlar.
Bu kişilerin aslında söyledikleri şey şu:
“Kendinizi şimdi
Yeni Dünya için hazırlamayın!
21 Aralık 2012’de
değişim gelene kadar bekleyin!”.
Çünkü onlar bu tarihten önce ki
kuantum sıçramalarının farkında değiller.
Son tarihi tam olarak bilmek
insanlar için son derece büyük bir öneme sahip
çünkü bu şimdiki anda
hangi kuantum sıçramasını yaşamakta olduğumuzu
bilmenin tek yoludur.
21 Aralık, 2012 tarihini savunanlar
basitçe modaya ayak uydurup
kendilerini öne çıkarma çabasındalar
(ve bir takım ürünler satma peşindeler).
Bence artık bu kişilerin yaptıklarından dolayı
başkaları için nasıl bir sorumluluk taşıdıklarını
fark etmeleri gereken zaman geldi.
Büyük ihtimalle bu yüzden
Maya takvimi ve 21 Aralık 2012 tarihi ile ilgili çekilen
ve kesinlikle insanların kafasını karıştırmak için yapılan
ilk Hollywood filmi
Kasım 2009’ta gösterime girecek,
yani Altıncı Gece başladığında.
Sonrasında hâkim olan medya
21 Aralık 2012 tarihini
gerçeği çarpıtmak için kullanacak
ve elbette ki bu oyuna katılmak isteyenler olacak.
Bu durumda Maya takvimini
onunla uyumlanmayı imkânsız kılan
geç bir tarihe yansıtmanın
kimin işine yaradığını görmek oldukça kolaydır.
Kurulu olan uluslararası para sistemi
Altıncı Gecede çöktüğünde
gidilebilecek iki yol olacak.
Birinci yolda bankalar,
kâr ve büyümenin olmadığı
sokakta ki insanın organize ettiği
yeni bir ekonomiye geçilecek
ve bu yenidünyada
hâkimiyetin yeri olmayacak.
Uluslar arası para sisteminin çöküşü
özellikle de tüm borçların
donmasına yol açacağından
gerçekten tamamıyla eşitçi,
gönüllü ortaklaşmaya dayalı
ve açgözlülüğün dünyayı yok etmeyeceği
bir dünyayı yaratma potansiyelini taşıyor.
Bu tabii ki bir azınlığın kârı için
organize edilmiş
ve insanların ihtiyacındansa
soyut değerlere yönelinen
bir banka ve para sistemini dışarıda bırakıyor.
Yine de evrensel plana göre böylesi bir Yeni Dünya’nın uygulamaya konmasının dirençle karşılaşmamasını beklemek çok naifçe olur diye düşünüyorum. Bazı insanlar diğerleri üzerinde kurdukları güçlere tutunmak isteyeceklerdir.
Pek çok kişi için
mevcut olan
insanın insana hâkimiyeti düzeninin
düşüşü şoke edici olacaktır,
çünkü bu alışageldikleri güven içinde
yaşanan bir dünya deneyimini bozacaktır.
Bankacılar,
hükümetler,
medya kuruluşları
ve dünya çapında hüküm süren kurumlar
tek bir yeni dünya para birimi
oluşturmaya çalışacak
ve egemenliklerini sürdürmeye çalışacaklardır
ve buna da çok iyi hazırlanmış olduklarını düşünüyorum.
Bilhassa insanlar
kanıta dayalı Maya takviminin farkında değillerse
ve bu zor dönemin
yeni bir dünya yaratmak için
gerekli sürecin bir parçası olduğunu görmezlerse
bu durum gerçek olacaktır.
Ancak ben yaklaşan
Evrensel Altdünyanın
yeni bir birlik bilinci getireceğini
ve sırf varoluşun mutluluğunun
ve var olan her şeyi
olduğu gibi kabul ederek
sevgi ve şefkat duyma halinin
geleceğine ikna oldum.
Yani belki her şey
eski ekonomi açısından
“daha iyi” olmayacak,
ancak hayat daha eğlenceli olacak
çünkü daha yeni bir bilinç seviyesi sayesinde
dünyanın farklı bir şekilde algılanması
mümkün olacaktır.
Bu yüzden önümüzde ki yıllarda gerçekleşecek,
görünüşte çelişkili görünen gelişmelerin
kafa karışıklığı bizleri bekliyor.
Buna hazırlığın kritik bir parçası ise
en azından insanlara
evrimin ritmini isabetli bir şekilde gösterecek olan
ve 28 Ekim 2011’de biten,
kanıta dayalı Maya takvimi bilgisidir.
Bu yüzden önümüzde ki dönem için
ortaya çıkan vizyon ne
“dünyanın sona ereceği”
ne de
“hepimizin mutlu şekilde uçacağıdır".
Bunun yerine biz
geleceği anlamak için elimizde ki
en iyi delillere dayanan
oldukça karmaşık bir senaryo görüyoruz.
Bunun Vahiyler Kitabında anlatılan
“Yeni Kudüsün” zorlu doğum senaryosu ile
çok benzerliği vardır.
Bu kitapta anlatıldığı gibi
Yeni Dünya herkes için değildir
ve ona tahammül edebilmek için
kişinin kesinlikle manevi güce
ve bütünlüğe ihtiyacı vardır.
Bu tartışmaya
dini bir hava katmak istemiyorum
ama kesin olan bir şey var ki
bu yeni dünyaya adım atmak isteyen herkes
samimi bir şekilde hakikati aramalı
ve basite kaçan açıklamalardan kaçınmalıdır.
alıntı
derki.com